·
Okunma
·
Beğeni
·
7318
Gösterim
Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
111
Format:
Karton kapak
Orijinal adı:
Shūtur eli sharrī
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Baskılar:
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Nipur'da Assurbanipal'ın kitaplığında ve Etilerin başkenti Boğazköy'de ele geçen Gılgamış destanı, eski doğu dünyasında yüzyıllarca tanınmış, her yerde yankılar uyandırmış, insanlığın ilk yazın örneklerinden biridir.

Eski Doğu dünyasının kültür dillerine çevrilmiş olan bu yapıt, bulunduğu andan bu yana, Avrupa bilginleri arasında büyük bir ilgi uyandırmış, Almanca, İngilizce ve Fransızca'ya çevrilmiştir. Bu üç dilde çeşitli çevirileri bulunan yapıtı, ülkemizin yazın kültürü bakımından yararlı bulduğumdan, ben de Türkçe'ye çevirdim. Dr. Albert Schott'un da birçok yerde yanıldığını sezdiğimden, çeviriyi bitirdikten sonra, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi profesörlerinden üstat Landsberger'e göstermeyi uygun buldum. Özellikle Sümerce, Babilce ve Asurcadaki bilgisi ve yetkesi dünyaca bilinen sayın üstattan yapıtı özgün metinle karşılaştırarak düzeltmesini rica ettiğimde, hiç duraksamadan, hemen işe başlamamızı söyledi. Yapıtın elden geldiğince doğru ve asıl metne bağlı bir çevirisini yapabilmek amacıyla üstat elinden geleni esirgemedi. Dahası, yapıtı Schott'un çevirisini temel alarak, özgün metinden yeni baştan çevirdi. Değerli zamanının çoğunu esirgemeyen üstat, yapılan çeviride destansal anlatıma bağlı kalmamı, bana hep salık verdi. Ben de onun söylediklerine uyarak yapıtın anlatımını elimden geldiğince değiştirmemeye çalıştım. Onun için okurlar oldukça ilkel bir anlatımla karşılaşacaklardır. Üç bin yıldan uzun bir süre önce yazıya geçirilen bir yapıtın anlatımının bugünkü anlatımdan ayrı olacağını, çeviride doğallıkla daha ilkel bir anlatım kullanılması gerektiğini, okurlar da elbette anlayacaklardır.

Prof. Landsberger, Gılgamış destanını özgün metinden çevirmekle kalmamış; bunun birçok yerlerini açıkladığı gibi, ayrıca bir de giriş yazmıştır. Böylece benim istediğimden çoğunu yaparak dileğimi yerine getiren sayın profesöre teşekkürlerimi sunmayı bir görev bilirim. (Önsöz)
Muzaffer Ramazanoğlu
176 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Destanın Tevrat, İncil ve Kuran 'a ilham verdiği iddialarını duyunca hemen gittim aldım. Zaten kitabı bir solukta okudum. İş Bankası yayınları gerçekten çok başarılı. Sonuç olarak ; Enkidu karakterinin kilden yaratılması, büyük tufan olayından bahsetmesi ve Enkidu' nun ruhunun yeryüzüne gelip cehennem ( yeraltı dünyası) hakkında bilgi vermesi gerçektende Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında kaynak göstermeden bu destandan alıntı yaptığını gösteriyor. Mesela Nuh Tufanı bu 3 kutsal kitapda bir çok ayette anlatılır. Ve neredeyse gılgamışda anlatılanin aynısı. Kendi fikrimi söylemem gerekirse gerçekten Musa, İsa ve Muhammed peygamberin kutsal kitaplarında ki temel konuların kaynağı Gılgamış desek abartmış olmayız. Çok dikkatimi çeken bir diğer konu ise Gılgamış 'in ölümsüzlüğü ararken kendisine bunu sağlayacak olan dikenli otu buluyor ama bunuda bir yılana kaptırıyor yılan otu yer yemez deri değiştiriyor. Günümüzde bir çok toplumda yılanların bahar ayında deri değiştirmesini bu destana bağladığı söylenir. Okuyun arkadaslar...
176 syf.
·2 günde·8/10
Okur ağız açıp konuştu, dedi ki diğer okurlara:
“Bu kitap bir harika, harika bu kitap.”

