...
Çalışmaya zaman ayırın, muvaffakiyetin bedeli budur.
Düşünmeye zaman ayırın, iktidarın kaynağı budur.
Eğlenmeye zaman ayırın, sağduyunun kaynaklarından biri budur.
Etrafınızdakilere nazik davranmaya zaman ayırın, saadete giden yol budur.
Hayal kurmaya zaman ayırın, dünyanın dertlerini kısa bir zaman unutmak için en tatlı çare budur.
Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler insanın egoist olmasına müsaade etmeyecek kadar kısadır.
Gülmeye zaman ayırın, ruhun Musikisi budur.
Çocuklarla oynamaya zaman ayırın, bu zevklerin en büyüğüdür.
Terbiyeli olmaya zaman ayırın, bu cemiyet insanının sembolüdür.
Goethe
Karşımızdakini sevme ile karıştırdığımız duygular:
Karşımızdakini kaybetme korkusu...
Karşımızdakinin bizi sevmesini isteme arzusu...
Karşımızdakinin bize olan ilgisini, sevgisini, değerini sevme...
Bu üç duygu da bizde duygusal bir yoğunluk oluşturur. Ve biz bu yoğunluğu sevgi olarak değerlendiriniz. Bu değerlendirme ilişkide birçok sakın canın oluşmasını sağlar.
Birine güvenerek kendimizi emniyette hissetmek değil, kendimize güvenerek kendimizi güvende hissetmemiz gerekir. Bu bir ilişki sorunu değil bir kişilik sorundur.
Kendimizi tanımak için bağlanmalıyız. Böylece zayıf yerlerimizi görürüz. Acı çektikçe de bu zayıflıkları sabra, güce ve metanete dönüştürürüz. Kendimize güvenimizi arttırırız.Bağlanarak kendimizi tanırken, bağlanmanın getirdiği acılarla baş etmeyi öğrenerek kendimizi büyütürüz. Büyüdükçe hayat daha fazla bizim olur. Korkularımızdan, kaygılarımızdan arandıkça hayatımızı daha çok kendi istediğimiz şekilde yaşarız. Zeka, yetenek, potansiyel anlamında ne sahipsek; duygu, düşünce, inanç anlamında sahip olduğumuz her şeyi hayatımıza katarız, yansıtırız. Hayatı tecrübe etmiş, derinliğine yaşamış oluruz. Böyle yaşanan bir hayat ancak bizim hayatımız olur. Aksi durum pişmanlıkları yarım kalmışlıkları barındırır içimizde. Bu yüzden bağlanmalı ve acı çekmekten kaçmamalıyız. Dünya edebiyatına derinden etkilemiş Rus romancı Dostoyevski "İnsanın ruhunu yücelten bir acı ucuz bir Mutluluktan evladır" der.