Cengiz hanın hikayesini yazarın incelediği bir çok belgeden sonra yazdığını düşünerek almıştım kitabı. Ama yazar inceleme yaptığı belgelere dayanarak Moğolistan'ı gezerken Cengiz Han'ın yaşamını anlatıyor. Bence bu yüzden kitap akıcı bir kitap olmaktan çıkıyor. Fazla detayla karşılaşan okuyucuyu yoruyor. (tabi bu benim gözlemim bana sıkıcı gelen size gelmeyebilir.) Kitap sıkıcı ve yorucu olsa da yine de dağarcığınıza katacağı bir çok bilgiyle dolu. Bu kitaptan Moğolların Cengiz Han zamanında Budist olduklarını, 13 ve 14 yüzyıllarda bazı Hanlıkların Müslümanlığı kabul ettiklerini öğrendim. Yılkı atlarını önceleri sadece etleri için avlandıklarını daha sonra kuvvetlerinden yararlanmak için atları evcileştirdiklerini öğrendim. Cengiz Han’ın bir ünvan olduğunu asıl isminin Timuçin olduğunu, Moğolların çocuk doğduğunda, ona esir alınan son kişinin ismini verdiklerini ve Müslüman olmadıkları halde çocuğun kulağına ismini söylediklerini öğrendim. Her şeyden önemlisi Cengiz Han'ın mezarının nerede olduğunun kesin olarak bu gün bile bilinmediğini öğrendim. Sarıp sarmalamadı okuma hızımı düşürdü ama merak duygumu uyandırdığı için okuma sürem uzasa da sabırla bitirdim kitabı... Merak edip dağarcığınız bilgi katmak isterseniz kitabı okuyun derim ben..
TutuşanlarHasan Polat
#ki̇tapyorumu #hasanpolat #tutuşanlar
Değişim her zaman önce korkuturdu.
64 sayfa
@hasan.polat.5832 Hikayeleri ve öyküleri ilmek ilmek işleyerek akıcı ve güzel bir kitap yazmış!
İki kardeş, iki yol…
Yanmakta olan sadece toprak değil.
Biri cesur biri akıllı olan iki kardeş
Timuçin ve Kutay…
Küçük yaşlarından beri keşfetmeyi ve öğrenmeyi seven iki kardeş hayalleri ve hedefleri yönlerinden birbirilerinden farklıdır…
İki kardeşi büyüdüklerinde zorlu
mücadeleler bekliyordur…
İki kardeş köylerini kurtarmak için mücadele etmiştir!
Kitap kısa ama hayal gücü ve başarı
hikayeleri oldukça etkiliydi!
Hikaye ve öykü kitapları okumayı
seviyorsanız tavsiyemdir!
Bilgelik bazen sessiz kalmak değil,
Merhabalar
Bugün sizlere Sabahsız Geceler kitabının devam kitabı olan Zamansız Rüzgar ile geldim.
Zamansız Rüzgar, Cihan’ın kalp kırıklığıyla başlayan ama giderek çok daha büyük olayların içine sürüklendiği bir devam kitabı olmuş. Sevdiği kadın Burcu’nun başka biriyle nişanlanması Cihan’ı derinden sarsıyor. İçine kapanıp acısını yaşamayı seçse de hayat onun için bambaşka bir yol hazırlıyor.
Tam her şey bitti derken, en beklenmedik destek Burak’tan geliyor. Entelektüel ve güçlü duruşuyla Burak, Cihan’ın hayatında önemli bir yere yerleşiyor. Ancak bu süreçte Tolga ve Tayfun gibi isimlerin varlığı, olayları daha karmaşık ve gerilimli bir hale getiriyor.
Cihan’ın ailesi de hikâyede oldukça etkili. Ağabeyi Timuçin ve kuzenleri Füsun, Cihan’ın yeni hayatına karşı dururken; küçük kardeşi Rabia ve arkadaşı Meral, onun yanında yer alıyor. Bu karşıtlıklar Cihan’ın hem aile içinde hem de dış dünyada ciddi bir mücadele vermesine neden oluyor.
Burcu’nun yaşadığı trajediler ailesinin ölümü, nişanlısı tarafından aldatılması ve mafya bağlantılı karanlık olaylar kitabı yalnızca bir aşk romanı olmaktan çıkarıp daha dramatik ve gerilimli bir noktaya taşıyor. Cihan’ın Burcu’yu görmek için evden çıktığında askerler tarafından durdurulması ise kitabın en çarpıcı sahnelerinden biriydi.
Genel olarak Zamansız Rüzgar, sadece bir aşkın değil; sadakatin, ihanetin, aile bağlarının ve güç savaşlarının anlatıldığı yoğun bir hikâye. Cihan’ın duygusal gelgitleri ve Burcu’nun yaşadığı yıkım oldukça sarsıcıydı. Yer yer karanlık ama merak uyandıran, temposu giderek yükselen bir devam kitabı olmuş.
Merhabalar
Yıllar önce okuduğum bir kitap ile geldim sizlere.
Sabahsız Geceler.
"Kaybedilen savaş yeniden kazanılır mı? "
Sabahsız Geceler, bir dönemin siyasi atmosferi içinde şekillenen gençlik idealleri, değişim ve hayal kırıklıkları üzerine kurulmuş çarpıcı bir roman.
