"Ağaçlar sallanıyorsa düşman geliyor demektir; otlar ezilmişse kuşkulan; kuşlar uçuyorsa tuzak var demektir; vahşi hayvanlar kaçıyorsa düşman baskın yapacak demektir; toz bulutları yükseliyorsa düşman ordusu üstüne geliyor demektir; toz bulutu yavaş yavaş dağılıyorsa düşman ateş yakmış demektir; toz bulutu az ve zaman zaman aşağı çöküyorsa düşman kamp kurmuş demektir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hızın rüzgar gibi, yavaşlığın orman gibi olmalı. Ateş gibi saldırıp yağmalamalı, dağ gibi kıpırdamaz olmalı. Karanlıklar gibi bilinmez, hareketin yıldırımlar, şimşekler gibi olmalı.
Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar, zayıflık güçten doğar. Düzen [ya da] düzensizlik sayıdadır [örgütlenmededir]. Cesaret [ya da] korkaklık tavırdadır. Güçlülük [ya da] güçsüzlük görünümdedir.
Bu nedenle düşmanı yönlendirmeyi iyi bilenler yanıltıcı bir görüntü verir [ve] düşman buna kesinlikle kanar...
Eskilerin iyi savaşçıları önce yenilmezliği sağlar, ondan sonra yenilebilirliğine bakarlardı. Baş edilemezlik kendimize, baş edebilirlik düşmana bağlıdır. Bu nedenle iyi bir savaşçı yenilgiye uğratılamayacağı koşulları yaratabilir, ama düşmanı yenilgiye uğratabilecek koşulları yaratamaz. Onun için "zafer önceden görülebilir ama yaratılamaz" denir.