..insanların çoğu ya egemen olma tutkusunun saçmasapan takıntılarıyla yaşamlarını sürdürüyorlar ya da tersine tam bir ezilmişlik içinde eksiksiz bir silinmişliği, eksiksiz bir edilginliği yaşıyorlar.
...bizim iyileşmez korkularımız var. Korkularımızın büyük bir bölümü bencilliklerimizden kaynaklanır ve bencilliklerimizi besler. Bencilliklerinden kurtulabilmek bilgeleşmekle olasıdır...
Kentlerin merkezleri pırıltılıdır. Çeperlere doğru gittikçe mutsuz luk görünümleri artmaya başlar. En dışta yoğun yoksunlukların çizdiği garip ve acıklı tablolar vardır. Varoşlar özellikle sorunludur: buralarda değerler çok zaman yaşamın acımasız akışı altında dağılır gider. Siya set adamları toplumun sorunlarıyla içli dışlı görünseler de onlarla halk arasında sağlam bir kopukluk vardır. Herbiri bir bölgenin sorumlusu durumunda olan siyasetçiler zaman zaman halka umut aşılamaları ya parlar ve bununla yetinirler. Halkın durumu hiç mi hiç değişmez. Bir gün güzel günler gelecektir. Ne zaman? Onu siyaset adamları başta olmak üzere kimseler bilmemektedir. Burada siyaset adamlarına çokça yüklenmenin de bir anlamı yoktur. Her toplum kendi bilinç koşullarında değerler yaratır.
Demokrasicilik oyunu dünyanın her yerinde pek güzel oynanıyor ve bu oyunun sonucunda mutsuz kitleler sonu gelmez sefilliklerini sürüyerek yaşam koşullarına uymaya çalışıyorlar.