8/10
·280 syf.·
2026 30. kitabı
McDaragh ailesinin üç kuşağının hayatına eşlik ediyoruz 'Çitkuşu'nun sayfalarında. Kurgunun İrlanda'da geçiyor olması sizi yanıltmasın, hepimizin hayatından kesitler var bu hikâyede, bir nevi bazılarımızın hayatlarının simülasyonu gibi. Nell'in bence çok çarpıcı giriş bölümüyle başlıyor kitap. Nell: Carmel'in kızı, Carmel, Carmel'in annesi Terry, Carmel'in kız kardeşi Imelda, Carmel'in babası Phil; Phil McDaragh, şair. Nell ve Carmel'in ağzından ve kısacık bir bölüm Phil'den dinliyoruz yıllar içinde yaşananları. Aile dinamikleri, genetikten miras kalanlar, aile içinde yaşanan zor anlar -parçalanmış aile hissiyle gelen: herkesin ailesi gibi olamama durumu. Baba ayrılığı sonrası Carmel'in yaşadığı travmanın -çünkü küçükken ilişkileri öyle iyi ki- hayatına ve pek tabi ebeveynliğine yansımasına şahit olup bazen kızıp bazen sarılıyoruz ona. Nell'in hiç tanımadığı dedesi Phil'in şiirlerine hayranlığı ve ona yakınlığı kişilerin davranışlarının her birey üzerindeki farklı yansımasının kanıtı gibi. Tüm bunlara ek, akıp giden kurgunun yanınsa Anne Enright'ın Phil'in ağzından yazdığı şiirler okuma zevkini daha da artırıyor. Ezcümle, hayattan anlar var bu kitapta: anne kaybı, babanın bir anda terk edişi, ebeveyn ilişkileri, kız kardeş olma, anne olma, evlat olma, torun olma, ikili ilişkiler, ayrılıklar, kavuşmalar, gökyüzü, çiçekler, kuşlar... Mutlu anlar olduğu kadar acılar da var ama asla ajite edilmeden, olduğu gibi. Ve Çitkuşu'nun en sevdiğim yanlarından biri üç kuşak boyunca yaşananlar değişmeyecekse de hatırlananların herkes için farklı olması, herkesin aynı durumu ya da olayı farklı bir yerinden yakalaması oldu; hepimiz için öyle değil mi zaten? Sevdim Çitkuşu'nu; Nell'in hayatına tanık olmayı, Carmel'in yaşadığı ikilemleri, Phil'i asla anlayamayıp Terry için üzülmeyi,
ÇitkuşuAnne Enright · Delidolu Yayınları · 202675 okunma
Kitaptan Kalanlar | Kintsugi Evi - Sanae Hoshio
9/10
·208 syf.··
2026 17. kitabı
Kitaptan Kalanlar | Kintsugi Evi - Sanae Hoshio Bu romanı çok sevdim... Kintsugi Evi, üç kadının hayatından geçen zamanı, kırıkları ve suskunlukları anlatıyor. Bir büyükanne… savaşın gölgesinde kendi hayallerinden vazgeçmek zorunda kalan, ama kırılan parçaları birleştirmenin yolunu bulan. Bir anne… daha özgür bir dünyaya yaklaşsa da kendi yükleriyle mücadele eden. Ve bir torun… geçmişin izlerini yeniden anlamaya çalışan. Bu kitap bana şunu hissettirdi: Hayat bazen kırıyor, bazen eksiltiyor… ama o izler yok edilmesi gereken şeyler değil. Kintsugi gibi… Kırıklar saklanmaz. Onlar, insanın en gerçek ve en değerli parçalarına dönüşür. Üç nesil, üç farklı zaman… Ama aynı soru: Kırıldığımız yerden mi eksiliriz, yoksa tam oradan mı güçleniriz? Bu hikâye bende derin bir iz bıraktı. Bazı yaraların gerçekten de… anlamı var. #kitaptankalanlar #kintsugi #okumahalleri #kitapönerisi Kintsugi Evi Hoshio Sanae
Edebiyat
