nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup «iyiyim» demenizi beklemeleridir. «berbat hissediyorum.»
kadın düşmanlarının kadınları nasıl aptal yerine koyabildiklerini anlamaya başlamıştım. kadın düşmanları tanrı gibiydiler: incitilemez ve tepeden tırnağa güçlü. yeryüzüne iniyor ve sonra gözden kayboluveriyorlardı. ele geçirmek olanaksızdı onları.
büyükannem ve annem yemek pişirmekte öyle ustaydılar ki, her şeyi onlara bırakırdım. bana sürekli şu ya da bu yemeğin nasıl yapıldığını öğretmeye çalışırlardı. ama ben yalnızca seyreder ve verilen bilgiler bir kulağımdan girip ötekinden çıkarken, «evet, evet, anlıyorum,» der dururdum. sonra da denediğim her şeyi berbat ettiğim için kimse bir daha yapmamı istemezdi.