Mihemedê NOJDAR, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Nevî: torun
Nevîçirk: torunun çocuğu
Nevîçirçirk: torunun torunu

Kitana Spi, Receb Dildar (Sayfa 94 - Nûbihar)Kitana Spi, Receb Dildar (Sayfa 94 - Nûbihar)
Burcu, bir alıntı ekledi.
20 May 21:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Burasi da böyleydi. Insanları, olayları, ağaçları, kuşları değişir ama biraz bekledikten sonra her şeyin aynı olduğunu görürdün."

70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 201 - Puslu yayınları)70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 201 - Puslu yayınları)
Burcu, bir alıntı ekledi.
20 May 20:18 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Bir şekilde doğruyu yaparken bile yanlışa bulaşmak zorunda kalınca, artık doğrunun da pek bir önemi yoktu."

70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 164 - Puslu yayınları)70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 164 - Puslu yayınları)
Burcu, bir alıntı ekledi.
20 May 14:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Benim sessizliğime bir anlam yüklemiş olacak ki cevap vermeden konuşmaya başladı. Bir seyler anlatmak isteyen insanlar genelde soruları da kendileri icin sorarlar."

70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 98 - Puslu yayınları)70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 98 - Puslu yayınları)
Burcu, bir alıntı ekledi.
19 May 16:02 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Geçtiğimiz sokak ve caddelerin cok fazla farkında olmadan yol bitmişti. Eziyete ve cefaya giden her yol kısa sürüyordu sanirim."

70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 12 - Puslu yayınları)70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 12 - Puslu yayınları)
Gülcan Bülbül, Seninle Başım Dertte'yi inceledi.
19 May 01:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

52 yıl önce yazılan bir mektup... İnancını kaybetmek üzereyken yeniden kazanan bir kadın... Ve aşkını kalbine gömüp yalan bir hayat yaşamak zorunda bırakılan bir adam...
.
Ve sevdiği adamın ölümüyle kendini hiçliğe sürükleyen bir genç kız... Bu mektupla, Türkiye'den Danimarka'ya uzanan gizemli bir yolculuk. Bilmediği bir dil, tanımadığı insanlar ve tek ipucu 52 yıllık mektup. Anneannesi için her şeyi yapabilecek bir torun, Asel...
.
Biraz romantik fazlaca maceralı güzel bir hikaye. Aşırılıkları sevmeyenlere tavsiye ederim.

-Yusuf-, bir alıntı ekledi.
18 May 23:33 · Kitabı okuyor

Yalnızlık bir boşluktur
içimizde ;
sisli yamaçlarında babalarımızın
dev gölgesi dolaşır.
Babalar ki,
bizde bitmeyen upuzun tiratlardır;
bir masal ağacına benzeyen ellerini uzatıp
ellerimizden
çocuklarımızı okşarlar.
Torunlarına baba derler sonra,
sürekli değişen sesleriyle
torun çocuğundan hortlayarak.

Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır##

Yalnızlıklar, Hasan Ali ToptaşYalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş

Nazım Hikmet Ran
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarliğimi anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey :
belki diyor.

“Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.”