Alman edebiyatının ve dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biridir. Goethe bu eseri yaklaşık 60 yıl boyunca (1770’lerden 1832’ye kadar) yazmış, Birinci Bölüm 1808’de, İkinci Bölüm ise ölümünden sonra 1832’de yayımlanmıştır. Eser, manzum tiyatro (dramatik şiir) formundadır ve geleneksel Faust efsanesini (bilim adamının şeytanla anlaşması) derin felsefi, romantik ve humanist bir yaklaşımla yeniden yorumlar.
Birinci Bölüm (“Küçük Dünya”):
Yaşlı ve bilge Dr. Heinrich Faust, tüm bilim dallarını (felsefe, tıp, hukuk, ilahiyat) öğrenmiş ancak hayatın anlamını bulamamıştır. Umutsuzluk içinde intiharı düşünür. Bu sırada Mefistofeles (Şeytan) ile tanışır. Tanrı ile Mefistofeles arasında bir bahis vardır: Mefistofeles, Faust’u baştan çıkarabileceğini iddia eder. Faust, Mefistofeles’le anlaşma yapar: Şeytan ona bu dünyada hizmet edecek, Faust ise “an”ı o kadar güzel bulursa (“Verweile doch! du bist so schön!” – Dur ey an, sen o kadar güzelsin!) ruhunu verecektir. Faust gençleştirilir ve Margarete (Gretchen) ile tutkulu bir aşk yaşar. Bu aşk trajik biter: Gretchen hamile kalır, annesini ve kardeşini dolaylı yoldan öldürür, bebek öldürür ve delirerek hapse düşer. Faust onu kurtarmaya çalışır ama Gretchen kurtuluşu Tanrı’da bulur ve ölür. Faust pişmanlık duyar ancak ruhu henüz şeytana geçmemiştir.
İkinci Bölüm (“Büyük Dünya”):
Daha alegorik, mitolojik ve felsefi bir yapıdadır. Faust, imparatorun sarayında, Helen of Troy ile sembolik birleşmede (klasik-antik güzellikle modern ruhun birleşmesi), büyük projelerde (toprak kazanma, kanal açma) yer alır. Güç, siyaset, ekonomi ve yaratıcılık temaları ön plandadır. Ölüm döşeğinde büyük bir toplumsal proje (denizden arazi kazanmak) ile “an”ı güzel bulur gibi olur ama bu bile tam bir tatmin değildir. Sonunda Faust’un ruhu melekler
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,9bin okunma
Kitabı hızlıca okudum çünkü okuyacak kitabım yoktu ve çok büyük can sıkıntısı yaşıyordum. Yoksa kitap çok akıcı değil. Olayların hemen ortasında yapılan uzun betimlemeler insanı akıştan koparıyor. O kısımları kırpsanız zaten kitap kuş kadar kalır. Ancak yine de bir sinema sahnesindeki her ayrıntının yazıya dökülmüş hali olarak düşünülebilir. Yazarın 1800lerden bir erkek olduğunu ve toplumun o dönemde kadınlara bakış açısını bildiğimden olurken yer yer kızsam da anlamaya çalıştım. Olay akışını önemli karakterler üzerinden yazmak istiyorum. Bathsheba karakteri kitaptaki ana kadın karakter. Bu karakteri çok derin bulamamakla beraber zeka olarak da pek parlak olmadığını düşünüyorum. Tabi yazarın da kadınlara bakış açısından böyle olduğu çok açık. Başlangıçta özgür ruhlu bir kadın olduğunu anlıyoruz. Çiftçi Gabriel Oak'ın evlenme teklifini reddedip bir erkek olmadan gelin olmak mümkün olsa keşke düşüncesiyle aslında ilgi odağı olmayı istediği ancak sorumluluk almak istemediği çok açık. Çiftliğe taşınıp da amcasının işlerini devraldığında bir kimlik çatışması yaşıyor. Bir yandan sorumluluk sahibi bir çiftlik hanımı olmaya çalışıyor bir yandan da ergen liseli kişiliği en ufak şeyde ortaya çıkıyor. Hizmetçisi liddy yan çiftlikteki Mr. Boldwood'a bir sevgililer günü kartı gönderelim şakasına dediğinde hemen kabul edip yolluyor. Bu kart onun ağzına ediyor desek yanılmayız. Çünkü Mr. Boldwood normal bir adam değil ve maalesef bunu ciddiye alıyor. Bu kitapta en sinir bozucu karakter de bu adam. Normalde şaka yaptım ciddiye almayın diyen bir kızı kim takıntı yapar bu durumda? Büyük ihtimalle hayatında eli bir kadının eline değmemiş veya bir kadından asla yüz bulmamış bir erkek diye tahmin edersiniz. Ama yok. Mr Boldwood zaten gözde bir bekar. Kırklı yaşlarında, zengin, kadınların
1874'te yayınlanmış bir kitap. Dönemi olmayan kitaplardan. Efsaneleşmişlerden biri. Çok sevdim tavsiye ederim.
