Görmezden gelinmek.. ya da görülmemek.. İnsanı daha hızlı tüketen başka bir şey yok. Tasarı olarak '' İvan ilyiç in ölümü'' ne benzettim. Zihinde başlayan ölümü ruh bile durduramazmış.
Dün Martin Eden i bitirdim. Yazar olma hayâlinin gerçekleşmesini takiben duyduğu tatminsizlik, hayâl kırıklığı ve içindeki derin boşluk, beni ''amacımız olmalı mı'' düşüncesine sevketti. Başka bir ideali kalmayan Martin, yaşanmaya değer bir şey bulamadığından, belki de yaşamı sürdürme, devam ettirme 'itki'sini kaybettiğinden mütevellit, intihar ediyor. Her ne kadar eninde sonunda bir roman olsa da bu beni korkuttu ve kitap beni derinden etkiledi. Dün mutsuz bir boşluktaydım, KEYPS şifrem de gelmemişti. Bugün geldi ama Martin hâlâ aklımda. Birgün böyle bir duruma düşmeyi istemem, umarım düşmem
Yıldızımızın hiçbir an barışmadığı bir kitap oldu, okurken sabrım sınandı . Sinematografik olay akışı bende mesafe yarattı. Yazarın eserine duyduğum merakım kendini önyargıya bıraktı. The great gatsby i okurken ne kadar haz aldıysam, bu kitabı okurken o kadar sıkıldım
Dün itibari ile kitabı bitirdim ve farkettim ki 3 sene önce de bitirmişim ya kitabı gerçekten okumuş ve noktasına kadar silmişim ya da anlamlandıramadığım bir hata var, şoktayım
Diziyi bitirmiş ve seriye dair yayımlanan tüm kitaplarını okuduktan sonra yazarın bu kitabına rastlamak inanılmaz sevindirci, bir süreliğine başka bir dünyaya misafir olmak okurluktan öte bir zevk veriyor