9/10
·502 syf.··
2026 4. kitabı
𓂀 𝕊𝕖𝕝𝕒𝕞𝕞𝕞 𓂀 Öncelikle hayırlı bereketli cumalarımız olsun degerli dostlarım... Şahane bir kitapla tanışmaya hazır mısınız? Bugün size @ciniusyayinlari ‘ndan çıkan @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ‘ın etkileyici kaleminden #benkalbinbilir kitabının yorumu ile geldim... #kitapkonusu Türkiye'nin köklü basın grubu Zirve 'nin magazin bölümü olan Nilüfer Dergisi kadınları ve onların birbirinden farklı hayatlarına yolculuk ettiğimiz yüreğinizi sıcacık yapan dostluğu, aile bağlarını ve insan ilişkilerini konu alan bir kitap BEN (kalbin bilir).Onaltı karekter beşyüz sayfa olması gözünüzü korkutmasın.Nasıl başladı nasıl bitti anlayamayacaksınız bile. Çünkü her bir karakterde kendinizden bir parça bulacaksınız.Okurken duygu değişiklikleri yaşayacak, ağlarken gülecek gülerken düşüneceksiniz... #kitaphakkındadüşüncelerim Ben BEN’i (kalbin bilir) çok sevdim. En çokta SEN’i sevdim sevgili @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ... Naifliğini,dostluğunu,okuruna olan desteğini ve daha anlatmaya kelimelerin yetmediği bir dolu özelliğini.Çok teşekkür ediyorum bendeki gerçek BEN’i ortaya çıkardığın, gücüme güç kattığın için. İYİKİ yollarımız kesişti, İYİKİ aynı gün dogduk size dair çokça İYİKİlerim var. Rabbim ayağınıza taş gözünüze yaş değdirmesin kaleminiz hep daim olsun inşALLAH... Dipnot : Kitap 3 seriden oluşacak. BEN’le başlıyor SEN’le devam ediyor BİZ’le bitiyor. SEN’de ve BİZ ‘de görüşmek dileğiyle. Tavsiye etmiyorum kesinlikle okuyun diyorum gerçek BEN’i bulmanız için... #alıntılar 𓂀 ‘Her şeyi çok fazla ciddiye alarak yaşarken, yaşamayı atlıyoruz.’ (48) 𓂀 ‘İnsanın 'evi' kalbidir.’ (158) 𓂀 ‘İnsan en çok kendine yabancıdır. Güneş çıktığında 'gölgeler de' aydınlanır’
Ben Kalbin BilirÖzlem Küçük · Cinius · 061 okunma
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,643 okunma
Reklam
Hekaton'la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 02:46
Hekaton’la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan 18.08.2025 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU Hekaton’la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan "Sanal gerçeklikler, genetik hastalıkların gen zincirinden aşılama öncesinde tespit edilmesi, genetik mühendisliği, psikotropik ilaçlarla hafızanın güçlendirilmesi ve duygu durumlarının düzenlenmesi, estetik ameliyatlar, cinsiyet değiştirme, protezler, implantlar, yaşlanma karşıtı ilaçlar ve operasyonlar, insana yakın arayüzler, avatarlar gibi birçok teknoloji hâlihazırda insanlık durumunu ve insanın bireyliliğine ilişkin tartışmaları şekillendirmektedir. Bu teknolojilerle insan bir tasarım projesine dönüştürülmektedir." (Karataş, 2022, s. 49) Yaylagül Ceran Karataş, Posthüman: Şehir ve Beden adlı çalışmasında yer verdiği bu pasajda son zamanlarda sıklıkla gündeme getirilen transhümanizm çerçevesinde yaşanan gelişmelerin sadece teknolojik, bilimsel boyutlardan ibaret olmadığını, olumlu yönleri ile lanse edilmeye, insanlık için faydalı imajı verilmeye çalışılsa da madalyonun diğer yüzünün oldukça karanlık olduğunu ve esas hedefin 'insan'ın ta kendisi olduğunu vurgulayarak çok önemli bir hususa dikkatleri çekiyor. Yazar her ne kadar posthüman kavramını