Hakan Topaloğlu

Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu.
Eşyalarınıza alışamadım, yadırgadım onları. Salon-salamanjeyi, deniz gibi büyük ve kauçuk köpüklü yatağı olan karyolayı, aynı takımın yaldızlı gardrobunu ve gene aynı takımın şifonyerini ve gene aynı takımın tuvaletini sevemedim. Evinizde Türkçe bir şey kalmamıştı. Bana anlayış gösterecek yerde büfeyi gösterdin. Kelime oyunu yapıyorsun Selim. Benim bütün işim oyundu, bunu biliyorsun Turgut. Hayatım, ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu. Sen evlendin ve oyunu bozdun. Bütün hayatımca nasıl oynayabilirdim? Sen de dayanabildin mi? Sen de ürkütücü bir gerçekle bozdun bu oyunu. Herkesin belirli bir işle uğraştığı bu kocaman dünyada yalnız başına oradan oraya sürüklendin canım kardeşim benim.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşadıklarımız, sıkıntılarımız, üzüntülerimiz karşısında savunmasız ve kırılgan çocuklar gibi, suçlu ve sorumlu arıyoruz çoğu zaman. Suçlu ya da sorumlu bulmaktan yana ise çok becerikliyiz. Yaşadıklarımızın, sıkıntılarımızın, üzüntülerimizin müsebbibi ya bir insandır, ya bizi yönetenler ya da işi abartanın arabesk gözlemiyle, hayattır. Kafasını masaya çarpıp ağlayan çocuğu avutmak için masayı suçlu bulup çocuğun gözleri önünde masayı döven bilinçsiz anne babalar gibi halimiz. Ve hatta kafasını masaya çarpan çocuğun ta kendisiyiz hepimiz hayatın içinde. BA’DE HARAB-ÜL BASRA-Ht, Balıkesir Yeni Haber Gazetesi
Kitabın son cümleleri
Yaptığı konuşmada Turgut’un sözünü etmemekle birlikte, Hüsnü Özben’in, çok sevdiği bir öğrencisi olduğunu söyleyerek bu konudaki hatıralarını nakletti. Acı günlerin unutulmasını ve ülkenin kalkınması için elbirliğiyle çalışılmasını teklif etti. Ölenlerin hatıralarının kalplerde yaşayacağını belirtti. Törenden sonra, Nazmiye Erdoğdu Kız Enstitüsü öğrencilerinin müsameresi takdirle seyredildi. Toplantı, geç saatlere kadar birlik ve beraberlik havası içinde devam etti. Tutunamayanlara 26 Temmuz 1970
Sayfa 724·Kitabı okudu
Sebep olanların gözü kör oldu.
Gözleri, ezilen yarısında kaldı da ondan. Anlayışı da o yarıda kaldı; bütün ümitleri, yaşama isteği de, mühendislik diploması da, iyi durum kâğıdı da, çiçek aşısı kâğıdı da, altı tane vesikalık resmi de, İsa’ya sevgisi de, bilmem nesi de, yaratma hırsı da, bir türlü atamadığı değersiz evrakı da, Günseli’yi okşamak isteyen elleri, ona dokunmak isteyen derisi de hep ezilen yarısında kaldı. Bu yarısında sadece ölüm acılığı kaldı. Bu nedenle, şimdiye kadar söylediklerimizi kısaca özetlemek gerekirse, mezar taşına şöyle yazılması uygun düşer (yazı kabartma olmasın: uzaktan dikkati çeker): Şarkısı yarıda kaldı, aklı da karıda kaldı. Sebep olanların gözü kör olsun. Sebep olanların gözü kör oldu. Dünyayı bir karanlık kapladı. Fırıncılar kimseye ekmek vermedi. Şeker karaborsaya düştü. Matbaalar, ekmek karnesi basmaya başladı gizlice. Selim, kafasında on yüz bin, hayatında sadece bir aşk yaşadı. Onun da dumanı doğru çıkmadı. Baca çarpık yapıldığı için, ortalığı bir kurum kapladı. Göz gözü görmez oldu. Dost, düşmandan ayrılmaz oldu. Herkes birbirine girdi. Ölüm sıkıyönetim ilan etti: kimse burnunu pencereden çıkaramadı. Çıkaranların burnu kırıldı. Düşünenlerin aklı tutuklandı. Düşünmeyenlerin korkudan akılları başlarından gitti. Kimse kabul etmediği gerekçesiyle geri döndüler. Akıl artık başka bir akıl oldu. Dünyayı çılgınlık sardı.
Sayfa 456·Kitabı okudu
Siyaset
HADİ TIKLA!
Çok bilen, bildikçe yerinde duramayan, bilgiçliği ile nam salmış insanlarız. Hem çok şey bilir hem de bildiğimiz o çok şeyi çekinmeden paylaşırız. Terör, ülke ekonomisi, sanat, edebiyat, enflasyon, döviz, iktidar muhalefet, hukuk, adalet vesaire; konu ne olursa olsun edecek iki lafımız mutlaka vardır. Çözmeyeceğimiz mesele, kurtarmayacağımız ülke yoktur vesselam. Çok sosyal medyalar içinde bir yerlerde, parmaklarımızda telefonun, tabletin ya da bilgisayarın klavyesi olsun yeter. Görün bakın o zaman; ülke meselesi mi kalır ortada. Hemen çözer ve yeri sorunlara doğru parmak uçlarımız ile yol alırız. Klavye başında insanı ve ülkeyi kurtarmakta üstümüze yoktur. (Ht)
Hukuk