marduk şanlı anlatılmış ama benim tek gördüğüm burnu kalkık bi erko bwmdndksnd şaka bi yana gerçekten beğendiğim bir destan oldu. keşke eksik kısımlar olmasaydı keyfim katlanırdı.
Gılgamış'ın adı sanı gibi şaşalı bir kitap değil, daha sadeleştirilmiş gibi. Eksik alanların olması da(her ne kadar tahminle tercümede tamamlanmaya çalışılmış olsa da) konu bütünlüğünü kopardığından bu etkiyi almış olabilirim. Gılgamışı kötüleyemem ama ben yine de Oğuz Kağan okumayı tercih ederim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çocuklar için,eğlenceli vakit geçirmek adına masallar her zaman ilgilerini çekmiştir.7 yaşındaki oğlum için okuduğum kitabın okul öncesi için daha uygun olduğu kanaatindeyim.
Dede Korkut Hikayeleri, sadece destan değil; Türk milletinin ahlak, şeref, aile, devlet ve insanlık anlayışının bin yıllık anayasasıdır. "İnsanlık" denen erdem, burada; sözünde durmakta, yardım etmekte, çalışmakta, savaşta bile mert olmakta, anaya-babaya saygıda ve Tanrı'ya sığınmaktadır. Bu sözler, bir milletin ruh haritasıdır.
Gılgamış Destanı’nın Ek Levhası, destanın kapanışı olmaktan çok, okura dönüp “sen ne sandın?” diyen bir metindir. On bir levha boyunca ölümsüzlüğün peşinde koşan bir kralın hikâyesi anlatılır; fakat ek levhada, bütün bu arayışın aslında baştan kaybedilmiş olduğu sessizce hatırlatılır. Gılgamış, tanrılara kafa tutan bir kahraman olmaktan çok, faniliğiyle yüzleşmek zorunda kalan sıradan bir insan haline gelir.
Ek Levha’nın en çarpıcı yönü, ölüm fikrini dramatize etmekten özellikle kaçınmasıdır. Ne büyük bir ağıt vardır ne de epik bir son. Aksine, ölüm neredeyse bürokratik bir gerçeklik gibi sunulur. İnsan, yeraltı dünyasında ne kadar “hatırlandığı” kadar var olur. Bu da destanın başından beri ima edilen o rahatsız edici gerçeği açığa çıkarır: Ölümsüzlük, bedensel bir ayrıcalık değil, yaşayanların hafızasında tutulma meselesidir.
Bu noktada Ek Levha, kahramanlık anlatısını bilinçli biçimde bozar. Çünkü Gılgamış ne tanrılara rağmen kazanır ne de kaderi yener. Kazandığı tek şey, sınırlı bir farkındalıktır. Ve belki de bu yüzden Ek Levha, destanın en insani ve en acımasız bölümüdür.
İnsanlar binlerce yıldır aynı şeyleri hissedip yazmış. Bu destanı okumak ve anlamak benim değişimimin en büyük adımı. İnsan olduğumu her zaman hatırlayacağım ve insanlığımla barışık olacağım