— Hiç bir ölü yoktur ki, öldüğü zaman, amellerini yazan iki melek kendisine gösterilmesin. Eğer o kimse Allah’a itâat eden birisi ise yazıcı melekler şöyle derler:
— Allah sana çok hayırlar versin. Bizi, nice ilim-irfan doğruluk ve hayır meclislerinde bulundurdun. Bize çok amel-i sâlih hazırladın!
Eğer ölen kişi Allah’a âsî oldu ise derler ki:
— Allah sana hayırlar vermesin! Bizi, hep kötü
meclislerde bulundurdun. Hep kötü ameller yazdırdın. Kulaklarımıza hep kötü sözler işittirdin. Hakkında iyi bir şehâdetimiz yok!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birara, bir kısım insanlar Allah hakkında düşünüyorlardı. Allah Resûlü buyurdular ki: «Allah'ın yarattıkları hakkında düşünün, Allah hakkında düşünmeyin. Çünkü siz O’nun büyüklüğünü hakkıyle takdir edemezsiniz.
— Yeryüzünde haksız yere KİBİRLENENLERİ âyetlerimi (idrak) ten çevireceğim. Onlar her âyeti görseler ona inanmazlar, doğru yolu görseler bile onu bir yol edinmezler, azgınlık yolunu görürlerse yol diye işte onu tutarlar. Bu, âyetlerimizi yalan saydıklarından, onlardan gâfil olmalarındandır. (Arâf Sûresi, âyet: 146).
Mutarrif İbni Abdullah, Mühelleb’i gördü. Yeni
ve güzel paltosuyla böbürlenir bir hal içindeydi. Mutarrif dedi ki:
— Ey Allah'ın kulu, bu yürüyüş öyle bir yürüyüştür ki Allah ve Resûlü ona öfkelenir.
Mühelleb:
— Beni tanımıyor musun? deyince Mutarrif şu
cevabı verdi:
— Evet, tanıyorum. Evvelin fâsit bir MENİ, sonun murdar bir necis yığını! Sen bu ikisinin arasında bir necis hamalından başka bir şey değilsin!
Mühelleb bu sözlerden sonra geçti, gitti ve ondan sonra yürürken KİBİRLENMEYİ ve AZAMET taslamayı terketti.