Çok huzursuz hissediyorum. Düşüncelerimi susturmak için yazma gereği hissettim fakat hiçbir kelime o günkü acıyı anlatmaya yetmeyecek. Biliyorum benim gibi pek çok kişiyi uyku tutmayacak bugün. Tam iki sene önce bugün uyanmayacakları bir uykuya daldı insanlar. Şanslı insanlardan biriyim ki şu an hayattayım ve bunları yazabiliyorum. O insanlar aileleriyle son kez yemek yemişlerdi, son kez sarılmışlardı sevdiklerine, bebeğinin ayaklarını son kez öpmüştü, o gün evlenmişti bazıları ve bazıları yapayalnızdı evlerinde. Saat 04.17'de unutamadığımız o sese uyandık hepimiz. Etrafımızı aydınlatan tek şey gökyüzünün korkunç rengiydi. Kaçarken çoraplarım bile yoktu ayağımda oysa bir hafta önce pek çok çorap almıştım kendime. Zenginin ve fakirin aynı konuma geldiği bir hâldi. Kimsenin kimseden tek bir üstünlüğü bile yoktu. Telefonların çekmediği, iletişimin olmadığı ne olduğunu anlayamadığımız bir bilinmezliğin içerisindeydik ta ki gün aydınlanana kadar. Hepimizin yüzünde aynı korkunç ifadeyi gördüm. İnternetin çektiği kısa zamanlarda meğer 11 şehri etkilediğini, durumun düşündüğümüzden çok daha kötü olduğunu öğrendik. İnsanın kendini suçladığı, hayatta kaldığına sevinemediği bir mahçubiyet... Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından gelen yardımları gördüm. Biz çok güzel bir ülkeyiz, birlik olmak bize o kadar yakışıyor ki. Enkaz başında bastonu ile dolaşan gözyaşlarını tutmaya çalışan amcayı unutamıyorum. Enkazın etrafında oğlunun ve gelinin sağ çıkma ümidi ile dolanıp duruyordu. Düğün albümleri çıkmıştı ordan, onu gösterdi bana sonradan öğrendim ki onlardan geriye kalan tek şeydi o albüm. "Sesimi duyan var mı?" çığlığı ile oluşan sessizlik... Sarsıntıların içinde duyulan her seste o enkazdan o enkaza koşan koca yürekli gönüllüler... Saniyeler belki de hiç bu kadar hayati önem
Hayat sen yokken de akıp gidiyor.
Her sabah güneş doğup batıyor.
Kuşlar aynı şarkıyı söylüyor.
Ben üzgünüm diye durmadı dünya.
Sensiz de nefes alıyorum.
Hatta gülüyorum bazen.
Sonra sen geliyorsun aklıma.
Acı bir tebessüm oluşuyor.
Sensiz de geçiyor günler.
Ama senleyken daha güzeldi dünya.
Güneş daha parlaktı.
Gecenin sessizliği daha anlamlıydı.
Şimdi sen çok uzaktasın.
Dün bir güvercinle selam gönderdim sana.
Belki de bu sabah çatında ses çıkaran güvercindi.
Kızma seni uyandırdı diye.
— ENA
“Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız… Karanlığın olmadığı yer, düşlenen gelecekti; hiçbir zaman göremeyeceğimiz, ama belli belirsiz de olsa paylaşabileceğimizi sezdiğimiz gelecek.”
"Geleceğe ya da geçmişe, düşüncenin özgür olduğu, insanların birbirlerinden farklı oldukları ve yapayalnız yaşamadıkları bir zamana; gerçeğin var olduğu ve yapılanın yok edilemeyeceği bir zamana..."