şarkılarını, sözlerini çok beğensem ve karakterin hayatıyla kendi hayatı arasında bağ kurabilsem de kitabı okurken çok zorlandım, sonu da çok klişe bitti. umarım bir sonraki kitabı şarkı sözleri gibi akar ve kendi hikayesine bizi de dahil eder
Kuklası olduğum meseleleri mesele etmeden yaşama kararı aldığım bir dönemde tekrar karşıma çıktın Pinokyo. Çizimlerle desteklenmesi çocukluğuma geri döndürdü, çok büyük bir keyifle okudum.
Beni çok etkileyen veya “kadınların” hakkında “vay be!” diyeceğim hikayeler okumadım. Yazarın dili akıcı, boş zamanda arkadaşınla muhabbet ediyormuşsun gibi bir hisse kapılmak için okunabilir ama pazarlandığı gibi etkileyici bir kitap olarak değerlendiremeyeceğim ne yazık ki. Ama yine de okunmasını tavsiye ederim eğer Türkiye’de evde çalışan kadınların hayatlarından tamamen bihaberseniz.
Şiir ve denemelerden oluşması benim için kitabı daha akıcı kılan bir düzendi. Gecikmiş bir mektup’un okunmasını herkese ayrıca tavsiye ederim. Bizi kalemin ve sesinden mahrum bırakma Jehan :)
Tomris Uyar’ın öykücülüğüne yapılan vurgu, atfedilen ama var olmayan “aşk üçgeni”ni delip geçen bir kurşun...
Jehan’la dertleşip Tomris’i tanıyorsun. En sonundaki psikiyatristle olan diyalog kendimi sorgulamama sebep oldu, dönem dönem tekrar okuyacağım.