Sensizlige bir rıhtım kadar uzak ,
Ama bir düş kadar yakın...
Ey çölümün kanayan yarası,
Susuzluğumun zemzemi.
İki tepe arasında uçan,
Kanadı yaralı kuş...
Kara bir taş üstünde seni bekleyen
Eşref-i mahlukatın buluşma yeri olan Arafat ...
Beytullah'in önünde,
Yağmurların göz yaşımız olduğu...
Kanayan yarama melhem olan Hira'm
Kanadı yaralı kuşun mâverası...
Demir parmaklıklar arasında beraat bekleyen , kırmızı gülün hüzün göz yaşı...
Koğuş hayatından mâvera hayatına beraat bekleyen lubbetul aynım...
Sana olan sevgimi haddim olmayarak,
Dile getirmeye çalışıyorum...
(Sana yazdıklarımı okumanı isterim.
Ama sakın ha sakın bana belli etme okuduğunu. Sevdamıza haram bulaştırmak istemem . Sende anlarsın zaten beni senin için ne kadar çırpındığımı. Seninle dualarımızda buluşmak üzere selametle...)