Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2025 09:18
Arafta ❛Zaman İçinde Mekân❜ ve İnsan "Bir site kurmalıyım. İslâm sitesini yeniden kurmalıyım. Canlandırmalıyım, diriltmeliyim onu. Çağ içinde varoluş hikmetim bu." (Karakoç, 2022, s. 41) Meşhur film serilerinden Yüzüklerin Efendisi'nin ilk filmi Yüzük Kardeşliği, hayranlarının hemen hatırlayacağı üzere, şu cümle ile açılır, "Dünya değişiyor, bunu suda hissediyorum, toprakta hissediyorum. Kokusunu alıyorum." Tam da böyle bir çağda yaşıyoruz; havada, suda, her yerde, her alanda değişimin/dönüşümün büyük bir hızla gerçekleştiği zamanlarda. Postmodernliğin Durumu isimli çalışmada temel tezini bu köklü değişimler üzerinden kuran David Harvey bu durumu şu sözlerle ifade ediyor, "Yaklaşık 1972'den bu yana hem kültürel faaliyetlerde hem de politik-ekonomik faaliyetlerde köklü bir değişim yaşanmaktadır. Bu köklü değişim, mekân ve zamanı algılayışımızda yeni hâkim biçimlerin ortaya çıkışıyla bağlantılıdır." (Harvey, 1997, s. 7). Harvey'in de belirttiği gibi 1970'ler bu değişimlerin çıktılarının yoğun bir şekilde görünür olmaya başladığı zaman dilimi olsa da sadece zaman ve mekânı algılayışımızda değil bilhassa insanın kendisini algılayışımızda da farklılıkları ortaya çıkaran bu değişimlere sebep hâkim biçimlerin fikri/kavramsal boyutunun inşasının çok daha öncesine dayandığını görürüz. Öyle ki hem gelişmelerle şekillenen hem de gelişmeleri şekillendiren, fikri boyutu –ölümsüzlük arzusu/arayışı- ilk insanın yaratılışına dayansa da kavramsal olarak ortaya çıkışı Rönesans'la olan transhümanizm düşüncesinin insanın ve insana dair ne varsa onların değişimine/dönüşümüne yön veren esas düşünce olarak boy gösterdiğini bugün rahatlıkla söyleyebiliriz. Çekici kuvveti yapay zekâ çerçevesinde olduğu için daha çok bilimkurgusal bir düşünce izlenimi oluşmasına sebebiyet veren izmin
Zaman İçinde MekanBilal Can · Hece Yayınları · 202116 okunma
Hekaton'la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2025 02:46
Hekaton’la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan 18.08.2025 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU Hekaton’la Son Tango: Hedef Aile, Mesele İnsan "Sanal gerçeklikler, genetik hastalıkların gen zincirinden aşılama öncesinde tespit edilmesi, genetik mühendisliği, psikotropik ilaçlarla hafızanın güçlendirilmesi ve duygu durumlarının düzenlenmesi, estetik ameliyatlar, cinsiyet değiştirme, protezler, implantlar, yaşlanma karşıtı ilaçlar ve operasyonlar, insana yakın arayüzler, avatarlar gibi birçok teknoloji hâlihazırda insanlık durumunu ve insanın bireyliliğine ilişkin tartışmaları şekillendirmektedir. Bu teknolojilerle insan bir tasarım projesine dönüştürülmektedir." (Karataş, 2022, s. 49) Yaylagül Ceran Karataş, Posthüman: Şehir ve Beden adlı çalışmasında yer verdiği bu pasajda son zamanlarda sıklıkla gündeme getirilen transhümanizm çerçevesinde yaşanan gelişmelerin sadece teknolojik, bilimsel boyutlardan ibaret olmadığını, olumlu yönleri ile lanse edilmeye, insanlık için faydalı imajı verilmeye çalışılsa da madalyonun diğer yüzünün oldukça karanlık olduğunu ve esas hedefin 'insan'ın ta kendisi olduğunu vurgulayarak çok önemli bir hususa dikkatleri çekiyor. Yazar her ne kadar posthüman kavramını farklı yaklaşımlarla ele alsa da transhümanizmin posthümanı olarak başlıklandırdığı düşüncenin nihayetinde varmak istediği noktanın ise insansız bir dünya olduğunu ifade eder. Öyle ki posthumana yani ölümsüz insana ulaşabilmek için bir köprü görevi gören transhümanizm dahilinde yoğun bir şekilde yürütülen algı yönetimi ve manipülasyon çalışmalarının neticesinde bir virüs gibi yayılan yabancılaşma pek çok hayati bağın zedelenmesine sebep olmuştur. Amaç insanı tüm bağlarından koparıp tamamen savunmasız hale getirmektir. İnsanın Tanrıyla, doğayla, insanla ve nihayetinde kendisi ile olan
