• Yazarın okuduğum ilk kitabı, kesinlikle tavsiye ederim. Hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz, sonunu merakla beklediğiniz olaylardan oluşan, harika betimlemelerin olduğu bir kitap.Tasvirler o kadar ayrıntılı ve gerçekçi ki, insanın gözünde anlatılanlar bir tablo gibi beliriyor.Ana karakterlere ve yardımcı karekterlere gerektiği kadar yer verilmiş. Çoban Oak, Batsheba,Mr.Boldwood ve Çavuş Troy arasında geçen aşk oyunu.Mr Boldwood ilerleyen yaşına rağmen Batshebaya delirecek derecede bağlanıyor, onu elde etmek için elinden geleni ardına koymuyor, gençkızı korkutuyor aşırı baskısı ve sevgisiyle, ama sonuçta kötü olaylar zincirinin başına gelmesini engelleyemiyor.Çavuş Troy genç , yakışıklı, çapkın, soylu ...Bunlar genç kızın onu deliler gibi sevmesine yetiyor da artıyor bile, ama kötü seçim, sonuçta Batsheba sevilmediğini , aldatıldığını anlıyor. Sonuçta sabreden, gerçekten genç kızı seven, onun için tüm zorluklarla mücadele eden Çoban Oak mutlu sona kavuşuyor.Okuyun, iyilerin her zaman kazanacağı gerçeğini kitabın sonunda görüp, mutlu olun
  • Merhabalar incelememe hoş geldiniz.

    Öncelikle bu Titans da kimmiş falan derseniz Teen Titans grubunun büyümüş hali yani cidden yaşça 4-5 yaş var sanırım. Bu cildi okuyalı uzun zaman olduğu için aklımda kalanları yazacağım, maksat inceleme yapılmayan bu güzel seriye başlamak isteyenlere teşvik.

    Uzun zaman dediğime bakmayın 2 yıl oldu büyük ihtimal ya da 1 de olabilir neyse sayılara takılmayalım, bu cildi okumadan önce DC Rebirth cildini okumanız daha faydalı olur çünkü başlarda olan olaylar daha kolay anlaşılıyor. DC Comics ya da çizgi roman şirketi abi, 2016 yılında dedi ki 'ben evreni sıfırlıyorum, New 52 Evreni çok dandikti' falan dedi demek isterdim ama onlar bu konuda ne düşünüyor bilmiyorum ama Rebirth yaptıklarına göre böyledir.

    Wally West yani kapaktaki kırmızılı olan, New 52 serisinde yokmuş (Bilmeyenler için:New 52 de 2011-2016 yılı arasındaki DC Çizgi romanları vs.) DC Rebirth cildinde Wally West geri dönüyordu ve o anlar çok güzeldi, 'vay canına' falan olmuştum. Wally, Speedforce'da (Speedster yani hızlı koşan abilerin tanrısal mekanı gibi bir şey, zaman orada işlemiyordu sanırım donuk bir yer yani) kısılı kaldığı için Wally West geri dönüyor ve ne görsün her şey değişmiş hatta kendi adında Wally diye birisi bile var. DC Rebirth sayısında genel evrende neler olduğunu görüyorduk, bu ciltte ise Wally evine, Titans'ların yanına dönüyor, ekiptekiler ilkin düşman bile sanıyorlar ve korkuyorlar ama sonra onların Wally'leri olduğunu anlıyorlar ve aile ortamı samimiyetinde hasret gideriyorlar. Wally abinin sevdiği kız ise onu görünce cidden korkuyor ve onu reddediyordu. (Kızlar işte illa bir trip lazım ya neyse kızmayın, şaka yapıyorum) Bunlar olurken tabi kötü adamlarımız rahat durmuyor illa bir arkadan işler çevirmeceler Titans ekibi bizi bulun dövün hırpalayın demeler falan.

    Bu arada buraya bir parantez açıyorum ekibin kişileri kim falan öğrenmek isterseniz: Nigthwing. Donna Troy. Tempest. Arsenal. Lilith ve Wally West nam-ı diğer The Flash!