Yıl MÖ 5000 tahminen Büyük Tufan’ın hemen ardı, Dicle ve Fırat nehirlerinin arasında ilk insanlığın bilinen gerçek yüzü Sümerler ve onların akıl almaz mitolojisi. Zamanında birden ortaya çıkan bu uygarlık, çıktığı anından itibaren yüceliğini ve büyüklüğünü ortaya koymuştur. Astronomi, geometri daha da önemlisi olan “Yazı” ilmi Sümerlerden çıkıp, batıya doğru yayılmıştır. Yapılan araştırmalarda buzulların yok oluşu MÖ 8000li* yılları göstermektedir. Arada geçen 3000 yıllık süreç ise tamamen karanlıklar altındadır ki ta Sümerliler işi kilden yaptıkları tabletlerin üzerine ekledikleri yazıya kadar. Sümerler ’in tarihe ve insanlığa kattıkları elbette tartışılamaz. Bahsi geçen kitap ise o zamandan günümüze ulaşan ilkyazım örneğidir.

MS 1800lü yılların ortasında keşfi başlanan ve Mezopotamya denilen yerde bulunan tabletlerin ortaya çıkardığı, yazım örneğidir. Tarihin ilk destanı olması sebebiyle birçok yerde önem kazanması ve bizlere dönem hakkında bilgiler sunması tabletlerin ne denli kıymetli olduğunu bildirmektedir. Özellikle mitoloji severlere genellikle Doğu, Sümer ve İran mitolojisi tanrılarını tanımaları için güzel bir başlangıçtır Gılgamış Destanı.

Kitabın bir başka bakış açısıyla özellikle Hz. Nuh (as) yani destanda adı geçen Utnapiştim’in Büyük Tufanı da 327 dize ile anlatılmaktadır. Bu hususun ise diğer üç din kitabına ilham kaynağı olduğu, hatta yazılırken bu destandan esinlendiği dahi savunulur.

Sait Maden’in Avrupa dillerinden çevirdiği ve kaynaklara dayandırdığı destan, belki de günümüzde okuyabileceğimiz eksiği en az ve çevirisi en doğru olan kitaplardan birisi. Daha önceki çevirilerde destanın daha bir masalsı anlatımı, çıkmazlara giren olay örgüleri ve kaynak gösterilmemesi gibi etkenleri bu kitapta bulmak zor.

Konusu Uruk Kralı Gılgamış’ın başından geçenleri anlatmasıyla başlıyor, insanın varoluşu ve yok oluşunun da konu edildiği destan devam edip en sonunda ölümsüzlüğü bulmak için çıktığı yolculukta olumlu/olumsuz bir şekilde Uruk şehrine dönüşüyle sonlanıyor.

Bazı kil tabletlerin kırık ya da silik olmasıyla destanın kısımları küçük bir açıklama ile boş geçilmiş ve sonraki tabletlerle devam etmiştir. Hiç bulunmayan ve eksik olan tabletlerin boşlukları ise çevirmen notlarıyla desteklenmiş olduğu için yitik bir döngü içerisine düşmüyor okur.

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi. Keza tarihin ilk destanı ve yazıtı olması sebebiyle de zaten okunmayı hak eden bir eser olduğunu düşünüyorum.

Sevgi ile kalın…
  • İlyada
    8.6/10 (348 Oy)404 beğeni1.307 okunma650 alıntı12.897 gösterim
  • Odysseia
    8.6/10 (277 Oy)277 beğeni970 okunma352 alıntı8.134 gösterim
  • İlahi Komedya
    8.5/10 (467 Oy)550 beğeni1.605 okunma1.542 alıntı26.351 gösterim
  • Dörtlükler
    8.7/10 (1.428 Oy)1.506 beğeni5.045 okunma3.909 alıntı28.745 gösterim
  • Zincire Vurulmuş Prometheus
    8.6/10 (220 Oy)186 beğeni600 okunma323 alıntı4.368 gösterim
  • Prens
    8.2/10 (930 Oy)871 beğeni3.192 okunma2.173 alıntı27.661 gösterim
  • Kutadgu Bilig
    8.8/10 (229 Oy)264 beğeni835 okunma1.285 alıntı11.242 gösterim
  • Kral Oidipus
    8.7/10 (371 Oy)334 beğeni1.331 okunma355 alıntı10.699 gösterim
  • Efsuncu Baba
    8.0/10 (333 Oy)239 beğeni845 okunma265 alıntı5.514 gösterim
  • Aşkın Metafiziği
    7.5/10 (766 Oy)718 beğeni2.915 okunma2.089 alıntı27.909 gösterim
185 syf.
·5 günde
Sümerler. İnsanlığın yazılı tarihini, icat etmiş oldukları çivi yazısı ile başlatan; astronomiden matematiğe, geometriden fiziğe kadar birçok alanda ilkler gerçekleştirmiş ve kendilerinden sonra gelen hemen hemen her uygarlığı etkileyebilmiş olan toplum.
Uygarlık tarihine yaptıkları katkılar sayesinde tarihten bugüne kadar yeni buluşların da önünü açabilmişlerdir.