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,226 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
Henüz 9 yaşındayken insan tacirleri tarafından kaçırılarak getirilen Kafkas kökenli Dilber, önemli devlet adamı olan Mehmet Efendinin konağına satılır. Geldiği bu evde özellikle evin hanımı tarafından sürekli eziyet edilen Dilber bu evde çok mutsuzdur. Neyse ki görevi gereği Mehmet Efendinin tayininin çıkmasıyla Dilber bu evden kurtulur. Ancak bu sefer de farklı farklı evlere satılır. Kendisini esir alan tüccarlar tarafından Asaf Paşaya satılması, Dilber için iyi günlerin başlangıcı olmuştur. İyi bir eğitim alır, Fransızca öğrenir. Paşanın resme meraklı oğlu Celal, onun resimlerini çizer. Sonunda aralarında bir sevgi oluşmaya başlar. Her ne kadar Asaf Paşa iyi niyetli bir adam olsa da bu aşka razı olmaz. n Dakika Gündem Yazarlar Ekonomi Dünya Resmi İlanlar UzmanPara Skorer Cadde Pembenar Giriş Gündem Dünya Ekonomi 75.yıl UzmanPara Skorer Cadde Pembenar Yazarlar Milliyet Tv Astroloji Teknoloji Seçim Sonuçları Son Depremler Tümü Resmi İlanlar
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Boramir Yayınları · 201656,5bin okunma
LAP û LAP
Puan vermedi·104 syf.··
2025 13. kitabı
LAP û LAP Pêparê Biharê “Piştî wextekî jî kete xeweke kûr, belkî jî ji xwe va çû, kî çi zane. Çaxa hişyar bû, ez ê salix û silûxên wî yên teze bidime we, lê herge sibê qetla xwe neke hustiyê xwe.”72 “… Ne xewn bû, kapûs bû, kapûs, hazak jî kapûs. Of êş kete serê min. Min dîsa li salonê razaye, Xwedê Hilde û daynene.” 72 “Ma vir e qey, min tovê wan her du lawên xwe di gel Tory Blackê li odeyeke nexweşxaneyê neavêtiye?” 99 Dema mirov vê berhema çîrokan a bergreş û 101 rûpel (hejmara rûpelan balkêş e) dixwîne rastî hîkayetên ji kêlî-enstantaneyên gûndewarî pêkhatî yên bê kompozîsyon û bê gramer, rastî daweşandina ferhenga jîyana gûndewarî ya xwezayî û ekolojîk, rastî lêkerên jibîrbûyî ên bi tenê li heremekê hatî bikaranîn û niha pêdivî bi wan neyî (mînak: çot êdî bi gayan nayêkirin) li gorî bilevkirinê hatî nivîsîn tê. Nivîskar, bala xwe ji tevn û vegotina hîkayetan bêtir daye zimanê herema xwe û bi her awayî heremîbûn xistîye navenda berhema xwe. Nola ji dengê gundîyan çîrok qeyd kiribin û transkrîpsiona wan kiribe, wisa bi vegotineke “devokî” nivîsîye. Yanî, çi qasî bi ser ketîye nizanim lê li gorî zimanê axaftinê hatiye nivîsîn. Gotinên pêşîyan, biwêj, zom, puş, quloz, kanî, bayê felekê û û û… Ziman zindî ne; nola bedena mirov hin hucreyên wan dimrin û ji hucreyên nû re cih vedikin. Bi demê re hin peyv wenda dibin ji hafiza mirovan “delete” dibin. Mînak, peyvên nola gîsin, mêlheb, destar, meşk, ji literatûra gûndan jî derketine, êdî û cih dane peyvên nola traktor, romork, dîzel, klîma, otomatîk û gelek peyvên tîktokî yên dijîtal û “dij î tal”. Mimkûn e nivîskar xwestibe nostaljîyekê bike, xwestibe wî zimanê li zarokayîya li hişê xwe nivîsî, ji dapîr an bapîr gûhdarî kirî, neyê wendakirin, li qeydûquytan bimîne. Hin nîşeyên vê xwendinê yên ji bo bingeha
Pêparê BiharêMem Zînistanî · Avesta Yaynları · 20252 okunma
Anneme Mektup
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 116. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2024 21:02
