tulay egri

tulay egri
mühendis
sistm uzmanı
ankara
80 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 08:37
Masalları sever misiniz? Ama bazı masallar güzel bitmez… Cümbezin Kızı, Ülkü Demiray’ın kaleminden çıkan ve 2023 Emine Işınsu Roman Ödülü’nü kazanan çok çarpıcı bir eser. İngiliz sömürge döneminde Kıbrıs’tan kaçırılarak Filistin ve Ürdün’e satılan yaklaşık 9 bin kız çocuğunun acı dolu hikâyesini, Hatice karakteri üzerinden masalsı bir anlatımla gözler önüne seriyor. Bu kitap; yazgısına boyun eğenlerin, kederine alışanların, yok sayılanların hikâyesi… Ahh Cümbezin Kızı, seni tanıdığıma ne kadar da memnunum… Hatice’nin yaşadıkları, masalsı bir dilin ardına gizlenmiş sert bir gerçeklik taşıyor. Yer yer sarsıcı, yer yer derin bir hüzünle örülü ama bir o kadar da akıcı bir anlatım… Kıbrıs’ın yakın tarihine ışık tutarken, kadınların ortak acısını da görünür kılıyor. Dil, din, coğrafya fark etmeksizin kadınların taşıdığı yük ne kadar da benzer… Kıtlık, sılaya özlem, anne hasreti… ve daha nicesi. O dönemde 9 bin kız çocuğunun adeta bir eşya gibi satılması, yaşadıkları eziyetler… İşte bu, hayal etmesi bile zor olan ama yaşanmış bir gerçek. İnsan okurken donup kalıyor. “Bunu birileri gerçekten yaşadı” düşüncesi insanın içine ağır bir yük gibi çöküyor. Bu kitap sadece bir roman değil, aynı zamanda bir yüzleşme. Masalsı anlatım ilk başta bir yumuşaklık hissi veriyor ama aslında bu, anlatılanların sertliğini daha da görünür kılıyor. Okur, kendini bir masalın içinde sanarken bir anda tarihin en acı gerçeklerinden biriyle baş başa kalıyor. Bence kitabın en güçlü yanı da burada: Hem kalbe dokunuyor hem de uzun süre zihinden çıkmıyor.
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20241,955 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 14:13
Kent Haruf’un yazdığı ve sinemaya aynı adla uyarlanan Ruhların Sonbaharı, yalnızlık, yaşlılık, yas tutma ve mutluluğu paylaşma üzerine sade ama derinlikli bir roman. Yetmişli yaşlarında iki insanın, yalnızlıklarını birbirleriyle paylaşmalarını anlatıyor. Cinsellik beklentisi olmadan, aynı yatakta saf ve dürüst bir şekilde kendilerini tanımaları; “insanlar ne der” kaygısını geride bırakıp hayatlarının sonbaharında yeniden baharı bulmaları, kitabın en çarpıcı yanlarından biri benim için. Addie ve Louise’in birbirlerine hayatlarını açtıkları, geçmişte yaptıkları hataları anlattıkları, üzüntülerini, yaslarını ve vedalarını nasıl yaşadıklarını okuyoruz. Kitabı bu kadar etkileyici kılan unsurlardan biri de anlatımın büyük ölçüde karşılıklı sohbetler üzerinden ilerlemesi. Bu diyaloglar, hikâyeyi daha samimi, daha gerçek ve daha dokunaklı kılıyor. Ruhların Sonbaharı, büyük olaylara yaslanmadan, küçük anların gücüyle okuru etkileyen bir roman. Kent Haruf, yaşlılığı bir “son” olarak değil; cesaret, kabulleniş ve yeniden bağ kurma ihtimali olarak ele alıyor. Addie ve Louise’in ilişkisi romantik olmaktan çok insani; tam da bu yüzden sarsıcı. Kitap, yalnız kalmaktan değil, yalnız ölmekten korkan insanlara sessiz bir umut sunuyor. Gürültüsüz, iddiasız ama uzun süre akılda kalan bir hikâye. Bittiğinde insanda şu duygu kalıyor: Paylaşmak için hiçbir zaman geç değil.