Kanıtlanmış ve üzerinde çalışmaların devam ettiği Sümerlere ait birçok buluntunun yanında, hala gizemi tam olarak çözülememiş, aydınlatılamamış bir o kadarı daha mevcuttur. Bunlardan biri de, tarihin en eski (ilk yazılı) destanı olan "Gılgamış Destanı''dır. Toplamda 12 kil tablet üzerine yazıldığı düşünülen destanın bazı bölümleri hala kayıp, bazı bölümlerinin de çevirisi yapılamamıştır. Tarihin farklı dönemlerinde ve farklı kazı alanlarında çıkarılan buluntuların aydınlatılması sonrasında eksik kalan birçok kısmın tamamlanabileceği düşünülüyor.

Destanın ana konusunu, m.ö 28. yy.'da Mezopotamya'da bulunan bir Sümer kenti olan Uruk kentinde doğmuş, yaşamış ve hüküm sürmüş Kral Gılgamış'ın, kendine en yakın bulduğu arkadaşı Enkidu'nun ölümünden sonra bunalıma girmesi, ölümsüzlük otunu aramaya başlaması oluşturuyor. Gılgamışın fiziksel özellikleri, tanrılarla olan ilişkileri, Enkidu ile tanışması, Enkidu ile birlikte dehşetleriyle ün salmış çeşitli yaratıkları öldürüp halkını huzura kavuşturması, bu yüzden de tanrıların öfkesini (öldürülen yaratıklar tanrılar tarafından onları cezalandırmak için yollanan yaratıklardır) üzerlerine çekmeleri gibi konulara da değinen destan ayrica Nuh tufanının bir kısmını da anlatmaktadır.

Sümer diline özgü anlatım teknikleriyle yazılan destan son derece akıcı bir dile sahiptir. Öyleki eksik kalmış bölümler fazlasıyla göze çarpmamakta.

Yazar kitapta ayrıca Sümerlerin tarihleri, kültürleri, uğraşları ve buluşları gibi konulara da çeşitli başlıklar altında açıklamalar getirmiş böylece döneme ait akla takılabilecek birçok soru işaretini gidermeyi düşünmekle destanı okumaktan alınan hazzı arttırmayı hedeflemiştir. Mutlaka okuyun derim.
128 syf.
Gılgamış yarı efsanevi bir kişi. Annesi Ninsun adında bir tanrıça, babası Lilla adında bir şeytan. Bu yüzden '' üçte ikisi tanrı etinden, üçte biri insan etinden '' yaratılmış. Bağdat ile Basra arasındaki Uruk kentinin güçlü kralı. Kendisinden '' her şeyi gören ve her şeyi bilen '' diye bahsedilen Gılgamış'ın 126 yıl boyunca hüküm sürdüğüne inanılıyor.

Gılgamış ;
Ölüm / yaşam temeline oturtulmuş , dostluk ve yiğitlik destanı ...
Nuh Tufanını anlatan ilk yazılı eser ( Bir kaç kutsal kitabın da kaynağı sayılıyor ) ...
Ölüm karşısındaki acı yenilgi ...
Dili şiirsel ...

Yüz elli yıllık çalışma sonucu destanın üçte ikisi ele geçirilebilmiş. Tabletlerin bazı kısımları kırık ya da eksik olduğundan bir çok yerinde boşluklar mevcut. Zaten artık geri kalan bölümleri elde etmek, Irak'ta kazılar yapmak da imkansız. Çünkü acımasız bombalar yeryüzü uygarlığının eşik taşlarını çoktan yerle bir etti...
185 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Spoiler var biraz fazla degil :)

