• Bitti !!! Yine bir solukta okuduğum bir Debbie kitabıydı. tabi ki harikaydı. Cedar cove sakinlerinden Yeni haberler var. Fatih'in evine dadanan bir hırsız, olayları çözmeye çalışan Troy, olayları çözerken hayatını bu kadınla geçirmek istediğine bir kez daha karar verir. Çünkü devamlı aklında Fatih vardır ve onun yanından ayrılmak istemektedir.
    Diğer yandan Teri ve Bobby. Üçüzlerine kavuşurlar.
    Grace ve Olivia cephesinde yeni bir olay gelişmiyor ama tabi onlardan da uzak kalmadık bu kitapta da.
    Ve kasaba kırsalında bir mağarada bulunan insan kemikleri. Troy Davis'in işi başından aşkın ️
    Bu kitapta en sevdiğim olaylar Mack ve Doğumuna yardımcı olduğu Mary Jo arasında geçiyor. Ve bu ilişki devamı niteliğinde başka bir kitabın müjdesini veriyor.
    Rachel ve Bruce evleniyor ve devamı kitapta ️ 10/10
  • Bitti !!! En sevdiğim Yazar ve en sevdiğim seri. Bende artık Cedar Cove'lu gibi oldum. Bu kitapta ana karakter papaz Dave'di. Karısı Emily kocasının cebinde pırlanta bir küpe bulur ve eşinin ona hediye edeceğini düşünür. Hediye alamayınca eşinin kendisini aldattığını düşünür ama olaylar çok farklı gelişir. Tabi ki kasabanın diğer sakinlerinden de haberler var. Teri üçüz beklemektedir. Olivia kanserle mücadele etmektedir. Şerif Troy Davis gençlik aşkıyla barışmaya çalışmaktadır. Christie, Bobby'nin şöförü James ile ilgili büyük sırrı öğrenir ve birçoğu. Hepsi bu kitapta. Devamının geleceğinden Emindim ve öyle de oldu. Tavsiye ederim. 10/10 #kitapdelileridebbiemacomber
  • Milyarder Troy PHELAN hayattan bıkmıştır ve ölüm arifesindedir. Kendisini bulunduğu binanın 13. kattan aşağı bırakmadan önce, kendi iradesiyle tarafından kaleme aldığı vasiyeti ile bugüne kadar kimse tarafından bilinmeyen, gayrimeşru kızı Rachel’e tüm mal varlığını miras bırakır. Kalan aile fertleri mevtanın bu iradesine itiraz ederken, genç avukat Nate O'RILEY bahse konu gizemli varisi bulmaya çalışmaktadır. Fakat bu gizemli varisimiz Brezilya yağmur ormanları bölgesinde bir misyoner olarak çalışmaktadır ve izini bulmak hiçte kolay olmayacaktır. Nate O'RILEY’nin tüm çabaları sonuç verir ve Rachel bulunur. Fakat ortada bir sorun vardır ve O'RILEY’nin tüm çabaları çabaları boşa çıkacak görünüyor çünkü Rachel babasının mirası ile zerre ilgi duymamaktadır. Ama O'RILEY hızlı bir şekilde, zamanında Rachel’in fikrini değiştirmesi gerekmektedir. Yoksa bütün miras mevtanın açgözlü ailesi olan PHELAN klanına kalacaktır.

    John Grisham tarafından yayınlanmış çoğu romanı okudum. John Grisham eserlerinde bizi baştan nelerin beklediğini az çok tahmin edebiliyoruz. Kendisinin kaleme almış olduğu bütün eserleri benzer düzen üzerine inşa edilmiştir. Konular genellikle sürükleyici bir şekilde yasal ve hukuki zeminde geçmektedir. Genellikle genç bilinmeyen bir avukat, görünüşte umutsuz bir vakayı kabul eder. Birçok aksiliklere ve sert geçen kavgalara rağmen en nihayetinde davayı kazanır. Bu kulağa çok klişe geliyor değil mi? Tabii ki, klişeler Grisham’im en iyi becerisidir. Ancak yine de onun kitapları hep bir yenilik, hep bir heyecan ve sürekli gerilim içerikli devam etmektedir.

