Adem YEŞİL, Vasiyetname'yi inceledi.
26 Nis 23:13 · Kitabı okudu · 21 günde · Beğendi · 10/10 puan

Milyarder Troy PHELAN hayattan bıkmıştır ve ölüm arifesindedir. Kendisini bulunduğu binanın 13. kattan aşağı bırakmadan önce, kendi iradesiyle tarafından kaleme aldığı vasiyeti ile bugüne kadar kimse tarafından bilinmeyen, gayrimeşru kızı Rachel’e tüm mal varlığını miras bırakır. Kalan aile fertleri mevtanın bu iradesine itiraz ederken, genç avukat Nate O'RILEY bahse konu gizemli varisi bulmaya çalışmaktadır. Fakat bu gizemli varisimiz Brezilya yağmur ormanları bölgesinde bir misyoner olarak çalışmaktadır ve izini bulmak hiçte kolay olmayacaktır. Nate O'RILEY’nin tüm çabaları sonuç verir ve Rachel bulunur. Fakat ortada bir sorun vardır ve O'RILEY’nin tüm çabaları çabaları boşa çıkacak görünüyor çünkü Rachel babasının mirası ile zerre ilgi duymamaktadır. Ama O'RILEY hızlı bir şekilde, zamanında Rachel’in fikrini değiştirmesi gerekmektedir. Yoksa bütün miras mevtanın açgözlü ailesi olan PHELAN klanına kalacaktır.

John Grisham tarafından yayınlanmış çoğu romanı okudum. John Grisham eserlerinde bizi baştan nelerin beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz. Kendisinin kaleme almış olduğu bütün eserleri benzer düzen üzerine inşa edilmiştir. Konular genellikle sürükleyici bir şekilde yasal ve hukuki zeminde geçmektedir. Genellikle genç bilinmeyen bir avukat, görünüşte umutsuz bir vakayı kabul eder. Birçok aksiliklere ve sert geçen kavgalara rağmen en nihayetinde davayı kazanır. Bu kulağa çok klişe geliyor değil mi? Tabii ki, klişeler Grisham’im en iyi becerisidir. Ancak yine de onun kitapları hep bir yenilik, hep bir heyecan ve sürekli gerilim içerikli devam etmektedir.

Vasiyetname adlı bu eserimizin odak noktasının, gene birkaç avuç avukatların ve Amerikan hukuk sistemi etrafında döndüğüne şahit olacağız.

Milyarder Troy Phelan çok ağır ölümcül hasta olduğunu bilmektedir. Yakın ailesinin - üç eski eşi ve altı çocuğu nu – endişesi kendisinin hastalığından ve yaklaşan ölümünden çok mirasının ne olacağıydı. Bu sebepten dolayı, mirasçılarında hazır olacağı ve vasiyetini imzalayacağı için bir gün belirlendi. Üç psikoloğunda aynı gün hazır bulunacağı ve vasiyetini imzaladığı esnada, kendisinin deli olmadığına dair rapor tutulacağı ortam hazırlığı da tamamlanmıştı. Troy Phelan, avukatı huzurunda aslında geniş Ahit (Vasiyetname) gibi görünen bir belgeyi imzaladı. Ama Phelan’ın herkese bir sürpriz yapıp, asıl mirası kime bırakacağını burada olanlar içerisinde kimse tahmin bile edemezdi. Vasiyetnameyi imzaladıktan kısa bir süre sonra asıl isteğinin yerine getirilmesini istediği çok daha küçük bir belge ortaya çıkarır, avukatına uzatır ve pencereden kendini 13. kattan dışarı aşağı bırakır.

Orada bulunan tüm aile bireyleri, büyük bir miras beklentisiyle Troy Phelan’ın tamda düşündüğü ve öngördüğü gibi davranırlar. Büyük sükseli alışverişler günlük rutin işlerdir. Ama vasiyetnamenin imzalandığı bu özel günde, ailenin gerçekler ile tanışma vakti gelmiştir. Bu miras ile meşru çocuklarının öldüğü güne kadar olan tüm borçları ödenecekti. Ölüm gününde ya da sonrasında alınan krediler/borçlar çocukların kendi borçları sayılacaktı. Şayet mirasçılar iradeye (vasiyete) itiraz ederlerse, o zaman vaat edilen tüm şartlardan mahrum bırakılacaklardı. Ana varis olan gayrimeşru kızı Rachel Lane’in varlığı daha önce aileden hiçbiri tarafından bilinmiyordu. Kendisi Brezilya yağmur ormanlarında yerliler arasında misyonerlik yaparak hayatını idame ediyordu.

