6/10
·96 syf.·
2026 15. kitabı
Merhabalar, Kitaba şimdiye kadar inceleme yazılmamış. Bunu bir haksızlık olarak gördüğüm için hemen kalemi elime aldım. Türk öykücülerinden hikayeler dinlemeyi sevenlerin tercihi olabilecek bir kitap. Bilindik bir yazar değil kendisi, kitap şans eseri elime geçti. Yazarımız Saint-Joseph Lisesinden (dikkat edelim, buraya daha sonra döneceğim) mezun olduktan sonra branş olarak Uluslararası İlişkiler okumuş. İthaki tarafından basılan 2 öykü kitabı var. Bu kitabımız ilk öykü kitabı ve kendisine 2008 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazandırmış. Kitap ödülün hakkını fazlasıyla veriyor. Uzun yıllardır Türk öykücülüğüne ayrı ilgisi bulunan birisi olarak, yazarımızın ilk kitap için çok iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Kitapta 6 tane hikaye var: 1-Tünel 2-Önce Anılar ve Çocuklar 3-Uzaktaki Işıklar 4-Rüyalarının Kızı 5-Şeffaf 6-Sula Bu öykülerin hiçbiri aydınlık öykülerden değil. Ama böyle dediysem sanmayın ki sömürü ve ajitasyonla çok satsın diye sündürülen karanlık öyküleri kastediyorum. Tam aksine, karanlığı, olduğu haliyle, eksiltmeden, çoğaltmadan harika bir sadelik, doğallık ile ve tam bir erkek gözüyle, erkek penceresinden yazmış. Kitapta beni en çok etkileyen bu oldu sanırım. Abartı olan hiçbir şey yok. Ama o sadelikle yeri geldiğinde içinizi deşmeyi, yeri geldiğinde sizi merakta bırakmayı, kafanıza yeni sorular sokmayı büyük bir olağanlıkla başarıyor. Erkek gözüyle bakma kısmında da şöyle diyebilirim ki bırakabildiği kadarıyla bırakmış egosunu bir köşeye, en anladığı duyguları ve düşünceleri, en anladığı şekilde, olduğu haliyle anlatmaya çalışmış. Birçok erkek yazarda gördüğümüz erkek egosu kokan ve "erkek güçlüdür, yıkılmaz, bir yolunu bulur, yıkılsa da doğrulur ve kalkar" fikrini destekleyen yanlı yazıma bu kitapta hiç rastlamadım. Bir daha tekrarlayacağım ki bu
Rüyalarının KızıBurak Evren · İthaki Yayınları · 202315 okunma
7/10
·272 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 11:46
Toz Gibi Yıldızlar, Isaac Asimov’un Galaktik İmparatorluk evrenine açılan kapısı. Galaktik İmparatorluk’un baskıcı yönetimi altında geçen bu hikâyede, kendimizi doğrudan entrikanın ortasında buluyoruz. Hikâyenin merkezinde ise genç ve soylu Biron Farrill var. Babasının öldürüldüğünü öğrenmesiyle başlayan süreç, onu yalnızca bir kaçışın değil, çok daha büyük bir komplonun içine sürüklüyor. Başta her şey bir hayatta kalma mücadelesi gibi görünse de, Biron’un yolu galaksi çapında bir planla kesişiyor. Karşılaştığı insanlar yol gösterici gibi dursa da, aslında herkesin sakladığı başka bir yüzü var. İsyan edenler, güç sahipleri, gizli örgütler… Hikâye büyüdükçe netlik azalıyor. Çünkü bu evrende asıl mesele kimin haklı olduğu değil, kime güvenileceğinin bilinmemesi. Kitap boyunca en çok hoşuma giden şey, bu belirsizlik hissi oldu. Okurken sürekli bir şüphe hali içindesin ve bu da hikâyeyi daha sürükleyici kılıyor. İlk kitap olmasına rağmen beni içine çekti ve devamını ciddi anlamda merak ettirdi :) tabii ki Asimov farkıyla Vakıf Serisi’ni geçen yıl bitirmiş biri olarak, bu evrende daha geriye gitmek ayrı bir keyif. Aynı büyük dünyanın farklı zamanlarını ve farklı yüzlerini görmek gerçekten çok güzel bir deneyim. Galaktik İmparatorluk Serisi ile yeni karakterler, yeni hikâyeler ve yepyeni bir perspektif keşfetmek için oldukça heyecanlıyım