    Vasiyetname adlı bu eserimizin odak noktasının, gene birkaç avuç avukatların ve Amerikan hukuk sistemi etrafında döndüğüne şahit olacağız.

    Milyarder Troy Phelan çok ağır ölümcül hasta olduğunu bilmektedir. Yakın ailesinin - üç eski eşi ve altı çocuğu nu – endişesi kendisinin hastalığından ve yaklaşan ölümünden çok mirasının ne olacağıydı. Bu sebepten dolayı, mirasçılarında hazır olacağı ve vasiyetini imzalayacağı için bir gün belirlendi. Üç psikoloğunda aynı gün hazır bulunacağı ve vasiyetini imzaladığı esnada, kendisinin deli olmadığına dair rapor tutulacağı ortam hazırlığı da tamamlanmıştı. Troy Phelan, avukatı huzurunda aslında geniş Ahit (Vasiyetname) gibi görünen bir belgeyi imzaladı. Ama Phelan’ın herkese bir sürpriz yapıp, asıl mirası kime bırakacağını burada olanlar içerisinde kimse tahmin bile edemezdi. Vasiyetnameyi imzaladıktan kısa bir süre sonra asıl isteğinin yerine getirilmesini istediği çok daha küçük bir belge ortaya çıkarır, avukatına uzatır ve pencereden kendini 13. kattan dışarı aşağı bırakır.

    Orada bulunan tüm aile bireyleri, büyük bir miras beklentisiyle Troy Phelan’ın tamda düşündüğü ve öngördüğü gibi davranırlar. Büyük sükseli alışverişler günlük rutin işlerdir. Ama vasiyetnamenin imzalandığı bu özel günde, ailenin gerçekler ile tanışma vakti gelmiştir. Bu miras ile meşru çocuklarının öldüğü güne kadar olan tüm borçları ödenecekti. Ölüm gününde ya da sonrasında alınan krediler/borçlar çocukların kendi borçları sayılacaktı. Şayet mirasçılar iradeye (vasiyete) itiraz ederlerse, o zaman vaat edilen tüm şartlardan mahrum bırakılacaklardı. Ana varis olan gayrimeşru kızı Rachel Lane’in varlığı daha önce aileden hiçbiri tarafından bilinmiyordu. Kendisi Brezilya yağmur ormanlarında yerliler arasında misyonerlik yaparak hayatını idame ediyordu.

    Şimdi romanın ikinci bölümüne Grisham oldukça atipik giriş yaparak başlar. Alkol bağımlısı olan Nate O'Riley dördüncü rehabilitasyonunu yapmıştır ve şimdi bu gizemli varisi bulmakla mükelleftir.

    Bir yağmur ormanında geçen maceralı bu bölüm benim için kitabın en iyi parçasıdır. Ancak, bence yazar tamda burada daha da gelişmiş bir hikâye çıkarabilirdi.

    İçerik hakkında daha çok fazla ayrıntı vermeyeceğim. Sadece şunu ifade edebilirim ki: Elbette, Nate varisi bulacaktır. Ama varis bu duruma nasıl tepki verecek?

    Bu romanın konusunda her zaman olduğu gibi para, hatta macera ve din vardır. Yine de, kitabı daha önceki eserlerine nazaran o kadar heyecan verici değil ama gene de sizi sürüklüyor.

    Romanda Nate O'Riley’e için sempatik ve kademeli rol düşer. Rachel Lane gizemli karakter olmasına rağmen çok aşırı göz önüne gelmemektedir ama temelde bütün kitabın saf olumlu çağrışımlar yapan karakterdir. Kitabın kalan diğer üyeleri ve avukatların neredeyse tamamı büyük negatif bir grup karakterleri ile eseri dengeliyorlar.

    Jonh Grisham ile henüz tanışmayanlar için, bu eserini okuyarak başlamamalarını ve daha çok ilk eserlerinden başlayarak yola çıkmalarını tavsiye ederim.

