Bu kaçıncı türkü sana yaktığım
Çıktığım kaçıncı uzun yolculuk
Bu böyle kaçıncı çılgınca yorum...
Bir derviş gönlüyle kırk yıldan beri
Başımı yastığa seninle koyuyorum
Her sabah seninle uyanıyorum
Umurumda değil yasaklar, suçlamalar...
Ben seni seviyorum
Utansın Erbil'de etimizi yiyenler
Utansın insanlık, vicdanı varsa.
Bu zulmü, Batı’nın terazisi tartarsa
Yere batsın orada "insan hakları" diyenler.
Kerkük'ten, Musul'dan, Erbil'den kan sızıyor
Kan sızıyor Hür Dünya’nın şatafatına
İslâm âleminin gafil katına
Bu firavun vahşetini anlatmak çok zor.
Kar yağıyor biteviye güvendiğimiz dağlara
Kimse gecemize bir mum yakmıyor
"Yurta sulh! Cihanda sulh" "kardeşlik" diye diye
Yüzbinlerce yabancıya sahip çıkan Türkiye
Bizim yüzümüze dönüp bakmıyor.
Bütün minarelerde sustu ezan sesleri
Artık yaşamak zordu
Zehir zıkkım bir rüzgâr esiyordu Irak'tan
Ölüm sokaklarda kol geziyordu.
Bir gece Kerkük'te vurdular beni.
Geçti sokaklardan bir kızıl ordu.
İslâm'ı ve Türk'ü vuruyordu kurşunlar
Peygamber kabrinde ağlıyordu.
Bütün hadîs-i şerifler, âyet-i kerimeler
Yüreğimdeki kordu.
Ama çıplak ayaklı ve çıplak kafalı adamlar
Beni sokak sokak sürüklüyordu
Benim kafam kanıyordu kaldırım taşlarında
Evim barkım yanıyordu.
Ve benim cesedim kanlı bir bayrak gibi
Demir direklerde sallanıyordu.
Artık yaşamak zordu
Ölüm sokaklarda kol geziyordu.
Evim barkım yanıyordu.
Peygamber kabrinde ağlıyordu.