-Batsheba Everdene, amcasının vefatı sonrasında miras kalan çiftliği idare etmek üzere Wessex'in kurgusal kasabasına Weatherbury köyüne gelir. Burada ilk olarak Gabriel Oak ile tanışır. Gabriel Batsheba'ya aşık olur.
-Batsheba'nın çiftliğinin komşusu olan Boldwood çiftliğinin sahibi William Boldwood ile çiftçilerin katıldığı bir pazarda denk gelen Batsheba çocukluk yaparak bir mektup yazar. Aşk mektubudur bu kart üzerinde Marry Me yazıyordur. Boldwood daha önce dikkat etmediği bu kadına dikkat etmeye başlar ve saplantılı bir aşka düşer.
-Batsheba çok geçmez Çavuş Troy ile tanışır ve ons aşık olur.
Batsheba kiminle evlendi? Neler oldu? Hepsi kitapta...
Eveet serinin ikinci kitabına gelirsek baştan uyarayım Hannah ve Garret ın kitabından daha fazla cinsel içerik vardı ve bu bazı kişileri rahatsız edebilir. Beni rahatsız etti. Aşk romanları seviyoruzda bu kadar cinsel içerik olmak zorunda mıydı yani. Neyse onu çıkartırsak bence kitap idare ederdi sonlara doğru güldürdü hatta ama ilk kitap tarzında ilerledi Hannah ve Garret olayını çok anımsattı bazı olaylar, durum akışları, Hannah ve Garret ın farklı evrenleri gibiydi. Bütün kampüste oda kalmamış gibi Grace in kapısını çalması bir yerden kader ağlarını ördü ama işte nasıl ördü... Morris ve Logan sahnesinde çok güldüm erkekler nasıl ortada bir kız davası yoksa iki dakikada kanka olur adlı çalışma Bknz. Syf. 215-216 :)
Loganin imkansizdan jestleri. Heleki sonlara doğru çocuklara yapacak jest listemi bitirdim isyanı çekip daha güzel bir jest yapması çok hoşuma gitti o sahnede HSM da Troy ve Gabriella vibe verdi. (Onlar şarkı söylüyordu oda ayrı meselede) Hiç ummadığın anda sahneye pat diye düşen biri misali başka bir filimdede bu sahneyi yaptilarmi diye bi dejavu oldum kesin bir yerde izledim varya hiç yabancı gelmiyor çünkü... Neyse cinsellik kısmını azaltsaymiş iyiydi birde Logan ve abisinin anlaşması bana çok saçma geldi çocuk b.ku b..unamı okuyup hokey için o antremanlari yapıyor en verimli yıllarında babasına bakmak için neden babasının aklını başına alıp çocuklarına bakması gerekirken ayrıca kimseden yardım destek, akıl, fikir talep etmiyorlar çocuğun geleceğini heba edeceklerdi. Koç iyikide gelmiş diyorum ve Hannah takıntısını çok uzatmadan iyi toparladilar kısa kestiler en azindan okulda kız kalmamış gibi hannahaya takık olmak ne ya klişe sahneler görmekten bazen yorulsamda okurken 1 günde bitti. Dean in kitabına geçmek için bi tık yorgunum hemen geçebileceğimi
Her ay GameChangers serisinden bir kitap okuyorum serisinde sıradaki kitap Troy ve Harris'in hikayesinin anlatıldığı Role Model idi. Bir süredir korkunç bir reading slump yaşıyordum ve bu kitap bana kelimenin tam anlamıyla ilaç gibi geldi.