    Tüm Grisham eserlerinde olduğu gibi bu eseri de akıcı olarak iki üç gün içerisinde okuyup bitirebileceğinizi düşünmekteyim.

    Keyifli okumalar.
  • Ana karakterimiz Bathsheba Everdene başına buyruk, güzel, genç bir kadın. Amcasından miras kalan Weatherbury'deki çiftliğin işlerini üstleniyor fakat burada sadece çiftlikle değil, kendisine aşık olan erkeklerle de uğraşması gerekiyor.
    /\ Gabriel Oak dürüst, alçakgönüllü, sabırlı, düşünceli ve yardımsever bir karakter; Bathsheba'ya aşık. Talih yüzüne gülmüyor ve koyun sürüsüyle evini kaybediyor, yollara düşüyor; kaderin cilvesi bu ya, karşısına yine Bathsheba çıkıyor. Bathsheba'nın çiftliğinde çoban olarak çalışmaya başlıyor.
    /\ Mr. Boldwood ciddi, soğuk, takıntılı bir adam. O da Weatherbury'deki çiftlik sahiplerinden biri. Ruhundaki boşluğu Bathsheba'nın aşkıyla dolduruyor.
    /\ Francis Troy hilebaz, riyakâr, yalancı, sinsi, çapkın ama bir o kadar da yakışıklı bir karakter. Bathsheba'yı da ağına düşürüyor.
    /\ Sonuç olarak bu üç karakterin de yolu bir şekilde Bathsheba ile kesişiyor ve olay örgüsü dördünün etrafında gerçekleşiyor.

    Çılgın Kalabalıktan Uzak, Thomas Hardy tarafından 19. yüzyılın sonlarına doğru yazılmış klasik bir roman ve bence dönemin zihniyet özelliklerini iyi bir şekilde yansıtıyor. O dönemlerde kadın daha toplumda hak ettiği yere kavuşamamış zira Bathsheba'nın kendi başına çiftliği yönetmesi bile garipseniyor. Dönem kadınlarının tek gayesi ise evlenip bir kocaya kavuşmak.

    Olaylar "çılgın kalabalıktan uzakta" bir kasabada, doğayla iç içe gerçekleştiği için betimlemelere genişçe yer vermiş Hardy. Doğa tasvirlerini, mekan tasvirlerine kıyasla daha çok beğendim, okurken adeta oradaydım.

    En sevdiğim karakter Gabriel Oak'tu. Gerek yardımseverliği gerekse Bathsheba'ya duyduğu aşk beni çok etkiledi.

    Okurken hiç sıkılmadım diyebilirim, akıcı bir kitaptı. Hardy'nin dilini ve anlatımını sevdim, diğer kitaplarını da okumayı planlıyorum.

    Bu arada kitabın 2015 yılında  filmi çıkmış, onu da izledim. Film kitapla bir-iki küçük detay dışında uyumlu gidiyor, güzeldi.

    Kitabı okumanızı ve filmini de izlemenizi tavsiye ederim.

    Mutlu haftalar
  • Salyangoz Troy'un yaptığı doğru şeylerden biri macerasız bir hayat sürmesidir.Böylece uzun ve sorunsuz bir yaşamı garantilemiş oluyor.Ama bilinmeyenden korkup da fanusu hiçbir zaman terk etmemeyi göze almaya değer mi?Ian'a göre değmez.Fanusta geçen koca bir ömür,sadece yaşlı bir balık olarak ölmeyi sağlar.Tek bir maceraya bile atılmadan ölmüş olursun.
  • Oysa benim karım bırakmadı oğlumu göreyim,
    Öldürdü beni oğlumu göremeden.
    Bir şey daha diyeyim sana bak,iyice kafana koy,
    Çok gizli yanaştır gemini sevgili baba toprağına,
    Görünme kimseye sakın,güven olmaz kadın soyuna.

    - Agamemnon (Homeros-Odysseia (XI.452-456))
  • Çavuş Troy, düş kurmak gibi bir kusuru olmadığından düş kırıklığına da hiçbir zaman uğramazdı.