Çevremdeki her şey çocukluğumdan beri sessiz sakindi, aynı şeylerin ses çıkarmaya başlaması ve birbiriyle yarışır gibi mutlulukla doldurarak ruhuma girmek istemesi için sadece onun gelmesi yetmişti.
Yaptığım bütün iyi şeyleri ona ayrıntılı olarak büyük bir içtenlikle anlatmam ve memnun olmayacağı her şeyi de günah çıkarır gibi itiraf etmem gerekiyordu sanki.
O zaman zihnimi dolduran hayalleri şimdi hatırlamam ve anlamam zor. Hatırlasam da bunların sahiden benim hayallerim olduğuna inanasım gelmiyor. Bunlar o kadar tuhaf ve yaşamdan uzak hayallerdi ki.
Bütün hayatımın bu şekilde, bu yalnızlık ve kendi başıma kurtulmaya gücümün ve hatta isteğimin olmadığı bu çaresiz gönül üzgünlüğü içinde geçmek zorunda olduğunu sanıyordum.
Geçmişte sık sık büyük bir testten geçmenin (somasız ve kendi içsel kaynakları dışında başka hiçbir şeyi olmaksızın) büyük acılara,büyük bir zulme maruz kalmanın nasil bir şey olduğunu çok merak etmişti; ıstırap çekmeyi çok istemişti.