Yıllar sonra Dr. Mükerrem Sarol’a Adnan Menderes o günlerden hatırlayabildiklerini şöyle anlatıyordu:
“Melike’nin anneme benzediğini söylerlerdi, onu kaybetmek beni yapayalnız bıraktı, artık bu dünyada babaannemden başka hiç kimsem kalmamıştı. Onun yeri küçücük kalbimde; baba, ana ve kardeş olmuştu.
Sana ne söylesem ne anlatsam öksüzlüğümün, yalnızlığımın ruhumda yarattığı melâli tam tamına aktaramam.”[1]
“Biz bu memlekette hürriyet ve demokrasiyi kurmaya çalışan ve bu hislerle iktidarda bulunan kimseleriz. Biz bu memlekette iktidar vazifesinin mihnetli, dikenli zahmetli fakat o derece şerefli olduğuna kaniiz.
Biz ancak ne ikbalin, ne paranın ne pulun ve ne de safanın peşindeyiz. Biz ancak vatandaş ihtiyacından, vatandaş vicdanından nebean edecek arzuların tahakkuku peşindeyiz."
Adnan Menderes
Göklerin, yerlerin Rabbi; bir mutlu saniye uğruna hayatımın bu gününü harcadım! Bütün ömrüm bir mercimek çorbasına fedadır! Yakarışlarımı bari bu sefer, duy!..