    Devamında işte bilinen olaylar ve süper kahramanların kazanması. Olayları pek hatırlayamadım aslında.

    Güzel bir ciltti çizim açısından da kaliteli çizimler vardı. 20.fasikülde de durdurdular sanırım bu seriyi bitti diye, üzüldüğümü hatırlıyorum. (Ama zaten DC bitmişti gözümde filmlerinden dolayı)

    Kendimce incelemeye çalıştım gerçi inceleme oldu mu pek bilmiyorum ama buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim.

    Herkese iyi kitap okumalar dilerim, kitapla kalın sevgili okurlar.
  • Nevrotik kişinin doğum travmasıyla yaşanan ilksel kaygıyı zora uğramadan aşamadığını görmüştük; kahraman ise görünüşte özellikle ağır bir doğum travmasını eylemleriyle tekrarlayarak aşmaya çalışan kaygı tanımaz biri olarak çıkar karşımıza. buna uygun şekilde, sonradan oluşturulan(çocuksu) fantezide daima anne karnı kesilerek çıkarılmış, yani baştaki kaygı travmasını yaşamamıştır. Diğer yandan, kahramanın doğuş miti açısından aynı motif, koruyucu anne bedenini terk etmenin ne kadar zor olduğunu da ortaya koymaktadır. Reformlar ve fetihler gerçekleştiren kahramanın taşıdığı cesaret maskesinin ardında, hep anne bedenine dönmek isteyen biri vardır. Öldürülemeyen hiç yaralanmayan kahraman motifi de doğuştan gelme bir zırh, nasırlaşmış deri ya da miğfer (takanı görünmez kılan başlık) halinde koruma işini sürdüren bir tür kalıcı rahim tasavvuru olarak anlaşılabilir*1; ama yine de hep öldürebildiği tek bir noktanın, bir "Aşil topuğu" nun bulunması, bir zamanlar kahramanın da salt bedensel anlamda ne kadar anneye bağlı olduğunu belli eder. *2 İşte bu yüzden, hem anneye dönüşü hem de doğum travmasını temsil eden uzak bir yere bırakılma motifi (içeri düşme), ilksel durumu fantezi yoluyla yeniden üreterek anneden ikinci ve daha az acı verici bir ayrılış oluşturmaya çalışır.

