2022 (Pars) yılında okuduğum 76.betik [Ekim ayının 10.betiği]
8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2022 76. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2022 00:00
Son betik; hepimizi şaşırttı. Hem kapak olarak hem de kurgu olarak. İlk iki betiğin kapak standartın dışına çıkarak Seran Demiral'ın Sanal Kent adlı bilimkurgu uzun öyküsünün kapağını birebir öykünmüşler. Sanal Kent daha önce okurlarla buluştuğu için orijinal betik kapağıdır. İnandığım doğrular ve değerler doğrultusunda bu tıpatıp bu benzerliğe vurgulamak boynum borcudur. Gönül isterdi ki eski kapak standardında bir kapakla karşılaşmaktı. Kurgusal olarak şaşırtmasına gelirsek erken final olmuş çünkü kurgusu devam eden bir seriydi. Ayrıca Kalgançı Çak dediğimiz kıyamet kopmasında insanlığın dünya sınavı bitip ameller doğrultusunda sonsuz yaşam başlar. Erlik Han ve ona inananlar, Tanrı tarafında gözyaşı vadisine yani Tamu'ya atılacaktır. Erlik'in insanlara olan kini Törüngey ve Ece ile başlayıp Oğuz Kağan'ın İtbaraklar'ı yenmesiyle zirve olacaktır. Ne bilim kurguda Erlik'i karanlığa hapis edilerek Kalgançı Çak'ı Türk'ün Yükseldiği Dönem olarak okurlara sunulabilirdi. Elbette karar mercisi kalemdir. Seri boyunca ısrarla Türk kültürünün bir parçası olarak dayatılan Hızır motifi; ister kabul edilsin ister kabul edilmesin ama İslam diniyle Türk kültürüne geçen bir motiftir. Türk kültüründe Hızır; Gökbörü olarak geçer çünkü Türkler'in zor durumda kaldığı dönemlerde insanlara yol gösteren gök kapısı olan Akyıldız (Sirus)'un bekçisidir. Kurguda Hızır, çocuklara "İslam'dan önce sizin ulusla da iletişim geçtim. En kötü günlerinde kurt olup onlara yol gösterdim. Kimiler beni erkek bir figür olarak kimileri de Asena adlı dişi figür olarak hayal ettiler. Sizin ulusta gerçekten Tanrı'ya inananlar beni insan olarak gördüler." diyerek kurguyu ilerletebilirler. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. O istediği kadar Hızır'ı Türk kültürüne ait olduğunu dayatmaya devam etsin. Türk Mitolojisi
Edebiyat
Yeşim Taşı Efsanesi 3 - Son MücadeleÖmer Ünal · Karakum Yayınevi · 202213 okunma
2022 (Pars) yılında okuduğum 72.betik [Ekim ayının 6.betiği]
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2022 72. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2022 10:47
Ülkemizde Bitmeyen Öykü adıyla yayımlanan monogatari türündeki anime, 1979 yılında Michael Ende tarafında yazılan fantastik uzun öyküden uyarlamadır. Bu tarz öykünün ülkemizdeki değerlere uygulayan Furkan Çırak belki o animeyi izlediği için bu böyle yomakımsı fantastik yazmıştır. Külliyatını okuduğum için ayakları sağlam bir şekilde yere basmaya başlayan bir öykü olduğunu gördüm. Fantastik uzun öyküde Bastian, yağmur sıkıntısıyla yüklü bir günde oyalanmak için bir betik kepitine dalan Bastian, eski püskü bir betikten Fantazya'nın olağanüstü dünyasına girer. Bu uzun öyküde fantastik bir evren kurulup olup Bastian bilinçli bir şekilde betiğe girip olayın gidişatına etkili olurken Kutay ise büyükbabası tarafında verilen betiği okurken uyuya kalarak Oğuz Kağan