farklı yaklaşımlarla ele alsa da transhümanizmin posthümanı olarak başlıklandırdığı düşüncenin nihayetinde varmak istediği noktanın ise insansız bir dünya olduğunu ifade eder. Öyle ki posthumana yani ölümsüz insana ulaşabilmek için bir köprü görevi gören transhümanizm dahilinde yoğun bir şekilde yürütülen algı yönetimi ve manipülasyon çalışmalarının neticesinde bir virüs gibi yayılan yabancılaşma pek çok hayati bağın zedelenmesine sebep olmuştur. Amaç insanı tüm bağlarından koparıp tamamen savunmasız hale getirmektir. İnsanın Tanrıyla, doğayla, insanla ve nihayetinde kendisi ile olan
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,213 okunma
LAP û LAP
Puan vermedi·104 syf.··
2025 13. kitabı
LAP û LAP Pêparê Biharê “Piştî wextekî jî kete xeweke kûr, belkî jî ji xwe va çû, kî çi zane. Çaxa hişyar bû, ez ê salix û silûxên wî yên teze bidime we, lê herge sibê qetla xwe neke hustiyê xwe.”72 “… Ne xewn bû, kapûs bû, kapûs, hazak jî kapûs. Of êş kete serê min. Min dîsa li salonê razaye, Xwedê Hilde û daynene.” 72 “Ma vir e qey, min tovê wan her du lawên xwe di gel Tory Blackê li odeyeke nexweşxaneyê neavêtiye?” 99 Dema mirov vê berhema çîrokan a bergreş û 101 rûpel (hejmara rûpelan balkêş e) dixwîne rastî hîkayetên ji kêlî-enstantaneyên gûndewarî pêkhatî yên bê kompozîsyon û bê gramer, rastî daweşandina ferhenga jîyana gûndewarî ya xwezayî û ekolojîk, rastî lêkerên jibîrbûyî ên bi tenê li heremekê hatî bikaranîn û niha pêdivî bi wan neyî (mînak: çot êdî bi gayan nayêkirin) li gorî bilevkirinê hatî nivîsîn tê. Nivîskar, bala xwe ji tevn û vegotina hîkayetan bêtir daye zimanê herema xwe û bi her awayî heremîbûn xistîye navenda berhema xwe. Nola ji dengê gundîyan çîrok qeyd kiribin û transkrîpsiona wan kiribe, wisa bi vegotineke “devokî” nivîsîye. Yanî, çi qasî bi ser ketîye nizanim lê li gorî zimanê axaftinê hatiye nivîsîn. Gotinên pêşîyan, biwêj, zom, puş, quloz, kanî, bayê felekê û û û… Ziman zindî ne; nola bedena mirov hin hucreyên wan dimrin û ji hucreyên nû re cih vedikin. Bi demê re hin peyv wenda dibin ji hafiza mirovan “delete” dibin. Mînak, peyvên nola gîsin, mêlheb, destar, meşk, ji literatûra gûndan jî derketine, êdî û cih dane peyvên nola traktor, romork, dîzel, klîma, otomatîk û gelek peyvên tîktokî yên dijîtal û “dij î tal”. Mimkûn e nivîskar xwestibe nostaljîyekê bike, xwestibe wî zimanê li zarokayîya li hişê xwe nivîsî, ji dapîr an bapîr gûhdarî kirî, neyê wendakirin, li qeydûquytan bimîne. Hin nîşeyên vê xwendinê yên ji bo bingeha
Pêparê BiharêMem Zînistanî · Avesta Yaynları · 20252 okunma
“Qewameke paranormal” û “kitêbên dertexeyyulî”
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Xwendina romaneke“Qewameke -post-paranormal” a bi kurmancîya Amerîqanî û ji “kitêbên dertexeyyulî” dûr Jiyana Asayî Ya John Anders “Seyr bû a rast, merivatîyeke min bi John E. Sandersê dîndar ê emerîkan re tinebû, her wiha bi John Saundersê sînaryonûs ê Hollywoodê re jî, navê wî li ser rûpeleke rojnameya San Pedro-News Pîlotê bû, hejmareke lapê kevn bû, ji nava qutîkeke li xeracê derketibû, March 11, 1940, bi tenê ‘u’yeke xwe ya zêde hebû û ew ‘u’ di nava demê re ketibû ‘halê werîsekî’ Jiyana Asayî Ya John Sanders/Şener Ozmen) (13) Roman, bi vê hevoka