Kintsugi EviHoshio Sanae · Athica Yayınları · 202644 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·210 syf.··
2026 16. kitabı
Kitap hakkında şöyle düşünüyorum (spoiler içerir) : Okurken çok fazla yerde duygulandığımı söyleyebilirim. Ölümlerin ardı arkası gelmiyor ve daha fazla ne olur dendiği anda daha da fazlası oluyor. - En çok erkek çocuklarının ölmesine üzüldüm - Sonra kızlarının çocuklarını doğururken ölmesine üzüldüm. Çok fazla ölüm vardı kitapta, hikayeyi anlatam ve yaşayan kişiye çok sabır diledim okurken. Yaşamı gerçekten zordu ama hiç isyan olmaması ve sürekli içlerinde umut barındırmaları çok hoş. Şahsen bende o kadar umut kalır mıydı emin olamıyorum. Şimdi düşününce kitapta çok fazla anlayış vardı, umut vardı, sevgi çok barizdi, anne kucaklayıcıydı, baba eve ekmek getirendi, anne aileyi birleştirendi, çocuklar neşeydi. Böyle bi kitaptı. Ayriyeten doğru mu düşünüyorum bilmiyorum kapaktaki 7 çizginin anne-baba- kız çocuk- erkek çocuk- damat - torun - öküz olarak yorumladım. Bence farklı bir yorum olmuş
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,2bin okunma
Puan vermedi·386 syf.··
2026 29. kitabı
DİSTOPİK BİR DÜNYA MASALI YAZAR: ZERRİN GAMSIZKAN YAYINEVİ: THESEUS YAYINEVİ SAYFA SAYISI: 385 Merhabalar... Bugün @theseusyayinevi çıkan #distopikbirdünyamasalı kitabı ile geldim. Yazarın kalemini çok beğendim, kitap gerçekten de masalsı bir yolculuğa çıkarıyor okurları. Kitapta bizi sıcacık büyükanne ve torun ilişkisi bekliyor. Gelelim kitabın konusuna; Öğretmenleri bir masal yazmalarını işten torunu, büyükannesinden yardım ister. Fakat büyükannnenin 'masal' kelimesini duyması ile yüz ifadesi birden değişir. Torununa bu konuda yardımcı olamayacağını söyler. Bunu duyan küçük kız dayanamaz ve büyükannesinin yazdığı fakat yarım bıraktığı bir kitabı olduğunu, o deftere tesadüfen ulaştığını ve merakına yenik düşerek ilk sayfalarını okuduğunu ve çok beğendiğini söyler. Büyükanne ise eşyalarını karıştırmış olmasına az da olsa kızar. Küçük kız ısrar ile o kitabın devamını yazmasını ister ve büyükannesine bunun için ısrar eder. Peki sizce büyükanne bunu kabul edecek mi? Sizce büyükanne neden 'masal' konusunda böyle bir tepki vererek tedirgin oldu? #reklam değil #bookstagramtürkiye #kitaptanıtımı #kitapyorumu
Distopik Bir Dünya MasalıZerrin Gamsızkan · Theseus Yayınevi · 20255 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 55. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:16
"Şöyle oturayım, elime kitabımı alayım, keyifle aksın gitsin, dünyayı unutayım" diyorsanız ve Dokuz Buçukta Bilardo'yu okumaya niyetlendiyseniz, öyle bir beklentiye girmeyin. İlk sayfalarda ben de öyle sandım. Hatta oldukça akıcı buldum. Sonra Heinrich Böll bana yine oyununu oynadı ve feleğim şaştı. Bence zor ve karmaşık bir romandı. Dikkatli okumak gerekiyor. Çok sayıda anlatıcı var, sürekli geçmişe dönüş yapılıyor ve aynı olayları farklı kişilerin