dönemine gider ve yadaçı olarak Temurkapı'nın gizemini çözmeye vesile olmaya çalışır. Kutay kendi dönemine dönerken betiğini içine düştüğünü fark etmiyor. Ta ki Oğuz Kağan dönemine dair bir bedizi görünce bunu fark ediyor. Yazdığı Gökbörü serisiyle kıyasladığım zaman bu uzun öyküsünde Ahmet Haldun Terzioğlu izinde emin adımlarla gittiğini görüyorum. Bu uzun öyküde kişi adlarını dikkatli ve tedbirli bir şekilde seçtiği için tarihsel karışıklığa sebep olmadan İslami Dönem Oğuz Kağan Yomakı çizgisinden devam etmiştir. Keşke Türk Söylence Sözlüğü'ndeki Söylencesel Hakan Adları'ndan faydalansaydı çok güzel olurdu. Göktanrı inancına inanan atalarımız, "Bir Tanrı" demezler. Onun yerine ya "Tengri" yada "Gök Tanrı" derdi. Karşılık oluşmasın diye "Tengri" sözü kullanmasını öneriyorum. Zamanında ben yazdığım öyküde Tek Tanrı diye yazmamı Ahmet Haldun Terzioğlu tarafında fark ettim. Bu yanlışımı düzelttim. Ayrıca Kutay'ın büyükbabasının adı Ahmet olduğunu fark ettiniz. Ahmet, torunu Kutay'a yomaklar betiği vermesinden bir
Edebiyat
Temurkapı’nın GizemiFurkan Çırak · Alka Yayınevi · 20224 okunma
Reklam
2022 (Pars) yılında okuduğum 50.betik [Teke ayının 11.betiği]
6/10
·146 syf.··
Beğendi
·
2022 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2022 23:32
Yalçın Altın'ı derlemeci olarak biliyordum. İlk derlediği Hayal Kutusu'nda bir öyküsünü okudum. Belirlediğim bir yaş kriterime uyduğu için onu bireysel olarak okumaya karar verdim. Normal şartlarda o kalemin bir kaç öyküsünü okuduktan sonra onun bireysel eserlerini okumaya karar veriyorum çünkü hayal kırıklığı yaşamamak için aldığım bir karardır. Derlemecinin edebi yönünü çok yakında tanıdım. Gelin birlikte öykülerine yaptığım yorumlarla onun kalemi hakkında nasıl bir kanıya vardığım öğrenelim; Korkunç Gece; En başarılı korku-gerilim öykü olarak çok beğendim çünkü gizemli sokağın gizemli müzisyeni çerçevesinde gelişen bir olaydır. Bana Sinbad adlı animedeki yüzyılda bir ortaya çıkan krallık bölümünü anımsattı. Orada halkın ölümsüz olmak için Tanrı'ya dua ederler ve Tanrı, dualarını kabul edip onların yüzyılda bir uyanıp kelebek gibi bir günlük ömür sürme fırsatı verdi. Bu öyküde müzik aletini esrarengizliğini dolaylı bir şekilde anlatılırsa heyecanlı öykü ortaya çıkar. Anadolu Korku Öyküleri 4 öykü seçkisine uygun bir öyküdür. Hunlar Geliyor; Megaman evrenine benzer bir düzlemde Klanların Savaşı simülasyon olarak oynatılması çok güzel bir düş gibi görünse de kalemin Türk kültürünü oyun alanında yaygınlaştırma fikirini takdir ediyorum. Yassı kürede simülasyon ortama insanlar ellerinde kumanda tarzı aletin USB giriş kablosunu yassı kürenin etrafında bulunan USB girişlerine taktiği gibi kendilerini dilediği simülasyonun içinde bulabilir yada Megaman benzeri hologramik karakter gibi kendi yaratıkları karakterleri birbiriyle savaştırabilir. Sıradaki Kim; Başarılı kurgu-gerilim öykülerinden biridir. Anadolu coğrafyasında geçtiği için kolektif korku-gerilim seçkilerinde yer alabilir ama korku temasını birazcık daha ürperti haline getirerek öyküyü genişletebilir.
