- Meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım. İnan bana artık beni görmeyeceksin, unutmayacaksın da beni eminim, eminim. Daima benim hasretimi taşıyacaksın, her kadın yarısı aldığın vakit beni özleyeceksin, çünkü ben seni yaralamadım, kırmadım seni, değil mi benim zavallı tontonum, ah ne kadar bedbahtsın sen... Hisssetmiyor muyum sanıyorsun? Kırmadım seni ben, değil mi,
O günden sonra Mualla Hanım'ın bende bıraktığı tesiri beyaz bir gül, saf ve lekesiz bir zambak hayaliyle karıştırıyor ve genç kızlara karşı halk edebiyatının en iptidai hislerini de kendimde uyandırmaya çalışıyordum.
Hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır. Çok gülenin çok ağladığını söyleyen atalar sözü de bize heyecanlarımız arasındaki muvazeneden doğan büyük müsavatı bildiriyor.