ji hêla xalbendîyan, hevoksazîyê û gelek mijarên din ve ‘ecêb, sosret, seyr, aloz û xerîb dest pê dike. Kesên kesatîya nivîsîna Şener Ozmen dinasin, zêde pêça xwe nadine allegorîya hevokên wî yên kompleks; çikû dizanin ew hostayekî zimên e û çawa peyvan li bin hûkma xwe nola marekî direqisîne Li edebîyatê bikaranîna zimên mûhîm e; eger ew berhem bi kurdî be, bikaranîna zimên hê mûhîmtir e; çikû pirs(grêk)eke wiha heye: - Kîjan kurdî? - Kurdîya kurmancî. - Kîjan kurmancî? Li kurmancî ji bilî cêbûna zaravayan, gelek sîstemên ji hev cê yên devokî û herem hene û bandorê gelek zimanên din… Çikû bi sedsalan e kurd ji bilî zimanê xwe bi zimanekî din (elfabeyên wan ji hev cê/carinan 2-3 ziman) jî dizanin û bi wan zimanan dijîn. Kurdên bi tenê bi kurdî dizanin zaf kêm in. Loma hin cêbûn ketine navbera zimanê kurdan de. Mînak: Kurmancîya kurdên bi erebî dizanin û yên bi tirkî dizanin ji hev dur ketine. Ji bo Şener Ozmen hem bi gelek zimanan dizane hem jî bi gelek devokên kurmancî yên heremî jî dizane û dixwaze bi vê teybetmendîya xwe zimanê li berhemên xwe dewlemend bide xwîyandin, hemûyan bi kar tîne. Wê demê zimanekî dewlemend ê bi gelek sîstem û kesayî derdikeve holê. Em li zimanê li vê berhemê binêrin: 1-
Edebiyat & Roman
Jiyana Asayî Ya John SandersŞener Özmen · Avesta Yayınları · 20253 okunma
HAZIR ÇÖZÜM SÜRECİNDEYKEN...
Puan vermedi·160 syf.··
2025 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 20:03
MEVCUT ANAYASAYA GÖRE "TÜRK" KAVRAMI Madde 66: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. p: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. q: Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. p ∨ q = Türk vatandaşlığı. [∨, mantıkta "veya" demektir.] C1) Türklük yurttaşlığa dayalı üst kimliktir. C2) Türklük yalnızca etnik bir kategori değildir. C3) Etnik olarak Türk olmayan biri, p koşulu sayesinde Türk sayılabilir. C4) q koşulunu sağlayan biri, p koşulunu sağlamasa da (vatansız olsa bile) Türk olarak kabul edilebilir. C5) Türklük tanımı esnek ve kapsayıcıdır. Not: p ∨ q tanımı, Türk kavramını hem hukukî hem de biyolojik/etnik alana yayar. Bu nedenle bu tanım bir üst kimlik çerçevesidir. Hâlâ "Türklük" üst kimlik değildir diyorsanız farklı yıllarda kullanılmış muhtelif anayasalarımız bu konuya ne diyor? Bu soru hem Cumhuriyet'in Kürt ırkını reddettiği söylemine de cevap verir. 1924 Anayasası Madde 88 Fırka 1: Türkiye ahalisine din ve ırk* farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla (Türk) ıtlak olunur. (...) 1937'deki değişiklikle: Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir. 1961 Anayasası Madde 54: Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Görüldüğü üzere anayasadaki Türk tanımı henüz cumhuriyetin ilk yıllarındayken bile belirli ırka dayandırılmamış, üst kimlik olarak tanımlanmış ve tanım oldukça dolu ve demokratiktir. 1961 Anayasası ile muhtevası nispeten daraltılan vatandaşlık tanımı yine de özü itibariyle demokratik ve üstkimlikçi yaklaşmını korumaktadır. 1961 Anayasası ile getirilen bu tanım bazı ufak çaplı tadiller ve mülgalarla geçerliliğini koruyor. (1982 Anayasası) Bana soracak olursanız günümüzde Türk
Kürtler Ne İstiyor?Mesut Yeğen · İletişim Yayıncılık · 201616 okunma
Reklam
Reklam