Mitolojiye merakım artarken,
bir Sümerli olarak hep bu destani merak etmisimdir(köyümün ismi Sümer :D )
Tufandan, ölümsüzlükten ve tanrilarla olan polemiği dikkati mi çekmiştir. Ilk yaziyi icad eden( hemserilerim) Sümerliler 12 tablete Gılgamış destanini yazmislar.
Okurken canımı sıkan şey şu oldu; 1 satır 20 satir vs eksik, tabletin devami kırık cümle cevirisi yapilamadi, vs gibi eksikler var ve yazar bunları birleştiriyor muhtemel şeyler söylüyor veya olaylari bağlıyor. Sümer mitolojisindeki yari tanri Gılgamış yunan tanrisinda herkül , sumer tanrisinda ask tanrisi İştar yunan mitolojisinde afrodit benzerliklerini dusundum Okurken bi ilgisi var bi yere varirmiyim diye düşündüm Kiyaslamalar yaptim
Misal ;
"Utnapistim (Hz. Nuh ) ölümsüzlük otunu Gılgamış a veriyor yilan otu Gılgamıştan alıp yiyor. Ölümsüzlük otunu yilan yemesi ve tıp ın simgesi yilan olmasi mitolojik bir bağlantı olabilir mi ?" Diye sordum okuma esnasında https://1000kitap.com/limitededitionzethos sağolsun bu konuda aydinlatti.
(Yorumu şuydu :Evet var, yılan sürekli kabuk değiştirdiği için gençlikle, ve yeraltına girdiği için öteki dünya ile yani ölüm ve gençlik (sağlık) ile ilişkilendirilmiştir. Ölüm ve gençlikle ilişkilendirilmesi çok daha eskilere dayanır(şamanizm ve sümerler dönemine kadar) ve bu anlamının daha sonraki çağlarda Tıp'ın simgesine dönüşmesinde etkisi çok büyüktür.)

Mitoloji saçma gelebilir ama her ne olursa olsun bir dönemin toplumsal kültürel ve sosyal ozelikler barindirir (tabi bu benim fikrim)
Simdi ilk uçakla truvaya gidiyorum
(ilyada ya gececegim :) )
176 syf.
·1 günde·5/10
Yaşam sevgisi, yiğitlik, aşk gibi konuların işlendiği bu destan, diğer destanlar gibi insanoğlunun ölümsüzlük arayışının kanıtlarından biridir. Sait Maden'in Batı kaynaklarından çevirdiği Gılgamış Destanı'nın, Yunan destanı İlyada'dan, Hint destanı Mahabharata'dan beş bin yıl öncesinde yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Gılgamış Destanı, insanoğlunun ilk yazınsal ürünü, ilk başyapıtıdır.
185 syf.
·Beğendi·9/10
Oysa her şey ortaya çıkana kadar.
Ölümsüzlük arzusu ile ölümlü insanın çaresizliği... tanrının ölümsüzlüğü insanların ölümlülüğü..
176 syf.
·Beğendi·10/10
Bir vakitler destan okuma hastalığı edindim. Beni en çok etkileyen destanlardan biri de şüphesiz Gılgamış oldu. Modern romandan almadığım tadı ondan aldım. Enikudu, Gılgamış... Humbaba!

Nuh Tufanın ilk izlerini barındırması açısından muazzam!

Okuyun, okutturun!
176 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Binlerce yıl öncesinde yazılmış, insanoğlunun ilk yazınsal başyapıtı Gılgamış Destanı. Okuduktan sonra anlatılacak değil, herkesin satır satır okuması gereken, başka kaynaklar ile destekleyerek anlamaya çalışması gereken ve günümüze, geleneklerimize, bilmeden tekrar ettiğimiz pek çok inanış ve davranışın kaynağına götürecek bir destan.
Ölümsüzlüğün peşindeki Gılgamış ile birlikte yolculuk yaparken, zamanda yolculuk yapıp binlerce yıl öncesine gidiyoruz. Nuh Tufanına bambaşka bir açıdan bakıyoruz ve zamanımıza geri geldiğimizde herşeyi tekrar düşünmek ve sorgulamak istiyoruz.
Sayın Muazzez İlmiye Çığ'ın kıymetli kitapları eşliğinde okudum ve okumadan geçmeyin diyorum.

