Başta aşk olmak üzere tüm dünyasının yıkılışı yanında, dergiciliğin ve aziz kamuoyunun iflası çok da önemli sayılmazdı. Brissenden dergiler konusundaki yargılarında tamamen haklıydı ve Martin bunu anlamak için boşuna zor yıllar geçirmişti. Dergiler aynı Brissenden'ın dediği gibiydi, fazlası vardı, eksiği yoktu.
Para, o anda alabileceği şeyler dışında hiçbir şey ifade etmiyordu. Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği olmayan bir gemiydi. Kendi akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Ama Brissenden hep bir muamma olarak kaldı. (...)Kimdi, neydi, Martin asla öğrenemedi. Geçmişi olmayan; geleceği önündeki mezardan, bugünüyse içindeki canhıraş hayat ateşinden ibaret bir adamdı.