Toprak Özgür

Toprak Özgür
@tprk_zgr
Vazgeçtim
Bugün oldu ne olduysa! Sabahın körüydü. Uyandım. Bölük pörçük uyumuş, uyur uyanık güne başlamıştım yine. Alarmın çalmasına beş dakika daha vardı. Nefes almak için balkona çıktım. Bugün nefes almak için sadece beş dakikam olduğunu hatırlayıp kafamı gökyüzüne çevirdim. Kabusumdan fırlayıp göğe yükselmiş gibiydi bulutlar. Bulutlarda mesai arkadaşlarımın mutsuz yüzleri vardı. Bulutlarda doyumsuz patronların öfkeyle sallanan parmakları vardı. Bulutlar başarısızlığa yüzünü ekşiten eşe dosta benziyordu. Sıfırı basan öğretmenler, tuvalete kilitleyen ana babalar, hayal kırıklığını haykıran sevgililer bulutlardaydı. Bulutlarda hayırsız evlatların vesikalık fotoğrafları vardı. İçimde yaşayan. “Ölmek var dönmek yok!” diyen canavar oradaydı. Peşimden kovalayan attılar oradaydı. Acele işlerime karışan şeytanlar oradaydı. Ölüp ölüp dirildiğim geçmiş anılarım vardı orada. Her seferinde tuttuğumu koparttığım solmuş çiçeklerim vardı. Çiğnemeden yuttuğum, içimi yiyip bitiren büyük lokmalarım vardı bulutlarda. Gökyüzü üstüme çökünce başımı yere indirdim. Sokakta çocukluğumu gördüm. Sadece beş dakika sonra kalabalıklar onu önüne katıp uğultularında kaybedecekti yine. Kafasını kaldırıp bana baktı. Çocukluğum şaşkındı, kaygısızdı, masumdu. Küçük ellerini bana doğru uzatıp “Gel…” dedi. Ben işte orada vazgeçtim. Ne yapıyorsam, nereye gidiyorsam, ne için uğraşıyorsam onlardan vazgeçtim. Evet, ben bugün vazgeçtim. Koşmaktan, konuşmaktan, taşımaktan, anlamaktan, anlatmaktan vazgeçtim. Beklentilerin altını kıstım. Hırsın perdesini kapattım. Rütbeleri dolaba kaldırdım. Hedefleri duvardan indirdim. Hep görmezden geldiğim için “Az ötede oyna” dediğim çocukluğumun yanına gidip onu kucağıma aldım. Ona biraz zaman ayırmaya karar verdim. Masumiyete, şefkate, safiyeti olan ihtiyacımı dinledim. Savaş
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ucu bucağı olmayan başak tarlalarının ortasında yeşermiş kayın ağacı misali, ödül mü ceza mı bilmeden yaşıyorum. Gölgemle tüm başakları güneşten korumak istiyorum, ancak gölgem bir tek köklerime yetiyor. Başaklara yardım etmek istiyorum, öte yandan gölgede yeterince güneş almadıkları zaman olgunlaşamayacaklarını da biliyorum. Küstahça da olsa bu düşüncemi aklımdan çıkaramıyorum. Bunca acizliğin içinde tek başıma sayısını bile bilmediğim bütün başaklara dokunmak istiyorum. Onların ne düşündüklerini bile bilmeden ve umursamadan hayatlarında etki uyandırmak istiyorum.
Sayfa 62 - Jean, Papirüs Yayınları
Ben, eden bulur karşılığı peşindeyim, bulamazsam kendimi yok etmem lazım. Hem bu karşılık ileride, sonsuzlukta değil, hemen burada, yeryüzünde olmalı; bunu gözlerimle görmeliyim. İmanım vardı, görmek de isterim; o ana kadar ölürsem diriltsinler beni, çünkü her şey bensiz olursa acınırım doğrusu. Hayatta işlediğim suçların, çektiğim acıların gelecekte, bilmem kim için ebedi ahenk hazırlığına gübrelik ettiğini görmek istemem, çektiklerim bunun uğruna değildi. Geyiğin aslanla yan yana yattığını, öldürülen bir adamın dirilip katiliyle kucaklaştığını gözlerimle görmek isterim. Başkaları dünyada olanların nedenini öğrenirken bulunmak isterim. Yeryüzündeki dinlerin temeli bu isteğe dayanıyor; benim de yeteri kadar imanım var. Ama arada çocuk meselesi var, çocukları ne yapacağız? Bu meseleyi çözemiyorum. Yüzüncü defadır tekrarlıyorum: elimde konu pek çok, ama ben yalnız çocukları ele aldım. Dinleyin: ölümsüz ahengi sağlamak için acı çekmemiz gerekiyor, kabul. Ama çocukların ne ilgisi var bununla, lütfen söyler misiniz bunu bana? Onların hayatta acı tatmak, ıstırap çekmek pahasına ahenk satın almalarına ne gerek var? Neden onlar da malzemeye girip, kim bilir kimin uğruna yarınki ahengin zeminini gübreliyorlar? İnsanlar arasındaki günah ve ceza konularındaki dayanışmayı anlıyorum, ama çocuklara uygulanamaz bu. Yok, eğer babalarının günahlarında bunların da payı varsa, bu, dünyamızın dışında bir gerçek olur, bu kadarını aklıma sığdıramam. Belki şakacının biri, çocukların nasıl olsa büyüyünce günah işleyeceğini söyler; ama anlattığım yavru büyümeye vakit bulamadan, daha sekiz yaşında köpeklere yem oldu. Yo Alyoşa, söylediklerim Tanrıya küfür değil! Yeryüzü ve göklerin bütün seslerinin bir övgü korosu halinde birleşerek yaşayanlar ve yaşamış olanların hep bir ağızdan, “Haklısın Ulu