" Nereye koşuyorsun böyle , Gılgamış?
Eline geçmeyecek aradığın yaşam.
Tanrılar insanoğlunu yarattıklarında
Yalnız ölüm oldu ona verdikleri,
Kendi ellerinde tuttular yaşamı! "
(Sayfa : 96)
176 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Enfes bir kitaptı, Yunan, Hint mitolojilerinin de öncesi olduğunu, ve onlardan sonra yaşayan her halka Sümerlerin önderlik ettiklerini gördüm. M.Ö. 2000li yıllarda yazılmış bu destan, ve yazıldığı zaman diliminde öyle enteresan bilgiler var ki. Örneğin: Büyük Tufan olayından bahsediyor, bu konu 327 dizelik oldukça ayrıntılı geçiyor, yani kutsal kitaplar inmeden önce, bu destanda bunların geçmesi çok ilginç. Kitapta sırf bu yüzden kutsal kitapların "gökten inme" olmadığı iddia ediliyor.
Sümerlerin matematiğe astronomiye hakimiyetleri çok şaşırttı beni, Yunan filozoflarının (güya) bulduğu çoğu teoremlerin hepsi sümerler tarafından bulunmuş. Thales teoremi, Dairenin 360 derece olması, günün 24 saat olması gibi.
Çok şaşırtan olaylardan biri de, M.Ö. 7500lü yıllarda Küresel Isınma sonucu Atlas Okyanusu Akdeniz üzerinden taşmış, küçük bir göl olan Karadenizi deniz yapmış. Uygarlıklar da yüksek yerlere göç etmek zorunda kalmış. O zamanlarda Fırat ve Dicle birleşip tek koldan inmiyormuş, Basra körfezi 150 km içerideymiş.
Sümerler; sulama düzeni, çinicilik, maden işçiliğini de bulmuşlar, hatta maden ticareti bile yapmışlar.
Ülkemiz içerisinde de yaşadıkları yerler olduğu için, biraz da gurur duyarak okudum bu kitabı.
Lütfen herkes okusun, ama roman okur gibi değil ders çalışır gibi not tutarak okuyun. En kadim destanımız diğerlerinin gölgesinde kalmamalı.
10 yıldız, 100 yıldız ;)
Tanrım bana sırtını döndü, dostum,
...savaş meydanında ölen kişi adını baki bırakır ardında,
Ama ben savaş meydanında ölmüyorum ve
bırakamayacağım adımı ardımda.
Anonim
Sayfa 62 - "The Epic of Gilgamesh", Andrew George (Çeviri ve Sunuş), Penguin, 1999.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gılgamış Destanı
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
111
Format:
Karton kapak
Orijinal adı:
Shūtur eli sharrī
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Baskılar:
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Gılgamış Destanı
Nipur'da Assurbanipal'ın kitaplığında ve Etilerin başkenti Boğazköy'de ele geçen Gılgamış destanı, eski doğu dünyasında yüzyıllarca tanınmış, her yerde yankılar uyandırmış, insanlığın ilk yazın örneklerinden biridir.

Eski Doğu dünyasının kültür dillerine çevrilmiş olan bu yapıt, bulunduğu andan bu yana, Avrupa bilginleri arasında büyük bir ilgi uyandırmış, Almanca, İngilizce ve Fransızca'ya çevrilmiştir. Bu üç dilde çeşitli çevirileri bulunan yapıtı, ülkemizin yazın kültürü bakımından yararlı bulduğumdan, ben de Türkçe'ye çevirdim. Dr. Albert Schott'un da birçok yerde yanıldığını sezdiğimden, çeviriyi bitirdikten sonra, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi profesörlerinden üstat Landsberger'e göstermeyi uygun buldum. Özellikle Sümerce, Babilce ve Asurcadaki bilgisi ve yetkesi dünyaca bilinen sayın üstattan yapıtı özgün metinle karşılaştırarak düzeltmesini rica ettiğimde, hiç duraksamadan, hemen işe başlamamızı söyledi. Yapıtın elden geldiğince doğru ve asıl metne bağlı bir çevirisini yapabilmek amacıyla üstat elinden geleni esirgemedi. Dahası, yapıtı Schott'un çevirisini temel alarak, özgün metinden yeni baştan çevirdi. Değerli zamanının çoğunu esirgemeyen üstat, yapılan çeviride destansal anlatıma bağlı kalmamı, bana hep salık verdi. Ben de onun söylediklerine uyarak yapıtın anlatımını elimden geldiğince değiştirmemeye çalıştım. Onun için okurlar oldukça ilkel bir anlatımla karşılaşacaklardır. Üç bin yıldan uzun bir süre önce yazıya geçirilen bir yapıtın anlatımının bugünkü anlatımdan ayrı olacağını, çeviride doğallıkla daha ilkel bir anlatım kullanılması gerektiğini, okurlar da elbette anlayacaklardır.

Prof. Landsberger, Gılgamış destanını özgün metinden çevirmekle kalmamış; bunun birçok yerlerini açıkladığı gibi, ayrıca bir de giriş yazmıştır. Böylece benim istediğimden çoğunu yaparak dileğimi yerine getiren sayın profesöre teşekkürlerimi sunmayı bir görev bilirim. (Önsöz)
Muzaffer Ramazanoğlu

Kitabı okuyanlar 743 okur

  • damla
  • çiğdem as
  • KocYusufsinan
  • Oğuzhan özer
  • Günay İlgar
  • Turgay
  • Nalan
  • feyzgenc
  • Berat Akdağ
  • Dilda

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (1)
9
%0.9 (2)
8
%0.5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları