İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Keşke insanlar da kitaplar gibi olsalardı.
Bir romanın yarısına gelip de beğenmediğinizi fark ederseniz onu bir kenera bırakıp yenisini bulabilirdiniz. Aynısı filimler ve diziler için de geçerliydi. Öyle yaptınız diye kimse sizi yargılamazdı, vicdan azabı duymazdınız, siz söylemek istemediğiniz takdirde kimse bilmezdi bile. Ama insanlar söz konusu olduğunda sonuna kadar gitmek zorunda kaldırdınız ve ne yazık ki herkes sonsuza dek mutlu yaşamazdı.
Aşağıdaki kayalıkları görmeden uçurumun kenarına bu kadar yaklaşamazdınız; kocam bütün olayı bilmese de bu hafta sonunun aramızda kırılan şeyi tamir etmek için son şansımız olduğunu biliyordu.
Bilmediğiyse; işler planlandığı gibi gitmezse eve sadece birimizin döneceğiydi.
Kimileri evliliğin şaraba benzediğini, yıllandıkça güzelleştiğini söyler ama bence bu biraz da üzümüne bağlı. Diğerlerinden daha güzel yıllarımızın olduğu su götürmezdi, mümkün olsaydı o yılları şişelerdim.