gözünden okuyoruz. Bu yüzden ilerledikçe yavaşlayan ve yoğunlaşan bir yapısı var. Ama buna rağmen sevdim. Duygu yoğunluğu yüksek bir aile romanı gibi başlayıp giderek tarihsel ve simgesel bir metne dönüşüyor. Böll savaşı cephede değil, insanların vicdanlarında anlatıyor. Romanın merkezinde üç kuşaklık Faehmel ailesi var. Büyükbaba Heinrich'in inşa ettiği Aziz Anton Manastırı'nı oğlu Robert savaş sırasında yıkıyor, torun Joseph ise yıllar sonra yeniden restore ediyor. Kitabın en etkileyici taraflarından biri de buydu benim için. Bir kuşak yapıyor, bir kuşak yıkıyor, bir kuşak yeniden inşa ediyor. Roman boyunca Robert'ın her gün saat dokuz buçukta neden bilardo oynadığını, ailenin Nazi dönemiyle ilişkisini ve yıllardır saklanan sırları öğreniyoruz. Heinrich Böll'den okuduğum ikinci kitap. İlki Fotoğrafta Kadın da Vardı idi. Onu okurken çok zorlanmıştım. Bu kitap da kolay değildi ama bana daha yakın geldi. İyi ki okudum.
Dokuz Buçukta BilardoHeinrich Böll · Altın Kitaplar · 1972126 okunma
10/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:08
ANA-PEARL S.BUCK,256 sayfa Elimdeki kitabın şu an baskısı yok ve bana da çok sevdiğim bir arkadaşım sahaflardan bularak hediye etti,şiddetle okumamı istedi. Kitap 1970 yılı,beşinci basım,yaprakları sararmış ve hafif yıpranmış ama yaşanmışlıklarla dolu.Kitabın ilk sayfasının sağ tarafında çevirmen Mebrure Sami’ye yazarından gelen teşekkür ve içtenlikle yazılmış bir mektup,sol tarafında da çevirmene özel gönderdiği fotoğrafı var. Pearl S. Buck (1892 - 1973), Çin'de büyüyen ve bu deneyimlerini eserlerine yansıtan Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Amerikalı kadındır. Romanlarıyla Çin kültürünü Batı'ya tanıtan yazar, aynı zamanda kadın hakları ve Asyalı çocukların evlat edinilmesi konularında bir insan hakları aktivistiydi. Misyoner ailesinin görevi nedeniyle bebek yaşta Çin'e gitmiş, hayatının ilk kırk yılını orada geçirerek Doğu kültürünü ve kırsal yaşamı yakından gözlemlemiştir. Kitabın arka kapağında”Bu eseri okurken Çin’i unutacaksınız. Gözünüzde canlanacak olan bir Çinli ana değil, bir Anadolu anası olacaktır… İsmini bile söylemeyen bu adsız ana zaten doğrudan doğruya analığın canlı bir heykelinden başka nedir ki” diye yazıyor. Evet bu yazı olmasa bile okuduklarımız bize hiç yabancı değil.Kadın her yerde kadın,ana ,ama Anadolu kadını olmak,Uzakdoğu,Ortadoğu kadını olmak başka… Pearl S. Buck ‘ın Ana adlı romanı, feodal Çin’de yaşayan yoksul bir köylü kadınının evliliğinden, kaynanalık dönemine kadar uzanan yaşam mücadelesini ve derin annelik duygusunu konu alır. Yazarın isimsiz bıraktığı bu karakter üzerinden, toprağa bağlılık, yoksulluk, kültürel gelenekler ve kadının toplumdaki ezilmişliği evrensel bir dille anlatılır. Yazarın anaya isim vermemesi de bu yüzdendir.O,tüm dünyadaki kadınları,anaları temsil etmektedir.Çünkü dünyada nerede
AnaPearl S. Buck · Remzi Kitabevi · 2006939 okunma