Şimdi romanın ikinci bölümüne Grisham oldukça atipik giriş yaparak başlar. Alkol bağımlısı olan Nate O'Riley dördüncü rehabilitasyonunu yapmıştır ve şimdi bu gizemli varisi bulmakla mükelleftir.

Bir yağmur ormanında geçen maceralı bu bölüm benim için kitabın en iyi parçasıdır. Ancak, bence yazar tamda burada daha da gelişmiş bir hikâye çıkarabilirdi.

İçerik hakkında daha çok fazla ayrıntı vermeyeceğim. Sadece şunu ifade edebilirim ki: Elbette, Nate varisi bulacaktır. Ama varis bu duruma nasıl tepki verecek?

Bu romanın konusunda her zaman olduğu gibi para, hatta macera ve din vardır. Yine de, kitabı daha önceki eserlerine nazaran o kadar heyecan verici değil ama gene de sizi sürüklüyor.

Romanda Nate O'Riley’e için sempatik ve kademeli rol düşer. Rachel Lane gizemli karakter olmasına rağmen çok aşırı göz önüne gelmemektedir ama temelde bütün kitabın saf olumlu çağrışımlar yapan karakterdir. Kitabın kalan diğer üyeleri ve avukatların neredeyse tamamı büyük negatif bir grup karakterleri ile eseri dengeliyorlar.

Jonh Grisham ile henüz tanışmayanlar için, bu eserini okuyarak başlamamalarını ve daha çok ilk eserlerinden başlayarak yola çıkmalarını tavsiye ederim.

Tüm Grisham eserlerinde olduğu gibi bu eseri de akıcı olarak iki üç gün içerisinde okuyup bitirebileceğinizi düşünmekteyim.

Keyifli okumalar.

Ana karakterimiz Bathsheba Everdene başına buyruk, güzel, genç bir kadın. Amcasından miras kalan Weatherbury'deki çiftliğin işlerini üstleniyor fakat burada sadece çiftlikle değil, kendisine aşık olan erkeklerle de uğraşması gerekiyor.
/\ Gabriel Oak dürüst, alçakgönüllü, sabırlı, düşünceli ve yardımsever bir karakter; Bathsheba'ya aşık. Talih yüzüne gülmüyor ve koyun sürüsüyle evini kaybediyor, yollara düşüyor; kaderin cilvesi bu ya, karşısına yine Bathsheba çıkıyor. Bathsheba'nın çiftliğinde çoban olarak çalışmaya başlıyor.
/\ Mr. Boldwood ciddi, soğuk, takıntılı bir adam. O da Weatherbury'deki çiftlik sahiplerinden biri. Ruhundaki boşluğu Bathsheba'nın aşkıyla dolduruyor.
/\ Francis Troy hilebaz, riyakâr, yalancı, sinsi, çapkın ama bir o kadar da yakışıklı bir karakter. Bathsheba'yı da ağına düşürüyor.
/\ Sonuç olarak bu üç karakterin de yolu bir şekilde Bathsheba ile kesişiyor ve olay örgüsü dördünün etrafında gerçekleşiyor.

Çılgın Kalabalıktan Uzak, Thomas Hardy tarafından 19. yüzyılın sonlarına doğru yazılmış klasik bir roman ve bence dönemin zihniyet özelliklerini iyi bir şekilde yansıtıyor. O dönemlerde kadın daha toplumda hak ettiği yere kavuşamamış zira Bathsheba'nın kendi başına çiftliği yönetmesi bile garipseniyor. Dönem kadınlarının tek gayesi ise evlenip bir kocaya kavuşmak.

Olaylar "çılgın kalabalıktan uzakta" bir kasabada, doğayla iç içe gerçekleştiği için betimlemelere genişçe yer vermiş Hardy. Doğa tasvirlerini, mekan tasvirlerine kıyasla daha çok beğendim, okurken adeta oradaydım.

