"Kelimelere muhtaç kalmaktan yorulmaya başlamıştım. Kelimeler anlamlıydı, evet ama histen yoksundu. Ona yazmak, dinlerken yüzünü görmekle bir değildi. Ondan cevap almak sesini duymakla bir değildi. Teknolojiye her zaman minnettardım ama o anda her dijital etkileşimde bir parça ayrılık varmış gibi geliyordu..."
“Bir keresinde gözleri görmeyen bir kızın bedenindeydim,” dedim. “On bir yaşındayken. Belki de on iki. En sevdiğim o muydu bilmiyorum ama onunla bir gün geçirerek bir sene içinde çoğu insandan öğrenebileceğimden daha fazlasını öğrenmiştim. Bana dünyadaki deneyimlerimizin ne kadar keyfe bağlı ve kişiye özgü olduğunu göstermişti. Sadece diğer duyuları daha keskin olduğundan değil. Dünyayı bize sunulduğu şekliyle idare etmenin yollarını bulduğumuz için. Benim için çok büyük bir sınavdı. Ama onun için sadece hayattı.”