Kötülük yok olur iyilik yaşar Böyle bir böbürlenme içinde kendine kötülük ederek bağına girdi ve şöyle dedi: Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmam. Kehf suresi Bizim küçük recep dedi traktörcü ilyas bunun gibi bende 5 torun daha var ancak en çalışkanları budur sabah ezanı ile hedefine varması gereken bir ok gibi böbürlenmeden kötülüğe sırtını dönerek Yüzünü kıbleye çevirerek doğrulur temiz bir su gibi yatağından ve camiye koşar süryani yahya efendi buyurun hanım kızım dedi kendi ellerimle size süryani çöreği ikram edeyim kötülüğün bağından uzak eder dedi bizim Ayten hanımın babası yakup dayı 2 kardeşti 2 sininde bir bağı vardı fakat birisi ekmez dikmez biçemezdi fakat define aramada meşhurdu mardin kalesinin altını kazar hükümetle anlaşır Hergele devletide kullanarak tüm kirli emellerinede ulaştı Ayten hanımın babası ise Yakup dayının tüm mal varlığını elinden aldı o da bavulunu yorganını sırtına yükledi eşşeğini yanına alıp şehre su satmaya ekmek dağıtmaya başladı süryani yahya efendi mezopotomyanın yüzü temiz insanlarındandı yaptığı meslek ekmekçilikti ve ekmeğin temiz kokusu üzerine sinmişti kökenleri sami ve asur halkına dayanır aramice ve süryaniceyi iyi konuşurdu anadili süryaniceydi bu kadim halkın kadim insanı en son şunu dedi bağına iyilikle gir kötülük edip kibirlenme  çünkü kötülük yok olur iyilik ise yaşar
Din
S:253
Genelde pazar günleri Atatürk Caddesi'ndeki sağlı sollu kaldırımların üzerlerinde okunmuş kitapların dergilerin satıldığı sergiler açılırdı. Kitap meraklısı bir dedenin, bir babanın vefatından sonra "Evde kalabalık ediyor." gerekçesi ile torun veya oğul tarafından yok pahasına elden çıkarılan değerli kitaplar, bu şekilde ya yok olup gittiler veya kıymet bilirlerce alınıp değerlendirildiler. O zamanlar pek çok okuma meraklısı bu sergilerden yarı fiyatına aldıkları kitaplarla hem bilgi deryasına dalarlar, hem de kütüphanelerini zenginleştirirlerdi. Tan Sineması ile Yalçın Sineması'nın yakınlarına kurulan ikinci el kitap sergilerinde ise, genelde çocuklara, gençlere yönelik kitaplar, dergiler satılırdı. Bunlar, genellikle resimli Tarkan dergileri, Teksas, Tommiks, Cingöz Recai mecmuaları ile kısa öykü ve masal kitaplarının ağırlıkta oldukları sergilerdi. Ayrıca bu sergilerde beş kuruş ücret karşılığında, kitaplar, dergiler de kiraya verilirdi. Kitabı kiralayan çocuk, oracıktaki bir duvarın dibine çömelir, kendine doğru eğilmiş bir dalın meyvesini yer gibi kitabı öylesine iştiha okurdu. Günümüzde ise ne "kitap çerçicileri" ne de ikinci el kitap satıcılarını sokaklarda görmek mümkün. Bu işi şehrimizde birkaç sahaf yürütmeye çalışıyor. Bununla birlikte zaman zaman caddelerde rast geldiğimiz, "korsan" tabir edilen kitap satıcıları ise eski kitap sergilerini hatırlatmaya devam ediyor. Bir Şehrin Beş Hali Kadir Üredi
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu hikayeyi çok seviyorum. Yaşlı bir Kızılderili, torunuyla konuşmaktadır. Ona der ki: “Evlat, her insanın içinde iki kurdun savaşı vardır. Biri kötüdür; kızgınlık, kıskançlık, açgözlülük, kin, adilik, yalanlar ve egodur. Diğeri iyidir; neşe, barış, sevgi, umut, alçakgönüllülük, şefkat, empati ve doğruluktur.” Torun bir süre düşünür ve sorar: “Peki, büyükbaba, hangi kurt kazanır?” Yaşlı adam sessizce cevap verir: “Hangisini beslersen.” — Yazarı bilinmiyor
Duygu ve Düşünce
Ayten hanımın hikâyesi Kabartmalı Yüksek tavanları oymalı pencereleri dut ağacından kapıları yüksek duvarlı konaklar kökleri derinlere giden aileler Hz Muhammede dayanan seçereler bu Mardinin bir minyatürü Atlas sayı 135 Haziran 2004 Ayten hanım mardinin sultan hanımıydı dedi hikayeyi anlatan traktörcü ilyas onun hikayesini anlat ki duysunlar dedi gazeteci genç ajans melek yüzgüzele Melek hanım bu hikayeyi bir misal olarak insanlara anlatınki bir kadının isterse neler başarabileceğini duysunlar peki ilyas amca hikâyemize nereden başlamak istersin diye sordu melek yüzgüzel İlyas amca 60 larına gelmiş mardinin sayılı insanlarında içi temiz torun tonbalak sahibi ak saçlı bir insandı ve şöyle diyordu ayten hanım için o ne taş konaklarda doğdu ne de saraylarda Fakat şu ibretlik dediğimiz toprakta sultanlara yaraşır bir hayat sürdü bak dedi melek kızım bu hikaye istenince sen toprağa sadık yar olunca sana nasıl bereketlerini ikram ettiğinin hikayesidir Küçük recep traktörcü ilyasın torunuydu buyurun kendi mahsulümüz dut suyu Mardin dutlukları üzüm bahçeleri ile ünlü idi süryaniler burada üzümden şarap yapardı süryani şarabıda meşhurdu Ayten hanım öyle yüksek tavanlı köşklerde yaşamasada küçük bir üzüm bağı vardı kendi konağını amelleri ile inşa etti üzüm bağı çoraktı küçük bir fidan ekti bir de küçük bir sıpası vardı beraber büyüdüler Mardinde güzel isim bıraktılar
1000Kitap
Kütüphanelerin Kilitlenmesi: Bir gecede kütüphaneler dolusu yazma eser, arşiv belgesi, mezar taşı ve asırlık edebi/felsefi miras, yeni nesiller için okunamaz "arka arkaya dizilmiş şifreler" haline gelmiştir. Nesiller Arası Mesafe: Büyükbaba ile torun arasındaki yazı dili bağı kopmuş, bir millet kendi dedesinin yazdığı mektubu veya günlüğü okuyamaz duruma düşmüştür. Estetik ve Ruh Kaybı: İslam harflerinin getirdiği o muazzam hat sanatı, kelimelerin görsel musikisi ve aruzun o harflerle sağladığı ahenk, yeni yazı sisteminde aynı estetik karşılığı bulmakta zorlanmıştır. Bu yönüyle devrim, köklü bir tarih ve kimlik hafızasının zayıflaması olarak yorumlanır
1000Kitap
Demir Zambak
Birsen Hanım Güntekin'in kafasına arkadan tokadı indirmişti. "Sus be, bok tanesi!" dedi huysuzca. "Ne getirdin de ne istiyorsun? Ancak çiçek böcek." Kafasına bir tokat daha attı. "Saygısız. Kalk bana yer ver, bacaklarım ağrıdı." -İdeal nene-torun ilişkisi derim 😂 Loresima