deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Greene hiç şüphesiz ihanet, güvenilmezlik ve sahte vaatler konusunda adeta saplantılı bir yazardır, ama ihanetin sadece baş­ka bir şey ondan daha önemli olduğu için önem arz ettiğini bile­cek kadar da dirayetlidir. Henry James üzerine yazdığı 1936 ta­rihli bir makalede şöyle der: "Yozlaşma karşısında azami adaleti sağlayabilmek için kendi masumiyetini koruman gerekir: Değerli bir şeye ihanet edip etmediğinin kendi içinde daima ayırdında ol­malısın."
Sayfa 107·Kitabı okudu
Reklam
Deneyimlemediğimiz şeyleri deneyimlediğimiz şeylerden daha iyi biliyor göründüğümüz durumlardan biri gerçekten de çı­kıp gittiğimiz anlardır.
Sayfa 105·Kitabı okudu
İnsan ancak bir durumdan kurtulamadığı, çıkıp gidemediği takdirde ne olacağını bildiğini düşünüyorsa çı­kıp gitmeye kalkışır. Yani hayatta kalmak için zaruri de olabilen çıkıp gitme isteği, pek çok şeyin yanı sıra kolaylıkla bir tür alimi mutlaklık addedilebilir. Neyin içinde olduğumuzu anlamadan çı­kıp gitmek isteriz. Bu durumun en uç örneğine fobi diyoruz.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Graham Greene "Kayıp Çocuk" başlıklı denemesinde şöyle der: Muhtemelen kitaplar yalnızca çocukluk döneminde hayatımız­da derin bir iz bırakır. Hayatımızın ilerleyen yıllarında okuduk­larımızı beğenir, eğlenceli bulur, onlar vasıtasıyla bazı görüşle­rimizi değiştirebiliriz, ama daha ziyade zaten düşündüğümüz şeylerin teyidini görürüz kitaplarda ... Fakat çocuklukta tüm kitaplar bize geleceği anlatan kehanet­lerle doludur ve kartlara bakıp uzun bir yolculuk veya boğulma yoluyla ölüm gören bir falcı gibi, gelecekte olacakları etkilerler. Sanırım kitapların geçmişte bizi heyecanlandırmaları bundan kaynaklanıyor.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Bir yerden, bir şey­den çıkıp gitmek ferahlık getirebilir ama ölçülemez bir kayıp da yaratabilir: "Dünyanın acılarından uzak durabilirsin, bu ihtimal sana açık ve mizacına da uygun düşer, ama belki de bu uzak du­ruş kaçınabileceğin yegane acıdır," diye yazar Kafka Aforizma­lar'da. Çıkıp gitmek, bize açık olan ve belki mizacımıza da uy­gun düşen bu ihtimal -ki psikanaliz daha sonra buna, bir şeyler­den kaçınma eğilimimizin tıpkı organizma içindeki bir makine gibi ne denli otomatik olduğuna vurgu yaparak "savunma meka­nizması" diyecekti- nihayetinde bir şeyleri kaçırmaktır. Kurtul­manın getirdiği coşku, maruz kalınan kaybı her zaman dengele­mez. Önümüze bakabilmek için neyi ardımızda bıraktığımızı dü­şünmemiz gerekir.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Reklam