Toz Gibi YıldızlarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20221,093 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Abdülhak Şinasi Hisar - Çamlıca'daki Eniştemiz
Puan vermedi·203 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap roman olarak geçiyor olsa da bence tam bir enişte biyografisidir. Araştırıldığında bu eniştenin aslında tam olarak bir kişi değil, yazarın yakın akrabalarından belki birkaç kişinin toplanıp tek bir vücut bulduğu kurgusal bir karakter olduğu görülür. Eserin üslubu bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ı; özellikle de Beş Şehir'i anımsattı. Onda da artık var olmayan bir şehir dokusunu en ince detayına kadar anlattığı için sıkılmıştım bu eserde de aynısını bilhassa Çamlıca tasvirlerinde yaşadım. İsminin hakkını verecek şekilde yazarda büyük bir Çamlıca sevdası vardır ve kitabın en az %20'si Çamlıca'ya ve onun orada yaşadığı mazisine övgüdür diyebilirim. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta artık var olmayan aile gelenekleri ve sosyal yapıların ele alınmasıdır. Eser o zamanlar bir çocuk olan anlatıcının Çamlıca'daki enişteleri Hacı Vamık; namı diğer Deli Vamık'ı tasviriyle ve deliliğe makul bir övgüyle başlar. Babıali onu mutasarrıflık, defterdarlık, valilik gibi çeşitli görevlere verip verip geri almaktadır. Eserin ilerleyen bölümlerinde kendisinin hakkında vazife başında yolsuzluk söylentileri olduğu da verilecektir. Doğal olarak maddi durumu ortalamanın oldukça üzerindedir. Konaklarında hizmetçiler çalışmaktadır. Yazara göre, akıllı dediğimiz insanların sağı solu belli değildir; iyilik beklediğimizden kötülük, sadakat beklediğimizden ihanet görme ihtimalimiz her zaman oldukça fazladır; ancak deliler öyle midir? Deli daima delidir, şaşırtmaz, daima doğasına uygun davranır. Hacı Vamık enişte lakırdı etmeyi pek seven, kendine has ve eğlenceli bir konuşma üslubu olan bir adamdır. Hemen her şeyle ilgili bir fikri veya anısı vardır. Yalnız kaldığı zamanlar harici konuşur; hâttâ yalnız kaldığında bile bazen kendiyle konuşur bazen de türkü söyler. Yeğenlerine daima "can didem"
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Bağlam Yayınları · 1996422 okunma
9/10
·504 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:10
Acilen İkinci Kitap Lütfen! Kitaplığımda boşuna beklettiğime o kadar üzüldüm ki… Kesinlikle beklentilerimi aşan, elimden düşüremediğim bir kitap oldu. Büyülü dünyaları zaten çok seviyorum ama bu kitap, Hogwarts atmosferinden hiç kopamamış o kızlar için tam bir biçilmiş kaftan; tek bir farkla, burada mod tamamen dark fantasy! Briony ve Toven arasındaki ilişki o kadar güzel işlenmiş ki… Hem geçmişten hem de şimdiki zamandan kesitlerle okuyoruz. Karşımızda sadece 'kötü adama aşık olan kız' klişesi yok; çok daha eskiye, çok daha derin temellere dayanan bir bağ var. Yazar, kötülerin hüküm sürdüğü bu evrende toz pembe hiçbir şeye yer vermemiş. Yaşanan acıları, işkenceleri asla romantize etmeden, olduğu gibi, acımasızca aktarmış. Sürekli gelen ters köşeler ve şaşırtıcı hamlelerle tempo o kadar yüksekti ki, kitap hiç bitmesin istedim.
