... Halkın çoğunluğunun politikaya yabancılaşması aşılabilir ve "yoz" politikacılara bırakılmayacak kadar hayati bir alan olan politika, gündelik yaşamlarımıza sirayet edebilir.
İnsan, öyle yönlendirilir ki, manipülasyonu fark etmez; aslında kendisinin egemenlik altında tutulmasına "yarayan" şeyleri (cinsellik, tüketim, turizm), özgürlük diye anlayıp adlandırarak; sözde mutluluğu ararken yedek tatminlerin birinden diğerine koşarak....
Genellikle egemen sınıfların çıkarlarını savunan bir kurum olan devletin , özgürlüğümüzü sınırlayan " öteki" olmaktan çıkması, hayatın her alanında gerçek katılımcı demokrasinin kök salması, devletin de yerel yönetimlerin de "bizim" olmaya başlaması gerekir.
Asırlardır kendilerine yeterli bir hayat sürdüren üçüncü dünya ülkelerinin köylü nüfusu, Avrupa ve Amerika sübvanse ettiği için çok ucuz olan ithal tarım ürünleriyle rekabet edemediğinden, şehirlere ya da başka ülkelere göç etmek zorunda bırakılıyor. Bu ülkelerdeki açlık sorunu, "azgelişmiş" olmalarından değil, "çok sömürülmüş" olmalarından, yani tüm zenginliklerinin eski ve yeni sömürgeciler tarafından talan edilmesinden kaynaklanıyor.