tuanna

bizi bıraksalar.ben onun dizlerine yatsam.içgüdülerimizle gövdelerimizi tanısak.birbirimizi sevsek.doğanın geliştireceği sevgi içinde büyüsek.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
bilmiyorum,çünkü benimle gerçek anlamda hiç konuşmadın.hep kendinden emin,hep kendi sorunlarıyla başa çıkan,hep bana gülümseyen bir adam oldun.bana hiç yaranı göstermedin,acını hiç fark ettirmedin,zayıflığını hiç hissettirmedin,sorunlarını hiç anlatmadın.çünkü beni umursamadın.oysa ben,seni tuttuğun yasla sevdim nevzat,acılarınla.
haklıydın.yanlış olan bendim,hayatı hep başkalarıyla birlikte düşünüyorum.bu,doğru değil.sevgili,arkadaş,dost,aile,hepsi bir yere kadar;tek gerçek,yalnızlığımız.
şu dünyada iki tür insan vardır.gördüğüne inananlarla,gördükleriyle yetinmeyip gerçeği arayanlar.ikinci türden insanlar,duyduklarıyla,gördükleriyle yetinmezler,gerçeği bulmak için hep yeni deliller ararlar.kendi inançlarını,kendi düşüncelerini,kendi dünyalarını yıkmak pahasına da olsa,korkunç da olsa olayların perdelediği gerçeği bulmaya çalışırlar.gördüğüne inanan ilk türden insanlara gelince,onlar hayata,olaylara bakarken gerçeği değil,inandıklarını doğrulayacak deliller ararlar.yaşananların içinden kafalarındaki düşünceyi onaylayacak olanları cımbızla çekip alırlar.çünkü başka türlüsüne inanmak,onların inançlarını,düşünce tarzlarını,dünyalarını yıkacaktır.dünyalarının yıkılmasını göze alamazlar.bütün o cesur havalarına rağmen,aslında içlerinde büyük bir korku vardır.onları yönlendiren bu korkudur işte.korktukları için hata yaparlar.
inanç evreninde yola çıkan biri için mantık,kötü bir kılavuzdur.inanmak için içgörünüzün gelişmesi gerekir.beş duyunuzun algılayamayacağı şeyler vardır.yusuf bunu anlamıyordu.gerçeği sadece mantığıyla arıyordu,duyularıyla.gerçeğe ulaşmanın tek yolunun,görmek,işitmek,dokunmak,tatmak,koklamak olduğunu sanıyordu.yani kullandığı yol yanlıştı.onlarla gerçeğe asla ulaşılmaz.ben,bunu anlatmaya çalıştım.