    *1 Troy ali kahramanları tehlike anında saran "bulutlar" ya da Athena'nın "sisi" de böyledir. Bazen de kahraman zırhlar kuşanmış olarak dünyaya gelir -örneğin Azteklerin kahramanı Uitzilopochtli.
    *2 Anne bedeninden ilk ayrılan "korunmuş" kafanın(mutluluk başlığı, taç) tersine, en son çıkan ayaklar çoğunlukla zayıf noktayı oluşturur. Aşil topluluğunun yanı sıra, Oidipus'un şişmiş ayakları da annenin cinsel organından en son ayrılan vücut parçasının bu özelliğine işaret etmektedir. Bu ayrıca, söz konusu zayıf noktanın nasıl olup da daha sonra kahramanın kendi cinsel organını "sembolik" olarak temsil edebildiğini de(ayak=penis; hadım edilme korkusu!) açıklamaktadır.
    Adler'in kalıtıma ve ceninin gelişme sürecine dayandırdığı organ eksikliği ve bunun aşırı telafisi kuramı da, bireysel düzeyde doğum travmasına gösterilen tepkiyle bağlantılı görünmektedir.
  • İngiliz edebiyatı ve romantik aşk hikayelerine bayılan biri olarak bu kitaba da ba-yıl-dım. İngiliz kırsalında geçen hikayede bir kadın ve üç adam üzerinden konu ilerliyor. Karakterinin mükemmelliği ile Gabriel Oak, sadakati ile Mr. Boldwood ve diğer iki karakterin tam tersi özellikleri olmasına rağmen çekiciliği ile arayı kapatan Francis Troy, güçlü ve zengin Bathsheba Everdene'in aşk üçgenini oluşturuyor. Masal gibi başladı ve bitti.. Jane Austen tarzını sevenlere tavsiyemdir.
  • Bitti !!! Yine bir solukta okuduğum bir Debbie kitabıydı. tabi ki harikaydı. Cedar cove sakinlerinden Yeni haberler var. Fatih'in evine dadanan bir hırsız, olayları çözmeye çalışan Troy, olayları çözerken hayatını bu kadınla geçirmek istediğine bir kez daha karar verir. Çünkü devamlı aklında Fatih vardır ve onun yanından ayrılmak istemektedir.
    Diğer yandan Teri ve Bobby. Üçüzlerine kavuşurlar.
    Grace ve Olivia cephesinde yeni bir olay gelişmiyor ama tabi onlardan da uzak kalmadık bu kitapta da.
    Ve kasaba kırsalında bir mağarada bulunan insan kemikleri. Troy Davis'in işi başından aşkın ️
    Bu kitapta en sevdiğim olaylar Mack ve Doğumuna yardımcı olduğu Mary Jo arasında geçiyor. Ve bu ilişki devamı niteliğinde başka bir kitabın müjdesini veriyor.
    Rachel ve Bruce evleniyor ve devamı kitapta ️ 10/10
  • Bitti !!! En sevdiğim Yazar ve en sevdiğim seri. Bende artık Cedar Cove'lu gibi oldum. Bu kitapta ana karakter papaz Dave'di. Karısı Emily kocasının cebinde pırlanta bir küpe bulur ve eşinin ona hediye edeceğini düşünür. Hediye alamayınca eşinin kendisini aldattığını düşünür ama olaylar çok farklı gelişir. Tabi ki kasabanın diğer sakinlerinden de haberler var. Teri üçüz beklemektedir. Olivia kanserle mücadele etmektedir. Şerif Troy Davis gençlik aşkıyla barışmaya çalışmaktadır. Christie, Bobby'nin şöförü James ile ilgili büyük sırrı öğrenir ve birçoğu. Hepsi bu kitapta. Devamının geleceğinden Emindim ve öyle de oldu. Tavsiye ederim. 10/10 #kitapdelileridebbiemacomber
  • Milyarder Troy PHELAN hayattan bıkmıştır ve ölüm arifesindedir. Kendisini bulunduğu binanın 13. kattan aşağı bırakmadan önce, kendi iradesiyle tarafından kaleme aldığı vasiyeti ile bugüne kadar kimse tarafından bilinmeyen, gayrimeşru kızı Rachel’e tüm mal varlığını miras bırakır. Kalan aile fertleri mevtanın bu iradesine itiraz ederken, genç avukat Nate O'RILEY bahse konu gizemli varisi bulmaya çalışmaktadır. Fakat bu gizemli varisimiz Brezilya yağmur ormanları bölgesinde bir misyoner olarak çalışmaktadır ve izini bulmak hiçte kolay olmayacaktır. Nate O'RILEY’nin tüm çabaları sonuç verir ve Rachel bulunur. Fakat ortada bir sorun vardır ve O'RILEY’nin tüm çabaları çabaları boşa çıkacak görünüyor çünkü Rachel babasının mirası ile zerre ilgi duymamaktadır. Ama O'RILEY hızlı bir şekilde, zamanında Rachel’in fikrini değiştirmesi gerekmektedir. Yoksa bütün miras mevtanın açgözlü ailesi olan PHELAN klanına kalacaktır.

    John Grisham tarafından yayınlanmış çoğu romanı okudum. John Grisham eserlerinde bizi baştan nelerin beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz. Kendisinin kaleme almış olduğu bütün eserleri benzer düzen üzerine inşa edilmiştir. Konular genellikle sürükleyici bir şekilde yasal ve hukuki zeminde geçmektedir. Genellikle genç bilinmeyen bir avukat, görünüşte umutsuz bir vakayı kabul eder. Birçok aksiliklere ve sert geçen kavgalara rağmen en nihayetinde davayı kazanır. Bu kulağa çok klişe geliyor değil mi? Tabii ki, klişeler Grisham’im en iyi becerisidir. Ancak yine de onun kitapları hep bir yenilik, hep bir heyecan ve sürekli gerilim içerikli devam etmektedir.

