bu aralar gogsumde oyle bir agri var ki gecmek bilmiyor. mecazi anlamindan bahsetmiyorum. bir zamanlar buraya bir soz yazmistim, 'nefes alamiyorum, aldigim nefesler gogus kafesimi kiriyor, kirilan kemikler kabime batiyor.' diye. tam olarak onu yasiyorum. hicbir sey tetiklememesine ragmen oyle bir agri giriyor ki olecegimi hissediyorum, hareketlerimi kisitliyor. bu satirlari da gogsumun uzerine tas koyulmuscasina agrirken yaziyorum. eskisi kadar sinav ve mekik cekemiyorum ve basketbola kendimi veremiyorum. kosarak gittigim idmanlar icin yataktan kalkasim bile gelmiyor. cok yorgun hissediyorum ve ne kadar uyursam uyuyayim bu yorgunlugu geciremiyorum.
bir denizin ortalarinda bir yerdeyim. hicbir kiyi gorunmuyor gozume, sadece icinde bulundugum su ve ucsuz bucaksiz gokyuzu. yuzuyorum yuzuyorum ama denizde dalga olmamasina ragmen geriye surukleniyorum, adaya ulasamiyorum. deniz beni copmuscesine karaya vurmaya calisiyor, cesetleri su yuzune bile cikarmazken. bazen yuzmeyi birakip o cesetler gibi denizin derinine gomulmek istiyorum. sonra denizin dibinden yildizlari goremeyecegimi hatirliyorum.
bir agac buyutmusum, bana oksijen olsun diye. dibine oturdukca zehir soluyorum sanki. agaci kestim, koklerini kopardim artik. o agaci buyuttugum yerde ot bile yetismiyor.
bakiyorum bazen ellerime, kan icindeler. ne kadar yikarsam yikayayayim, ne kadar denizde yuzersem yuzeyim gecmeyen kanlar. yara bantlari yetmiyor artik ellerime. ceplerimdeki yara bantlari bittigi icin haftada bir yara bandi almaya gidiyorum. yara bantlarini yapistirirken bana donup 'senin ihtiyacin yok ki' diyorlar, gormuyorlar. kan icinde olmayan bir yerim kalmamasina ragmen 'hani ne kani?' diye soruyorlar, farkedilmiyor mu?
kan kustugumu zannediyorum ara ara, gozlerimin kanlandigini.
ya cok uyuyorum ya hic