En sevdiğim karakter Gabriel Oak'tu. Gerek yardımseverliği gerekse Bathsheba'ya duyduğu aşk beni çok etkiledi.

Okurken hiç sıkılmadım diyebilirim, akıcı bir kitaptı. Hardy'nin dilini ve anlatımını sevdim, diğer kitaplarını da okumayı planlıyorum.

Bu arada kitabın 2015 yılında  filmi çıkmış, onu da izledim. Film kitapla bir-iki küçük detay dışında uyumlu gidiyor, güzeldi.

Kitabı okumanızı ve filmini de izlemenizi tavsiye ederim.

Mutlu haftalar

Serhat, bir alıntı ekledi.
 29 Mar 14:06 · Kitabı okuyor

Salyangoz Troy'un yaptığı doğru şeylerden biri macerasız bir hayat sürmesidir.Böylece uzun ve sorunsuz bir yaşamı garantilemiş oluyor.Ama bilinmeyenden korkup da fanusu hiçbir zaman terk etmemeyi göze almaya değer mi?Ian'a göre değmez.Fanusta geçen koca bir ömür,sadece yaşlı bir balık olarak ölmeyi sağlar.Tek bir maceraya bile atılmadan ölmüş olursun.

Bir Japon Balığının Düştüğü Gün, Bradley SomerBir Japon Balığının Düştüğü Gün, Bradley Somer

Troy
Oysa benim karım bırakmadı oğlumu göreyim,
Öldürdü beni oğlumu göremeden.
Bir şey daha diyeyim sana bak,iyice kafana koy,
Çok gizli yanaştır gemini sevgili baba toprağına,
Görünme kimseye sakın,güven olmaz kadın soyuna.

- Agamemnon (Homeros-Odysseia (XI.452-456))

Ebru Torun, bir alıntı ekledi.
21 Oca 21:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çavuş Troy, düş kurmak gibi bir kusuru olmadığından düş kırıklığına da hiçbir zaman uğramazdı.

Çılgın Kalabalıktan Uzak, Thomas Hardy (Sayfa 208)Çılgın Kalabalıktan Uzak, Thomas Hardy (Sayfa 208)
İpek Seray, Çılgın Kalabalıktan Uzak'ı inceledi.
01 Ara 2017 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çok sıcak, çok samimi, yer yer yüzde buruk bir ifade bırakan, bazen kızdıran, güldüren kısacası bana her bir sayfada, her bir bölümün bitişinde farklı farklı birçok duyguyu hissettirmiş dolu dolu mükemmel bir hikaye. 

Başlarda olaylar beni içine almadı, hatta bazen devam edemeyeceğim korkusuna bile kapıldım. Bazen karakterlere sinir oldum, omuzlarından sarsıp "kendine geeeel!" demek istedim ama hepsinin öyle olması aslında hikayenin bütünü açısından çok önemli imiş. Bunu sonunda anladım. 

Thomas Hardy'nin zamanının önemli yazarlarından biri olduğunu anlamış oldum bu eseri ile. Çok çok güzel ve özel karakterler ortaya çıkarmış ve bunları aktarmış. Hepsinden öğreneceğimiz şeyler, "aslında ben de böyleyim" diyebileceğimiz yönleri de var.

Biraz özetlersem; Bathsheba Everdene genç yaşta bir çift yönetimini eline almak zorunda kalmış genç bir kadındır. Hayatına belli aralıklarla dahil olan (önce kahya Gabriel Oak, daha sonra kendisinden yaşça büyük bir başka çiftlik sahibi Mr.Boldwood ve en son çavuş Troy) bu üç erkek üzerinden kendisini ve geleceğini sorgulayacak, zaman zaman kadınlık gururu ağır basacak karşısındakini çıldırtacak bazen de masum küçük bir kız olacak. Duyguları oradan oraya savrulacak bazen rotasını kaybedecek bazen de ne istediğini beşli hiç olmadığı kadar daha çok bilecektir. Kitap sıkıcı gibi gelmeye başladığı an bir sonraki sayfada mutlaka bir olay oluyor ve devamını merak ediyorsunuz. 

Bathsheba'nın bu üç erkek olan duygusal yolculuğunun hikayesini  özellikle hemcinslerime kesinlikle öneririm. 

