Tozludur saçlarım, saçlarımdan, Devrilmiş sarayların dumanları savrulur. Yüzüm yanıktır, Yüreğime bir karanfil sokuludur Ve partizanca darbelerin dünyaya ilen şavkı Benim göğsüme göğsüme vurup durur. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum Bahar da sürgülenir içime katranlar da Hem koşarak yarattığım sevgiler vardır Hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum. Beni sular, Kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda Ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular, Umutlu sakinlikleri Lohusalıklarıyla. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum Kökten dallara yürüyen sular gibi Yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne Yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir Dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye Torna tezgahlarında demir. Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen Yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri Kanla dolar pazuları tarladakinin Hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki Gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm Yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri. Aynı adam Ekim günlerinden beri gümbür, gümbür gelirim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu yazım ile şikayetler artıp hesabım kapatıldı. ;)
Bir Kürt olarak doğduğunuzda, daha alfabeyi öğrenmeden kimliğinizin bir mesele olduğunu öğreniyorsunuz. Ancak, sosyal medyada karşılaştığınız o malum kesimin sığlığı, bu meselenin kendisinden çok daha yorucu. Burada sözüm tüm bir millete değil, aksine, eğitim sisteminin torna tezgahından geçmiş, sorgulama yetisi daha filizlenmeden budanmış ve kafası sadece resmi anlatıların klişeleriyle şişirilmiş o spesifik kitleye. Tarih okumayı sadece tek tip zafer methiyelerinden ibaret sanan, yaşadığı coğrafyanın sosyolojik gerçekliğinden zerre kadar haberdar olmayan bu kesim, okul sıralarında kendilerine belletilen o dar sınırların dışına asla çıkamıyor. Bilgi sahibi olmadan takındıkları o keskin ve saldırgan tavır, aslında derin bir entelektüel sefaletin ve sığınacak liman arayan bir yetersizlik duygusunun bir görünümü. Bu kitlenin en tehlikeli yanı, bilmediği şey hakkında bu kadar cüretkar olabilmesi. Kulaktan dolma üç beş sloganla, koca bir halkın dilini ve binlerce yıllık tarihsel birikimini bir çırpıda yok sayabileceklerine inanıyorlar. Kendi daracık ezberlerine uymayan en doğal hak talebini bile anında bölücülük ya da vatan hainliği etiketiyle damgalamay ı bir vatanseverlik görevi sanıyorlar. Oysa gerçek bir bilinç, belgelerle, yaşanmışlıklarla ve toplumsal dokunun katmanlarıyla yüzleşmeyi gerektirir. Ama bu kesim, hakikatle yüzleşmek yerine parmak sallamayı, anlamak yerine nefret kusmayı tercih ediyor. Çünkü yüzleşmek ağır bir yüktür ve bu ağırlığı taşıyacak ne bir kaynak okumuşlukları ne de o sığlıktan çıkacak zihinsel kapasiteleri var. Ortaya çıkan manzara, romantik bir birlik masalından ziyade, her gün çarpıştığımız sert ve soğuk bir gerçeklik krizidir. Okumayan, araştırmayan ve sadece kendisine ezberletilen öfkeyi bir kimlik gibi kuşanan bu kitle, üzerinde yaşadığı
1000Kitap
grup yorum - 16 mart
youtube.com/watch?v=mJ56Q-9... // ...süt toprak torna üretenin olacak bitecek yurdumun özlemi sesini bulacak her karışı sesini bulacak beyazıt güvenin sevginin sesini hepsini görür nasılsa nasılsa hepsini yaşar havada kalmaz mutlak bulacak avazım kendine bir yer çitler kesilir birer birer cop ve bomba alt edilirler.... ...
Müzik
16 MART BEYAZIT KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ! "Dağ gibi yiğidim zeybeğim yoldaşımsın oğlum kızım yüreği sinesine sığmayanımsın buzlu çekmecelerde kız buzlu çekmecelerde erkek ve buzları eriten sessiz ezgi nasıl bir şeysin ki kucağında ninnilenir dağlarımızın geleceği göğe çevir gözünü namlu göğe çevir korkunçsun bomba sus sus düştüğün yerde ne olur sus bomba sus basma gürültünle taze soluğuma yolum uzun sus göğe çevir gözünü namlu göğe çevir eli kulağında bitecek cehennem dolanı yunup arınacak kara basanından soluklanacak derslikler
Anısına saygıyla...
Hayırlı Cumalar
"O gün televizyon almamanın size faydası oldu belki ama topluma bir faydası olmadı. Bugün de sosyal medyaya mesafe koymanın size faydası olur ama topluma bir faydası olmaz. Sosyal medya bir torna makinası gibi toplumu işliyor. Sizin akıntıya karşı kürek çekmenize, karınca misali su taşımanıza kimsenin bir şey dediği yok; yapabiliyorsanız kendinizi çoluk çocuğunuzu buralardan uzak tutun. Ama toplumun sizden ibaret olmadığını ve buralarda yapılan faaliyetlerin nice hayatlara dokunduğunu aklınızdan çıkarmayın. Aklı başında içerik üreten bir kaç kabiliyetli samimi isim çıkıyor.İmam Gazâlî kendi devrinde nasıl ki: "Mantık bilmeyenin ilmine itibar olunmaz" demişse, bugün de "Sosyoloji, psikoloji bilmeyenin ilmine itibar olunmaz" denilse yeridir. Zira o ilim ancak kendi dünyanızda çalışır ve konuştuğunuz şey dar bir konfor alanına hitap eder. Tarihte de fıkıh öyle işlememiştir. Kitaplardaki fıkıh, devrinin realitesini yakalamış son derece rasyonel çözümler üreten metinlerdir. Yerleşik fikirler paslanmış çivilere benzer, bir anda söküp atmak kolay değildir."
Din