Waris Dirie Çöl Çiçeği kitabında da Anlattığı Afrika kıtasının bir çok Ülkesinde ve doğup büyüdüğü kendi Ülkesi Somalide bir gelenek ve dini rütüel olarak kabul edilip uygulanan, KS. Kadın sünneti ile ilgili gerek kendi yaşadığı sağlık sorunlarını gerek bu uygulama ile sakat bırakılan hayatını kaybeden binlerce Afrikalı kızın Dünyada ki, sesi ve savunucusu olmuştur. Somaliden başlayıp Ingiltere'ye Amerika'ya İtalya'ya oradan Avusturya'ya gidişin,Bu Kıtalararası Ülkeler Arası yolculukta yaşadıklarını dile getirmektedir. Somalide yoksul bir ailenin kızı biraz da şansının yaver gitmesi ile Model, toplum aktivisti, yazar, aktris, BM Özel Elçisi (1997–2003) olmuştur. 2002 de kurduğu Waris Dirie (Çöl Çiçekleri) Vakfı ile Afrika Kıtası başta olmak üzere Dünyanın çeşitli Ülkelerinde Kadın Sünnetinin sonlandırılması için kendini bu mücadeleye adamış bir insan hakları aktivistidir. Waris Dirie Bağnazcı tutuculuğa karşı verdiği mücadele nedeniyle çoğu kez ölüm tehditleri almış, hayatını riske atmıştır. Tarih bir köşeye çekilip suya sabuna dokunmayanları değil, Hayatında verdiği mücadele ve bu mücadelenin sonucunda insanlığın iyiye doğru gelişimi ve değişimi yönünde çaba sarfedenleri bu değişime öncülük edip katkı sunanları altın harflerle yazmaktadır, yazmaya devam edecektir. Waris Dirie Şimdiden bunu yapabilmiş müstesna şahsiyetlerdendir. Bu mücadelesi neticesinde, Maputo Protokolü 2003’te Mozambik’in baş kentinde imzalandı. Protokol-de hükümetler kadın sünnetinin tehlikeli sonuçlarına karşı halkı bilinçlendirmeye davet ediliyor. Protokolde ayrıca kadın sünnetinin kanun dışı sayılması yönünde bir yasa değişikliğine gidilmesi talep ediliyor. Onaylanma Protokol, Afrika Birliği tarafından 11 Temmuz 2003 tarihinde Maputo, Mozambik'teki ikinci zirvesinde kabul edildi. 25 Kasım 2005
Anı-Mektup-Günlük
Anneme MektupWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2023231 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Ziyan Bülteni" Üzerine Okuma Notları: "Ziyan Bülteni" Şair Sami Uluğ'un Ekim 2023' te okurlarıyla buluşturduğu ikinci şiir kitabıdır. Fabrik Kitap etiketiyle çıkan eserde yirmi şiir yer almakta ve seksen altı sayfa hacmindedir. Kitap kapağını ilk açış da "RUHSATSIZ" kelimesiyle karşılaşıyoruz. Herhalde bu ifade yayınevinin bir sloganı olsa gerek. Ruhsatı olmayan, kaçak, yasal olmayan gibi anlamlarıyla, karşı bir duruş sergileniyor olmalı. Şiirler, her ne kadar tam olarak tasniflenmemiş olarak gözükse de aralarda verilen Karacaoğlan'ın şiirinde yer alan üç kısa sözü, bölüm başları olarak düşünebiliriz. Bu sözlerde ki mana cihetiyle de şiirler gruplandırılmış olmalı. Karacaoğlan'ın, bölüm başlarında olan şiir sözleri şu şekildedir. "Üç derdim var birbirinden seçilmez", "Haramî var diye korku verirler" ve "Güzel sever diye isnad ederler" şeklindedir. Karacaoğlan'ın "Üryan Geldim Gene Üryan Giderim" şiirinden alıntılanan sözler olduğu anlaşılıyor. Karacaoğlan’ın şiirinin tamamı şu şekildedir. "Üryan geldim gene üryan giderim/ Ölmemeğe elde fermanım mı var/ Azrail gelmiş de can talep eder/ Benim can vermeğe dermanım mı var// Dirilirler dirilirler gelirler/ Huzur-ı mahşerde divan dururlar/ Harami var diye korku verirler/ Benim ipek yüklü kervanım mı var// Er isen erliğin meydana getir/ Kadir Mevlâ'm noksanımı sen yetir/ Bana derler gam yükünü sen götür/ Benim yük götürür dermanım mı var// Karac'oğlan der ki, ismim öğerler/ Ağı oldu yediğimiz şekerler/ Güzel sever diye isnad ederler/ Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var" Şiirlerde en dikkatimi çeken şeyin, ayrıntı addedilebilecek bazı şeylerin şiirlere taşındığını söyleyebilirim. Hayattaki bazı ayrıntıları görebilmek, gözlemleyebilmek, sezgisel bir muhakeme halini de beraberinde taşımaktadır. Şiirlerdeki nesnellik ve gözlem
Ziyan BülteniSami Uluğ · Fabrik Kitap · 202310 okunma