Tomris İnce

Kadınla erkeğin yan yana gelemediği, birbirleriyle görüşüp konuşamadığı memlekette aşk olmaz," dedi iddialı bir havayla. "Neden biliyor musun? Çünkü erkekler uygun bir kadın görür görmez, iyi-kötü, güzel-çirkin, hiç bakmaz, haftalardır aç kalmış hayvanlar gibi üzerine atlarlar. Hepsinin alışkanlığı budur. Sonra da bunu aşk zannederler. Böyle bir yerde aşk olur mu? Sakın kendini kandırma.
Sayfa 422·Kitabı okudu
Reklam
Yıllar önce Merhamet Apartmanı'ndaki dairenin anahtarım isteyince sana anahtarı verdim, ama babanın zayıflığı sende de vardır diye seni uyardım, 'Aman dikkat et,dedim. Demedim mi? Oğlum beni hiç dinlemedin. Peki, bu senin kabahatin, Nesibe'nin ne günahı var diyeceksin. On yıl oldu, sana bu işkenceyi kızıyla birlikte yaptığı için Nesibe'yi hiç affedemem.
Sayfa 422·Kitabı okudu
Bizim vakamız, 19701i yıllarda İstanbul sosyetesinde genç kızların evlenmeden erkeklere çok fazla güvendikleri yolunda güçlü bir uyarı olmuştu anlaşılan. Evlendirecek kızları olan anneler, anlatılanlar doğruysa, kızlarına çok dikkatli olmalarını, o günlerde bir de bizim yüzümüzden telaşla öğütlemişlerdi. Ama kendimi fazla önemsemeyeyim. İstanbul sosyetesi o kadar küçük ve kırılgan bir dünyaydı ki, insan başına gelenlerden, küçük bir aile arasında olduğu gibi çok da derin bir utanç duyamazdı.
Sayfa 341·Kitabı okudu
“Sekiz yılda Füsunlarda yüzlerce film ve dizi seyretmiş olmalıyım; ama Füsunla, Keskinlerin eviyle ilgili her türlü küçük ayrıntıyı, en saçma şeyi bile çok iyi hatırlayan ben, bu filmler, diziler, milli bayramlarda yapılan tartışma programları ("İstanbul'un fethinin dünya tarihindeki yeri"; "Türklük nedir ve nasıl olmalıdır?"; "Atatürk'ü nasıl daha iyi anlarız?" gibi şeyler) ve televizyonda seyrettiğimiz başka yüzlerce, binlerce programı kısa bir süre sonra tamamen unuturdum.”
Sayfa 334·Kitabı okudu
Hikâyemin bu çok önemli noktasına dikkat çekmek için, aynı şeyi başka bir örnekle anlatayım: Kadın-erkek ilişkilerinin daha açık olduğu, kaçgöç, mahrem gibi şeylerin olmadığı modern bir Batı toplumunda, ben haftada dört-beş kere Keskinlerin evine gitsem, tabii ki herkes en sonunda benim oraya Füsun'u görmek için geldiğimi kabul etmek zorunda kalırdı. O zaman da kıskanç koca beni durdurmak zorunda kalırdı. Bu yüzden de öyle bir ülkede, ne ben onları görebilirdim ne de Füsun'a olan aşkım yaşadığım biçimi alabilirdi.
Sayfa 293·Kitabı okudu
Reklam