belki de her şeyi bırakıp kaçmalı.kasabadan,ülkeden ayrılıp yepyeni bir yere gitmeli.bağlanmak tüm acıların kaynağıdır,budistler öyle diyor.şimdi ve eskiden sahip olduklarına,bildiğin hayata,gerçekte sevdiğin bir avuç insanla yere tutunmak ve bırakmamak.asla pes etmemek,asla kabul etmemek,sürekli tuzağın derinlerine düşmek,daha sıkı tutunmak,daha fazla sevmek ve nefret etmek.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
başkalarının talepleri bitmez,yalnızca çoğalır.hep daha karmaşık,daha zordur.bu da,diye düşünüyor,daha çok hayat,hayatın hep daha fazlası demenin bir başka yolu.
hayat,nihayetinde,içine hapsolduğu ağdan kurtulmuş falan değil.hapsolduğu ağdan kurtulup özgürleşen hayat diye bir şey yok:hayatın kendisi o ağ,insanları yerli yerinde tutuyor,olayları anlamlı hale getiriyor.kısıtlamaları paramparça edip anlamsız bir varoluşu sürdürmek mümkün değil.insanlar,başkaları olanaksız kılıyor bunu.fakat başkaları olmasa da hayat da olmaz.yargılama,kınama,düş kırıklığı,çatışma:insanlar birbirleriyle bağlarını bu araçlar sayesinde sürdürüyor.
artık kendi geleceğini gözünde canlandıramaz oluyor:yalnızca bundan beş yıl sonrasını değil,beş ay,hatta beş hafta sonrasını bile göremez hale geliyor.her şey karmakarışık bir hal alıyor.bunların hepsi tek bir kişi için,ikiniz arasındaki ilişki uğruna.o ilişkinin düşüncesine duyduğunuz sadakatten.bunun ışığında,başka önemli şeyleri eskisi kadar umursamaz hale geliyorsunuz:ailenizin saygısını,meslektaşlarınız ve tanıdıklarınızın hayranlığını,hatta en yakın arkadaşlarınızın anlayışını bile.
evet,seni arıyordum ama yalnızca görmek ve yakınında olmak istemiştim ve aslında fiziksel olarak birbirimize yakın olduğumuz,göz teması kurduğumuz,bir süre için birbirimizin soluklarını içimize çektiğimiz sürece ikimizin de ne söylediğinin önemi olmayacaktı.