"Düldül dağına neden bu adı takmışlar," diye sordu, "neden?"
Kimse bir karşılıkta bulunmadı.
"Çünkü," dedi, "Hazreti Alinin Düldülü orayı mekan tutmuştur. Her ayın on beşinde Düldülün sivri kayasının üstünde, ay ışığı yelelerine yağmur gibi dökülürken, Düldül atı orada dimdik durur.
Terziden, Memede göre, dikiş yerleri sırma işleme, İngiliz kumaşından bir şalvar buldular. Şalvarın kumaşı kaçak olaraktan Suriyeden geliyordu. Çok güzel bir de kundura, o da Suriyeden gelmişti, bir Adana ayakkabısı da aldılar. Ceketi alacakları yer eski, büyük bir dükkandı. O dükkana çeketler doğrudan Ingiltereden gelirdi.