Arabada,başını her arkaya çevirisinde onu biraz daha solgun,erimiş yüzü,hapsedilmiş gözyaşlarıyla adeta bir yara haline gelmiş, her şeyden biraz daha uzak görürdü.
Yakıp yıkarken hayvanlaşan insanlar,ateşle,talanla teskin edemedikleri kötü hırslarını,nihayet hayvanlığın en yüksek bir ifadesi olan cebri temellükle yatıştırırlar.Zaten ,cinayet bundan başka bir şey midir?Bir adamın kanına girmek,bir kadının ırzına geçmek,bunlar hemen hemen eş masalı tabirlerdir.
Anadolu halkının bir ruhu vardı,nüfuz edemedin.Bir kafası vardı,aydınlatmadın.Bir vücudu vardı,besleyemedin.Üstünde yaşadığı bir toprak vardı!İşletemedin.Onu,hayvani duyguların,cehaletin,yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın.O,katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti.Şimdi, elinde orak,buraya hasada gelmişsin.Ne ektin ki,ne biçeceksin?
Anadolu’nun ortası,asıl anavatanın göbeği tuzlu göllerden,kireçli topraklardan ibaret bir çorak ülkedir.Burada,Türk milleti ,çölde Beni İsrail’i andırır.Şimdi ise bir cehennem çemberi onu ,her tarafından kuşatmıştır.Bütün bereketli ve zengin toprakları çepeçevre elinden alınmıştır.İstiklal Mücadelesi’nin “ya ölürüz,ya kurtuluruz” ,parolası işte, bundan ileri geliyor