yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından
ama toprağın altı, en az üstü kadar karmaşıktı. en az üstü kadar dev bir sırdı. nefret ediyordum doğadan! her şeyin her şeyi yemesinden! bütün döngünün, her şeyin her şeyi yiyerek sürüp gitmesinden nefret ediyordum.
insanların destelerce doğup düzinelerce öldüğü bir toprakta büyümüştü. ve tek isteği, her insanın yalnız başına doğup yalnız başına öldüğü bir toprağa gitmekti. ancak yolculuğu, kandalı'da sona ermişti. ve kandalı'da insanlar, doğar doğmaz gömülürdü.
kriz süresince, liderin halkıyla kurduğu ilişki, tatmin üzerine kurulu ve cinsellik temellidir. halkın lideriyle kurduğu ilişkiyse, baba figürü eksenli, ailevî bir nitelik taşır. dolayısıyla kriz hallerinde, lider-halk ilişkisi ensesttir. yani doğası gereği bir skandaldır.