Cihan Dönemin militan gençlerinden biri olan Cihan bilgisi, hitabeti ve karizmasıyla çevresindeki gençleri etkileyen, adeta örnek alınan bir idealisttir. Özellikle kardeşi Timuçin, onu bir abi değil, bir yol gösterici gibi görür. Ancak Cihan’ın iki yıllık Almanya süreci her şeyi değiştirir.
Cihan’ın dönüşü, başta Timuçin olmak üzere ailesini ve çevresini şaşkına çevirir. Çünkü artık karşılarında eski Cihan yoktur. Almanya’da yaşadıkları, düşünce dünyasını derinden sarsmış; sorgulayan, farklı bir bakış açısı geliştiren birine dönüşmüştür. Bu değişim en çok Timuçin’i yaralar. Onun gözünde Cihan, davasından uzaklaşmış, ideallerini terk etmiş biridir. Bu hayal kırıklığı zamanla öfkeye ve nefrete dönüşür.
Ablaları Rabia, Cihan’daki değişimi daha olgun karşılar. Onun artık daha bilinçli, daha derin düşünen biri olduğunu fark eder ve destek olur. Öte yandan akraba kızları Füsun, Cihan’ın dönüşümünü kabullenmekte zorlanır; eski hayallerinin yıkıldığını hisseder.
Roman boyunca ideolojik tartışmalar, örgüt içi çekişmeler, dostlukla ihanet arasındaki ince çizgi ve bir dönemin perde arkası cesurca anlatılıyor. Yazar, sadece siyasi bir hikâye sunmuyor; aynı zamanda “değişmek ihanet midir?” sorusunu da okurun zihnine bırakıyor.
Benim yorumumla; Sabahsız Geceler, bir insanın fikirsel dönüşümünün çevresinde nasıl sarsıcı etkiler oluşturduğunu çok gerçekçi anlatıyor.
İyi geceler 1k ailem,
Bugün size ilginç bir hikaye kitabı incelemesiyle geldim. Bir kadının yaşadıklarını okuyacağınız bu kitapta kah Aydın için üzülecek Şule'den nefret edeceksiniz. Bir atasözü aklınıza gelecek okurken bir adamı eşi vezirde eder, rezilde eder. Ne çektin be Aydın yanlış aşkın sonucu ölmek olmamalıydı. Belki ölüm Aydın için kurtuluştu. Kim bilebilir ki :((
Bir de Ayla'mız var. Kadın olmak zor bu ülke de dercesine satırları okuyacağınız. Her bir sayfa da azmi ,acıyı göreceksiniz. Hani hep deriz ya coğrafya kaderdir diye Ayla o kaderi kabul etmeyen bir kadın , Timuçin ile yolları denk gelince kadının da bir insan olduğunu, erkek kadar hakları olduğunu öğrenip savaş veren biri .
Kısacası sayfa sayısı az içindekiler dolu dolu olan bu kitabı herkes okumalı diyorum .
"Unutmayın, mutluluğu bulmak ; bazen beklemek ve bazen de içsel huzuru keşfetmekle başlar"Sayfa 75
"Hayatta kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan , etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürür ya da bize bir şey öğretirler." Sayfa 16
Kitapla kalın dostça kalın
Evet gelelim serinin 2. kitabına.
1. kitabın sonunda Tevfik Tuğrul bir uçak kazası geçirmişti. Öleceğini düşündüğü için de arkadaşı Serdar'a hem ailesiyle hem de Ceyhan'la ilgili vasiyet gibi bir konuşma paylaştı. Bu konuşma sonucunda da Ceyhan'ın abisi olan komutanı Ceyhanla arasındaki ilişkiyi öğrenmiş oldu. Zaten abisinin ikisini ayırmak gibi bir düşüncesi yoktu ama en azından Tuğrul bunu itiraf ettikten sonra komutanına karşı vicdanı rahatladı. Çok şükür ki uçak kazası sonrasında kendini hem fiziksel hem de duygusal olarak toparlayıp tekrar görevinin başına döndü.
Tevfik Tuğrul askeri lise için evden ayrıldığında henüz çok küçüktü ve orada Serdar'la arkadaş oldular. Birbirlerini ailelerinden daha çok gördükleri ve birbirlerine canlarını emanet ettikleri için arkadaşlıkları gerçekten de çok güçlüydü.
Bundan sonrası SPOİ isteyen okumasın.
Serdar'ın ebedi filoya gitmesi beni çok hazırlıksız yakaladı. Evet daha öncesinden Tuğrul'a bir konuşma yaptı “Şehit olursam karım Verda'ya iyi bak, arkamdan ağlamayın” dedi. Ama yine de şehit olacağını beklemiyordum. Serdar her zaman bir kız babası olmayı hayal ediyordu. Hayali gerçek oldu evet karısı Verda hamileydi bir kızları olacaktı ama Serdar bunu hiçbir zaman göremedi. Tuğrulsa en yakın arkadaşı ve kardeşi olan adamı kaybettikten sonra yıkılsa da sorumluluk bilinci ile görevine devam etti. Her sevincinde üzüntüsünde paylaşmak için yanında Serdar'ı aradı.
NATO tatbikatına gittiklerinde oradaki yüzbaşıyı Serdar'a benzetmesi, filodaki bir uçağın kenarındaki izi gördüğünde Serdar'ın uçağını hatırlaması bunların hepsi bana Serdar'ın yaşadığını düşündürmüştü ve öyle de oldu. Meğerse Serdar NATO ile birlikte bir göreve katılmış ve 5 yıl boyunca Serdar'ı ölü olarak gösterdiler ama sonunda ailesine geri döndü çok şükür.
Diğer bir