dönüp geriye baktığımda,fazla güzel bir şey yok.vardı,olabilirdi ama olmadı.bilmiyorum yani bana öyle geliyor.öte yandan bütün bunlara rağmen yaşamaya değer.ama beni hayata bağlayan çok az bağ var.işte o bağlardan biri sensin evgenia.seni özlemek güzel şey.beni hayata bağlayan,hayatın hâlâ yaşanabilir olduğunu kanıtlayan duygulardan biri seni özlemek.seni özleyememekten korkuyorum.daha kötüsü senin beni özleyememenden korkuyorum.o zaman,yaşamak için elimde çok daha az nedenim kalacak.
evgenia böyledir işte.birini sevdi mi,gülümsemesini,bedenini,ruhunu öylece bırakır ona,birini sevdi mi sonuna kadar inanır.hayat,acı deneyimlerle bunu yapmaması gerektiğini defalarca gösterse de insanlara inanmaktan vazgeçmez.onu uyarmaya kalktığımda,"ne yapayım yani" der,"sevdiklerime,dostlarıma,arkadaşlarıma inanmazsam,yaşamın ne anlamı kalır?doğru,kimi zaman sevdiklerimin ihanetine uğrarım,kimi zaman arkadaş bildiklerimce arkadan hançerlenirim,kimi zaman hayal kırıklıkları yaşarım ama dostlarımdan asla vazgeçmem.onlardan vazgeçersem,yaşamaktan vazgeçmiş gibi olurum.sevdiklerin olmadan,paylaşmadan yaşamanın ne anlamı var?bana kızma ama nevzatçım,kendini aptal gibi hissetmek,yalnız olmaktan daha iyidir."