"Hayır, hiç de değil! Hırsızı, düşmüş kadını, aldanmış bir budalayı anlatın, anlatın ama insanı da unutmayın. Sizin için insan diye bir şey yok mu? Yalnız kafanızla yazmak istiyorsunuz. Düşünmek için kalpsiz olmak gerekir, sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen adama el uzatın, mahvolan bir adamın haline ağlayın, onunla alay etmeyin. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendiniz gibi bakın."
...
"İşte o zaman yazdıklarınızı okurum, önünüzde eğilirim. hırsızı, düşmüş kadını anlatıyorlar da insanı unutuyor veya anlatmıyorlar. bu mudur sanat, bu mudur bulduğunuz büyük edebiyat? kötülüğü, çamuru gösterin ama, rica ederim, buna edebiyat demeyin."