Bizlere başkaları tarafından sunulan bir geleneğin, kasten ya da farkında olmadan cahili olduğumuz bir geleneğin, bizi nasıl şekillendirdiğinin ayırdına varmıştım. Yegâne amacı başkalarını insan değilmiş gibi göstermek, canavarlaştırmak olan bir söyleme sesimizi ödünç verdiğimizi kavramaya başlamıştım. Ne de olsa o söylemi beslemek çok daha kolaydı, ne de olsa eldeki gücü korumak, insanın gözüne daima izlenmesi gereken yolmuş gibi gorünürdü.
Tyler benim cankurtaranımdı. Yıllar yılı kafamda bir son sığınak, duvara kıstırıldığımda tutup çekebileceğim bir kumanda kolu olarak yaşamıştı. Şimdi o kola asılmış, hiçbir işe yaramadığını anlamıştım. Meğer bir işlevi yokmuş.
Yetişkinlere hitap eden çocuk kitaplarını çok seviyorum. Beni bazen çocukluğumdaki o heyecanlı hayal dünyasına götürüyor, bazen çocukların duygu dünyasına bir anne ve bir öğretmen olarak farklı bakış açıları geliştirmemi sağlıyor. Harry'nin her şeyden bihaber olarak küçük yaşta yaşamak zorunda kaldığı zorluklar, o evden tabiri caizse kurtulduğunda yaşadığı heyecanlar ve mutluluklar insanın hem içini buruyor hem de vicdani duygularını kamçılıyor. Bunun yanı sıra dostluğun önemini, herkesin göründüğü gibi olmadığını, kişilere ve olaylara önyargıyla yaklaşmamak gerektiğini de çok iyi anlatıyor. Dumbledore'un bilge konuşmaları daha çok olsaydı keşke dedim sadece. Herkesin anlayacağı dilden felsefe yapmak her yiğidin harcı değil sonuçta.