Edebiyat
Evrenin TürküsüYalçın Altın · Mantis Kitap · 20225 okunma
Yelin ayının 8.betiği (2021 yılında okuduğum 36.betik)
9/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2021 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2021 21:00
Öncelikle kalemi ilk kez bilim kurgu romanları araştırken buldum. Adından dolayı bayan sandım. Daha sonra Esrarengiz Hikayeler sitesi sayesinde onun erkek olduğunu anladım. Kurduğu sitesinde hayran kurgu türüne şans verdiği için gönülden teşekkür ediyorum. Kapak çalışmalarında usta bir insandır. Öykünün veya tefrikanın ruhunu yansıtan kapaklar hazırlıyor. İlk kez Yeryüzü Müzesi'ndeki Ruh adlı öyküsünü okuyarak onun kalemiyle tanıştım. Daha sonra Hayal Kutusu'ndaki iki öyküsünü de okudum. Üç öyküsünden sadece birini beğendiğim için bu kitabı alırken bana önyargılı yaklaştı. Ben de onun kalemini daha da tanımak için bu kitabı okumada kararlı duruş sergiledim. Esrarengiz Hikayeler ve onun yazdığım yorumlarla onun ön yargısını yıktım. Bu seçkide bulunan "Sevgilim, Dans Edelim Mi?" öyküsünü okuduğum için es geçti. Onun yorumunu EH'de bulabilirsiniz. Seçkiye adını veren Geceyle Gelen öyküsüyle şizofren birinin ölüyle muhabbet edişini anlatıyor. Normalde laf geveleyen sevmeyenin ölüsünü dirisini sevemeyiz. Ölüyü öldürmek imkansız olduğu için gidip Doktor Manolya'dan terapi görürüm böylece şizofrenliğimi yenince ölü de hayatımdan çıkar. Okurları hem güldüren hem de düşündüren öyküde bu ikili diğer öyküleri de anlatıyorlar. Yani öykü içinde öyküler diyebiliriz. Buluşma: Geldiler öyküsüyle kıyaslasam bu öykü, kendisini anlatan kapağı gibi enfes bir lezzettedir. Ne buluşma ne de arayış bu öykünün mesajı değildir. Asıl mesajı insanların mutlu oldu anıları çok özlüyor. Astronot, ölüme doğru sürüklenerek karadeliğin içinden geçip sonsuzluğa gözlerini açtı. Yani asıl yurdumuz olan Asardız (günümüzde Nibiru)’a gelmişti. Dönüşü bile yoktu. Belki de ileride roman olarak görebiliriz. Kurgu o kadar güzel ki (K)Aterina adı gözüme batmadı. Tek Boynuzlu Gümüş Kısrak; Bu öykünün
Edebiyat
Geceyle GelenAşkın Güngör · Crea Yayıncılık · 200815 okunma
Yelin ayının ilk betiği (2021 yılında okuduğum 29.betik)
7/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2021 13:38
Bilim Kurgu ve alt türlerinde bizleri ne denli büyük hayal gücüne sahip olduğumuzu öykü seçkileri okuyarak görüyoruz. Geleceğin teknolojik ürünleri ve mimarisini kelimelerle çizerek bizlere o geleceğini resmini gösteren kalemlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Qualia (Şükrü Soydaş), Robofobik (Kubilayhan Yalçın), Asyalı Gülümseyiş (İlhan Deliktaş), Merhaba Dünya (Bertuğ Kodamanoğlu), İhtiyar Adam (Metin Uçar), Görünen (Nur İpek Önder Mert), Tekno Güvenlik (Gri Esin), Kıyametin Dil Ötesi Kehaneti (Tuğrul Sultanzade), Çelişkili Gelişimin Trajik Hikayesi (Utku Köse), Halk Çöplüğü: Sürgün (Mehmet Fatih Balkı), Yeni Bir Başlangıç (Mustafa Özçınar) (1.YBKY 2.si), Son Nefes (Kenan Çetinkaya) (2.YBKY 1.si), Epimetheus'un Daimi Macerası (Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) (3.YBKY 1.si), Darwin'in Senfonisi (Abdülkadir Doğanay) (3.YBKY 2.si), 2222 (Hakan Kilyusufoğlu) (3.YBKY 3.sü), Bir Hayaletin Güncesi (Arda Tipi) ve İlk Ders (İsmail Şahin) öyküleri dışında diğer öyküleri çok beğendim. Yerli veya küresel çaplı oluşlarının yanı sıra akıcılık, merak ve heyecan kıstaslarını göz önünde bulundurduğum. Beğendiğim öykülerin ilk dördünün yorumuyla karşınızdayım; Uçan Balon (Taner Güler): Ruhsal ve Fiziksel betimlemeler o kadar güçlüydü ki kendimi öykünün içinde buldum. Akıcılık, heyecan ve merakın uyum içinde dans ettiği öykü, benden sıkılmayacaksın diyor. Üçüncü türle ilişki temasında ayaklar sağlam bir şekilde yere basan bir öykü için olduğu için bayıldım. Onları gözle göremediğimiz için hacimsiz ve cinsiyetsiz olup dilediği forma bürünüp o formunun özelliklerini benimsiyor olarak betimlemek bence en mantıklısıdır. Hasatçılar (Ş.Yüksel Yılmaz): Üçüncü türle temasın Anadolu'daki tepkileri komik bir dille yazılarak bizleri hem güldürürken hem de düşündürüyor. Bu durum karşısında mitolojik
Edebiyat
Yerli Bilimkurgu Yükseliyor - Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2018Kolektif · Paradigma Akademi Yayınları · 201814 okunma
Kulca (Haziran) ayının 8.betiği (2020 yılında okuduğum 47.betik)
6/10
·208 syf.··
2020 47. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2020 17:05
"Göbeklitepe üzerine yazılan romanları okudukça Göbeklitepe hakkında düşüncelerim netleşiyor. Göbeklitepe, boyutlar arası geçiş yapan mekan değildir. Üstü açık bir tapınak olduğundan astronomi biliminin öncüsü İdris (Hanok) Yalvaç (AS) döneminde inşa edildiğini öğreniyoruz. Toprağa gömülü olmasının nedeni Nama Tufanı'ndan dolayıdır. Dinler ve Kişilik Tarihi'nin Türkiye'ye tartığıdır (armağanıdır) Şanlıurfa. Buzul Çağ ile tanışan ilk kişiler Törüngey Ata (Hazreti Adem) ve Ece Ana (Hazreti Havva) oldukları su götürmez bir gerçektir. Ece Ana, Serendip Adası'ndan Hint Yarımadası'na geçişi elbette donmuş okyanus sayesindedir. Onlar, Arap Yarımadası'nda kavuştuklarında Buzul Çağ sona ermiştir. Doğrusu elbette Tanrı bilir. Döngü içinde kişiler, hayvanlar (kulalar) gibi yaşamamışlar. Tanrı, kişilere yalvaçlar yoluyla işleri ve yaşayışları öğretmiştir. Kişiler, ilkel bir yaratık değiller. Çeşitli zamanlarda yalvaçlar sayesinde donanımlı yaratıklar haline gelmiştir. Yazar, evrim teorisini desteklediğini görüyoruz. Kişiler ve maymunların ortak atası kişidir (insandır). Maymunlar, kişilerin Tanrı'nın nimetiyle pislikleri temizleyince Tanrı tarafında kişiliğe ibret olsun diye maymuna dönüştürmüşler. Bu söylentinin doğru olup olmadığını elbette Tanrı bilir. Törüngey Ata'nın mezarı bulunsaydı Evrim teorisi tamamen çürüyecektir. Evrim yalanı, sınavımızın bir parçasıdır. Yazarın kalemi fena değildir. Meraklı sonla biten betiğin içinde Tarihöncesi kurgunun akılda kalmamasının nedeni karakterlerin adsız olmasıdır. Karakterlere ad verilseydi kurgu akılda kalırdı. Yazarın takdirine bırakıyor. Okur tavsiyesi olarak kişilik tarihinde Batı'nın düşüncesini benimsemek yerine inancındaki
Edebiyat
Sırlı GökS. Serra Erdoğan · Mona Kitap Yayınları · 201916 okunma
Reklam
Reklam