Burcu, Çılgın Kalabalıktan Uzak'ı inceledi.
07 Kas 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Batsheba Everdene : Güzel, asi, özgürlüğüne düşkün, kendini beğenmiş, içgüdülerinin kontrolünde ...
Gabriel Oak : Dürüst , sadık, alçakgönüllü , becerikli , sabırlı, ahlaklı, güzel gülen ...
Çavuş Troy : Çapkın, uyanık, kumarbaz, ikiyüzlü, oyuncu ...
William Boldwood : Saplantılı, hırslı, ciddi ...

Olaylar öncelikle Batsheba ama genel olarak bu dörtlünün etrafında ; tarlalarda, kırlarda yani bir çiftlikte geçer. Son derece akıcı bir dile sahip olan kitap Batsheba' nın duygularının oradan oraya savrulmasını güzel betimlemelerle anlatır.
Çok eski zamanlarda bile ( feminist akımın henüz doğmadığı zamanlar ) kadına bağımsız bir karakter çizmiş Thomas Hardy ...
Sinemaya uyarlanmış hali de oldukça güzeldir ama her zamanki gibi ince detaylar için önce kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar ...

Crossfire, Bahçemde Yeşeren Umutlar'ı inceledi.
18 Tem 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Derin ipucular var :)
Kitabın 3/4'lük kısmı sakin bir ritimde ilerliyor. Kitabın orijinal adı Susannah'ın Bahçesi. Yani ana karakterimiz Susannah Leary Nelson. Kitabın başlangıç kısımları, Susannah'ın annesini huzurevine yerleştirmeye ikna etmesi, çocuklarını idare etmesi (bilhassa Chrissie) üzerine geçiyor. Bir süre sonra eski okul arkadaşlarıyla -özellikle Carolyn- tanışıp bir araya geliyor. Yıllar boyunca yanlış bildiği sebeplerden ötürü merhum babasına suçluluk hissi duyan Susannah, kitabın sonunda öğrendikleriyle birlikte bu nefreti de yok oluyor ve bu da her haline yansıyor. Kocası Joe ise yaşanan bütün olaylara rağmen soğukkanlılığını ve ağırbaşlılığını koruyor. Susannah da keşke onun gibi olabilseydi. Kızımız Chrissie ise tam bir genç kız rolünde. Bir de tam takılacak insanı buldu. Daha bir iki haftadır tanıdığın bir insana niye bu kadar bağlanıyorsun şapşiğim? Aşık olurken beyninizi de kullanmayı unutmayın bir zahmet. Her neyse, yaşanan tüm olaylarda Carolyn ve Susannah'ın dostluğu da dikkatimden kaçmadı. Ve asıl, ben kitabın ilk yarısını okuduktan sonra, kitabın tamamından fazla bir olay beklememeye alışmışken, kitabın sonuna doğru yazarımız beni fazlasıyla şaşırttı. Ve bu kitabıyla seviye atladığını söyleyebilirim.
Vivian'ın evine giren kişinin o kişi olacağı hiç mi hiç aklıma gelmemişti, e gelmez tabi, kitaptaki karakterler gibi ben de ölü biliyordum onu :) Ondan sonra taşlar yerine oturdu zaten. En çok yanarım yanarım da o giden iki bin beş yüz dolara yanarım. Haram zıkkım olsun o Troy denen pezevenge. Annesi de az değil zaten. Nasıl bir yüzsüzlüktür anlamadım ki arkadaş. Anne-Oğul kansız çıktı bunlar.
Ve tabi hikayenin sonuna gelirken Susannah'ın Blossom Sokağı'nda satılığa çıkan Fannie Çiçekçiliği satın alma isteğiyle çiçekçi dükkanı açma kararı alması, hikayeyi 4.kitapta Lydia'nın tuhafiyesine ve ilk iki kitaptaki karakterlere de bağlayacağından eminim. Bunu okuduğumda göreceğim zaten. Sade dilli bir roman olduğu için üzerine fazla düşünmeden okudum geçtim. Sınav haftamı atlattıktan sonra elimdeki 4. ve 5. kitabı da su gibi okuyacağımı tahmin ediyorum. Kitabın sonunda yazarın beklemediğim bir performans göstermesi, benden on puanı almıştır.