nefes alamıyorum, manzara soluğumu kesiyor, çok güzel, ama yanımda "ne kadar güzel" diyebileceğim kimse yok.
haykırıyorum: "yalnızım."
yankılanan sesimden gelen yanıt: "ben de."
yaşamaya devam etmem gerek. çocukca da olsa, artık sadece boyun eğerek yaşayamam. bundan sonra dünya ile savaşmalıyım. belki de anne, kimseyle savaşmadan, kimseden nefret etmeden, kimseye ihanet etmeden, güzel ve hüzünlü tarzda yaşamını sona erdirenlerin sonuncusudur. gelecekteki dünyada bunun gibi insanlara yer yok. ölenler güzel; yaşamak, yaşamayı sürdürmek bence çirkin ve kanlı bir iş.
yaşamı sürdürmek tamamen olanaksızmışçasına umutsuzluk veren bir duygu. bir fırtına sonrasında gökyüzünde koşuşan beyaz bulutlar gibi acı veren dalgalar yüreğime çarpıyor. müthiş bir heyecan -korku mu desem?- yüreğimi burkuyor ve soluğumu kesene kadar gitmiyor. zaman zaman gözlerimin önündeki tüm görüntüler kararıyor ve puslanıyor ve bedenimdeki tüm gücün, parmaklanmın ucundan çıkıp gittiğini hissediyorum