Gerçekten ilk iki kitaptan sonra en beğendiğim hikaye Troy ve Harris'in hikayesi oldu. Troy, korkunç takım arkadaşı ile yaşadığı tartışma sonucunda takımından takas edilerek Ottawa'ya geçiyor ve hem yeni bir takıma hem de yeni bir şehre alışma sürecinde yeni takımının sosyal medya danışmanı olan Harris ile tanışıyor. Troy, yıllarca herkesten yönelimini gizlemiş bir hokey oyuncusu olarak Harris'in bu takımda ve çevresinde gördüğü kabul ile fazlasıyla afallıyor. Çocukluğundan beri babası tarafından ona dayatılan "erkeklik" algısının altında ezilmekten yorgun düştüğü ve hayatının tamamen tepetaklak olduğu bu süreçle beraber kendisiyle, kimliğiyle ve olduğu kişiyle barışıyor.
Troy bana kalırsa Ilya ve Shane'den sonra seride yazılmış olan en derinlikli karakter. Serinin önceki kitaplarında hissettiğim o duygu yüzeyselliği bu kitapta çok azdı. Troy sürekli kendini ve iç dünyasını anlamaya çalışıyor ve bir şekilde Harris'e "layık olmak" için çabalıyor.
Onları okumak o kadar güzeldi ki tarif edemem. Shane ve Ilya, Scott ve Kip ikililerinden sonra benim favori çiftim kesinlikle Troy ve Harris oldu. Dürüstlükle söyleyebilirim.
Kitaba 10 üzerinden 6 puan verdim.
Role ModelRachel Reid · Carina Press · 202452 okunma
Thomas Hardy 1840, 1928, Dorchester
Eserin Yayın Tarihi 1874
• İngiliz edebiyatının en önemli gerçekçi yazarlarından biridir.
• Kırsal yaşamı, insanın kaderle çatışmasını ve aşkın karmaşık yönlerini anlatır.
• Romanlarında doğa çok güçlü bir unsurdur; insanlar çoğu zaman kader, toplum ve tutkular arasında sıkışır.
• Karakterleri genellikle:
• tutku,
• pişmanlık,
• yanlış seçimler,
• toplumsal baskılar
nedeniyle acı çeker.
Hardy’nin eserlerinde hafif bir kadercilik ve melankoli hissi vardır.
İnsan hayatında tutkulu ve gösterişli seçimler her zaman huzur getirmez; gerçek sevgi çoğu zaman sadelikte, güvenilirlikte ve sabırda saklıdır.
Roman 1850 ‘ler İngiltere’sinde:
• aşk ile gurur arasındaki çatışmayı,
• insanların duygusal körlüklerini,
• yanlış seçimlerin sonuçlarını,
• kırsal yaşamın doğallığını
işler.
Bathsheba’nın üç farklı erkekle kurduğu ilişkiler aslında üç farklı yaşam ve sevgi biçimini temsil eder:
• tutkulu ama tehlikeli aşk,
• güvenli ama baskıcı bağlılık,
• sakin ve sadık sevgi.
Bu yüzden roman yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda insan karakteri ve olgunlaşma üzerine bir romandır.