Huşusu değil sadece tezahür eden bu güçlerin,
patikalar değil sadece, akşam çayırları değil,
değil sadece, geç vakit fırtına sonrası nefes alan berraklık ,
değil sadece, yaklaşan uyku ve bir sezgi, akşamları...
En az onun kadar,
sen de çağırırdın, - henüz kendini göstermeyen
sessiz sevgilin, duysan da seni , içinde usulca doğsun
bir cevap ve dinlerken, dinlerken ısınsın diye,-
yüreklenen duygularının tutuşturduğu duygudaşın.
Dil dökmek yok artık, dil dökmek yok, olgunlaşan ses,
çığlığının hakkını ver; gerçi kuşunki gibi berraktı çığlığın,
yükselen mevsim onu havalandırırken, neredeyse unutup
sadece tek bir yüreği değil, ölmeye yazgılı bir hayvanı ,
enginlere,
derin göklere fırlattığını.
Ah keşke ben,
keşke olsaydım, olabilseydim bir oğlan çocuğu ve otursaydım
gelecekteki kollarıma dayanarak ve okusaydım Samson'u,
anasının nasıl önce hiçbir şey doğuramadığını,
sonra da her şeyi doğurduğunu.