    Vasiyetname adlı bu eserimizin odak noktasının, gene birkaç avuç avukatların ve Amerikan hukuk sistemi etrafında döndüğüne şahit olacağız.

    Milyarder Troy Phelan çok ağır ölümcül hasta olduğunu bilmektedir. Yakın ailesinin - üç eski eşi ve altı çocuğu nu – endişesi kendisinin hastalığından ve yaklaşan ölümünden çok mirasının ne olacağıydı. Bu sebepten dolayı, mirasçılarında hazır olacağı ve vasiyetini imzalayacağı için bir gün belirlendi. Üç psikoloğunda aynı gün hazır bulunacağı ve vasiyetini imzaladığı esnada, kendisinin deli olmadığına dair rapor tutulacağı ortam hazırlığı da tamamlanmıştı. Troy Phelan, avukatı huzurunda aslında geniş Ahit (Vasiyetname) gibi görünen bir belgeyi imzaladı. Ama Phelan’ın herkese bir sürpriz yapıp, asıl mirası kime bırakacağını burada olanlar içerisinde kimse tahmin bile edemezdi. Vasiyetnameyi imzaladıktan kısa bir süre sonra asıl isteğinin yerine getirilmesini istediği çok daha küçük bir belge ortaya çıkarır, avukatına uzatır ve pencereden kendini 13. kattan dışarı aşağı bırakır.

    Orada bulunan tüm aile bireyleri, büyük bir miras beklentisiyle Troy Phelan’ın tamda düşündüğü ve öngördüğü gibi davranırlar. Büyük sükseli alışverişler günlük rutin işlerdir. Ama vasiyetnamenin imzalandığı bu özel günde, ailenin gerçekler ile tanışma vakti gelmiştir. Bu miras ile meşru çocuklarının öldüğü güne kadar olan tüm borçları ödenecekti. Ölüm gününde ya da sonrasında alınan krediler/borçlar çocukların kendi borçları sayılacaktı. Şayet mirasçılar iradeye (vasiyete) itiraz ederlerse, o zaman vaat edilen tüm şartlardan mahrum bırakılacaklardı. Ana varis olan gayrimeşru kızı Rachel Lane’in varlığı daha önce aileden hiçbiri tarafından bilinmiyordu. Kendisi Brezilya yağmur ormanlarında yerliler arasında misyonerlik yaparak hayatını idame ediyordu.

    Şimdi romanın ikinci bölümüne Grisham oldukça atipik giriş yaparak başlar. Alkol bağımlısı olan Nate O'Riley dördüncü rehabilitasyonunu yapmıştır ve şimdi bu gizemli varisi bulmakla mükelleftir.

    Bir yağmur ormanında geçen maceralı bu bölüm benim için kitabın en iyi parçasıdır. Ancak, bence yazar tamda burada daha da gelişmiş bir hikâye çıkarabilirdi.

    İçerik hakkında daha çok fazla ayrıntı vermeyeceğim. Sadece şunu ifade edebilirim ki: Elbette, Nate varisi bulacaktır. Ama varis bu duruma nasıl tepki verecek?

    Bu romanın konusunda her zaman olduğu gibi para, hatta macera ve din vardır. Yine de, kitabı daha önceki eserlerine nazaran o kadar heyecan verici değil ama gene de sizi sürüklüyor.

    Romanda Nate O'Riley’e için sempatik ve kademeli rol düşer. Rachel Lane gizemli karakter olmasına rağmen çok aşırı göz önüne gelmemektedir ama temelde bütün kitabın saf olumlu çağrışımlar yapan karakterdir. Kitabın kalan diğer üyeleri ve avukatların neredeyse tamamı büyük negatif bir grup karakterleri ile eseri dengeliyorlar.

    Jonh Grisham ile henüz tanışmayanlar için, bu eserini okuyarak başlamamalarını ve daha çok ilk eserlerinden başlayarak yola çıkmalarını tavsiye ederim.

    Tüm Grisham eserlerinde olduğu gibi bu eseri de akıcı olarak iki üç gün içerisinde okuyup bitirebileceğinizi düşünmekteyim.

    Keyifli okumalar.