Ruhların SonbaharıKent Haruf · Dedalus Kitap · 20261,177 okunma
2/10
·496 syf.··
2025 29. kitabı
Gerçek hayatta “Konkatsu Katili” olarak bilinen dolandırıcı ve seri katilin davasından esinlenen Asako Yuzuki’nin Tereyağı romanı, Japonya’da kadın düşmanlığı, takıntı, aşk ve yemeğin sınır tanımayan hazları üzerine çarpıcı ve rahatsız edici bir keşif sunuyor. Kısaca kitaba değinmek gerekirse; zengin ve yaşlı iş adamlarını yaptığı yemekler ve sergilediği anaçlıkla baştan çıkaran, ardından onları öldürdüğü iddia edilen gurme aşçı Kaji Manako, yakalandıktan sonra basınla konuşmayı reddetmesi ve kimseyi kabul etmemesiyle büyük merak uyandırır. Hırslı gazeteci Rika, bu sessizliği bozmayı ve davanın ardındaki gerçeği ortaya çıkarmayı kafasına koyar. Ancak asıl soru şudur: Rika, Kaji’yi konuşturmaya ikna edebilecek midir, yoksa o da yemeğin hazzı ve bastırılmış arzuların cazibesiyle kendi iç dünyasında kaybolup gizli benliğiyle mi yüzleşecektir? Okuru ağır bir dil ve yoğun bir Japon yemek kültürü anlatısı bekliyor; buna hazırlıklı olmak gerek. Romanın satır aralarında bastırılmış kadınlık, kadının toplumdaki yeri, kariyer mi annelik mi ikilemi gibi kadınların evrensel sorunları işleniyor. Anneysen iş hayatında geri planda kalırsın; çalışan bir kadınsan kilona, kıyafetine, tavrına dikkat etmen gerekir; evdeysen kusursuz sofralar kuran bir hizmetçiye dönüşmen beklenir. Kısacası, bastırılmış kadınlık her ülkede benzer biçimlerde karşımıza çıkar. Tereyağı, ele aldığı temalar bakımından önemli ve düşündürücü olsa da anlatım dili ve tekrar eden yemek betimlemeleriyle yer yer yorucu bir okuma deneyimi sunuyor. Etkileyici bir fikir güçlü bir kurguya dönüşememiş hissi bırakıyor. Bu nedenle, evet; okumazsanız büyük bir şey kaybetmezsiniz. Aynı temaları daha derinlikli ve daha edebi bir tatla işleyen, çok daha güçlü romanlar var.
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025416 okunma
10/10
·848 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
Büyülü gerçekçilik deyince akla gelen yazarların başında elbette Haruki Murakami geliyor. Yazarın geçmişi de enteresan; bir caz barı işletirken yazarlığa başlıyor fakat altyapısı oldukça sağlam. Amerikan edebiyatı ve Rus edebiyatından etkilenen Murakami, bu izleri kitaplarına da taşıyor. Müzik bilgisi ise şaşırtıcı derecede geniş. Romanlarında karşımıza çıkan kitap ve film referanslarını duyunca insanın hoşuna gidiyor; “Aa, bunu okumuştum!” ya da “Bunu not alayım, ileride mutlaka bakayım,” dedirtiyor. Murakami’den okuduğum ikinci kitabım bu. İlki Sahilde Kafka idi. Ucu açık bir sonu olmasına rağmen beni derinden etkilemişti ve tuhaf şekilde içine çekmeyi başarmıştı. Şimdi de Kumandanı Öldürmek ile “İyi ki okumuşum,” dedim. Ancak belirtmek isterim ki cinsel birliktelik sahneleri, Murakami’de sıkça olduğu gibi, bu kitapta da tüm çıplaklığıyla yer alıyor. Roman, ilk birkaç sayfadan sonra sizi hızla içine çekiyor ve gizem perdesi yavaş yavaş aralanmaya başlıyor. İsimsiz bir anlatıcıya sahip kahramanımız, başarılı fakat kendini bulamamış bir ressam. Bir dağ evinde, kendi iç sesini ve yaşam amacını ararken karşılaştığı gizemli olaylar ve kişiler, hem yalnızlığıyla yüzleşmesine hem de hayattaki gayesini sorgulamasına vesile oluyor. Güçlü metaforların ve gerçeküstü öğelerin iç içe geçtiği bu romanda; ünlü bir ressamın yarım kalmış aşkını, aile bağlarını, insanların sakladığı sırların ağırlığını ve bazen bazı gerçekleri bilmemekle korunabileceğimizi görüyoruz. Çünkü kimi zaman bilmek, hiç tahmin etmediğimiz kadar ağır bir yük olabilir. Sahi… Gerçeği her ne pahasına olursa olsun bilmek mi isterdiniz? Yoksa bilmemek, düzeninizin bozulmaması açısından daha mı hayırlı olurdu?
Kumandanı ÖldürmekHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,282 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Maggie O’Farrell – Esme Lennox Nasıl Yok Oldu Hamnet’in ödüllü yazarı Maggie O’Farrell’in kaleminden çıkan Esme Lennox Nasıl Yok Oldu, nefes kesici anlatımı, sürükleyiciliği ve alışılmadık yazım tarzıyla okuru hemen etkisi altına alıyor. Üç kadının kendi yaşam kesitlerinden anlattığı hikâye, karakterleri gözümüzde canlandırırken yaşanan trajediler karşısında insanlığımızı sorgulatan bir derinliğe sahip. Olayları zihnimizde canlandırdıkça kalbimiz kırılıyor; “Ben olsam bu acıyla nasıl başa çıkardım?” sorusu zihnimize kazınıyor. O’Farrell, bize ait olmayan bir ailenin hikâyesi üzerinden, başkalarının acılarından beslenebilmenin o sarsıcı yönünü gözler önüne seriyor. Ve en kötüsü, bu haksızlığın bazen kendi ailemizin içinde filizlenebildiğini hatırlatıyor. Kısa bir özetle: 1930’lu yılların İngiltere’sinde, toplumsal cinsiyet normlarına sıkı sıkıya bağlı bir ailenin asi ve farklı kızı Esme, toplumun “uygun” gördüğü kalıplara sığmıyor. Üç kadın kahramanın gözünden anlatılan roman ilerledikçe, bu ailenin geçmişini örten sır perdeleri birer birer aralanıyor. Bu kadarını bilmek bile kitabı elinize almak için yeterli değil mi?
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,931 okunma