Tutsak GülJulie Soto · Yabancı Yayınları · 202633 okunma
Drakula
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:42
Drakula İyi akşamlar hissedenler, şimdi de size #ürkünçhikayeler #bramstoker'dan #drakula kitabıyla geldim. #thekitapçocuk kitabını çocuklarınızla okuyabilirsiniz. Yaş sınırı nedir bilmiyorum ama gece okunmamasını tavsiye ederim Avukat Jonathan Harker, Romanya'ya sıradan bir iş gezisine gittiğini düşünüyordu. Ancak Kont Drakula'nın kalesi bilinmezliklerle doludur. Kale çok ilginç, sanki kalede yaşanılmamış gibi boş ve toz içindeydi. Kont ise bir görünüp bir kayboluyordu. Jonathan kaldığı kalede bir şeyler gördü ve hastalandı. Bu kadarlık olsun, gerisi kitapta Sizce Jonathan ne görmüştür? Neden, nasıl hastalanmıştır? Aslında hikayemiz tam buradan sonra başlıyor diyebiliriz. Nasıl mı? Bayağı dolu dolu geçiyor, durak bilmiyor. Ben sevdim, size de öneririm. Vampirlerle aranız nasıl? Dikkat edin, vampirle karşılaşabilirsiniz #kitapalıntıları Jonathan'ın bütün vücudu korkudan titremeye başladı. Bu garip adam kimdi ya da neydi? Neden gündüzleri uyuyordu? Hem de tabutun içinde... Neden gördüğü basit bir sarımsak kutusundan bu kadar korkmuştu? "Kaçtın mı?" dedi Mina, şaşkınlıkla. "Neden Kont Drakula'nın şatosundan kaçman gerekti ki?"
DrakulaBram Stoker · The Kitap Çocuk Yayınları · 20266,3bin okunma
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 129. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:48
Herkese Merhaba Bugün sizlere Lynda Rutledge kaleminden Zürafalarla Batıya Doğru kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 372 sayfalık bir kitap Hikaye, 1938’de Amerika’da gerçekten yaşanmış bir olaydan ilham alıyor. •Hikayenin kalbinde 17 yaşında, hayatta tutunacak hiçbir şeyi kalmamış sıska bir çocuk var: Woodrow Wilson Nickel, yani Woody. Ailesini o dönemin lanetli toz fırtınalarında kaybetmiş. Köksüz, öfkeli, her gece kabuslarla uyanan bir tip. New York limanında üstü başı kan içinde, donmak üzereyken gözünü bir açıyor; karşısında devasa bir kasırgadan mucize eseri sağ çıkmış iki tane Afrika zürafası! •Bu iki tonluk Oğlan ve Kız isimli zürafaların New York’tan San Diego Hayvanat Bahçesi’ne götürülmesi gerek. Başlarında da huysuz ama dünya tatlısı bir hayvan bakıcısı, Charlie Riley (biz ona İhtiyar diyoruz). Woody bir şekilde bu yolculuğa dahil oluyor ve Amerika’yı bir uçtan diğer uca geçecekleri o efsanevi 12 gün başlıyor. •Arkalarından gelen o çilli, kızıl saçlı fotoğrafçı kızla birlikte zürafaların peşinde yol alırken, İnansam da inanmasam da Tanrı’nın bana da biraz yüzünü dönmesinin vakti gelmişti artık diyor. Kendini o kadar değersiz hissediyor ki, Kaliforniya’ya ulaşırlarsa hayatının kurtulacağına inanıyor. •Birbirinden tamamen farklı üç insan, geçmişi sırlarla dolu İhtiyar, erkek egemen dünyaya kafa tutan fotoğrafçı Kızıl ve kimsesiz Woody. Ortak hayalleri: Vadedilmiş topraklara, Kaliforniya’ya sağ salim varmak. •Ama yolculuk bitince her şey bitmiyor işte. Arada koca bir II. Dünya Savaşı geçiyor, Pearl Harbor bombalanıyor. Woody gençliğini cephelerde bırakıp yirmi beş yaşında geri döndüğünde bile, okyanusun ortasındaki fırtınalı bir askeri gemide tek sığınağı yine o zürafaların sakinleştirici hatırası oluyor. •Hem bir büyüme hikayesi, hem
Zürafalarla Batıya DoğruLynda Rutledge · The Kitap · 202685 okunma