kendi hayatımın bulmacası ise öylece kaldı. bir sürü boş kutu, bir sürü cevapsız soru… soldan sağa, yukarıdan aşağıya bütün kareleri tek tek doldurabileceğim, bir kucak hüzünlü kelime…
dedemin anlattığı parmak çocuk masalı aklıma geldi. çocuğu olmayan kadın hamurdan çocuk yapıyordu kendine. ben de anne yapıyordum sanki kekten. revaniden anne… çok tatlı, şerbetli bir anne.
bekledim, bekledim… pişince bekledim, şerbetini dökünce bekledim, soğuyunca bekledim. revani, anneye dönüşmedi.
herkese karşı öfke doluydum. içim dipsiz bir kuyu gibiydi. yıllar boyu bazen bardaktan boşalır gibi, bazen damla damla, bazen ip gibi incecik akarak öfke doldu içime. o öfkeyi hiçbir yere akıtamadım. mecburen dışıma sızdı. dipsiz kuyu bile dolmuştu. bir yere dökebilsem içimi, rahatlayacaktım.
erkeklerin hayatının kaydırıldığı ve yalnızca 25 kadının yaşadığı bir adada geçen roman mı? bayılırım.
şimdiye kadar okuduğum en iyi alice feeney romanıydı. olayların gidişatını hiçbir şekilde tahmin edemedim, her bir sayfası ters köşelerle doluydu. üstelik kitabın bitiriliş şeklini de epey beğendim, son derece akılda kalıcıydı. kadınların gücünü iliklerime kadar hissetmek istediğim her anda, memnuniyetle sayfaların arasında yeniden kaybolabilirim. Güzel Çirkin
Güzel ÇirkinAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20251,902 okunma