Onun gibi ruhlar artık yanlarında bir danışman, bir tırabzan, bir korkuluk olmadığını hisseder hissetmez kaybolduklarını sanırlar. Ayrıca başkalarının kendilerinin vazgeçtiği özgürlüğe sahip olmasını kaldıramazlar ve sevginin onlara sunmaya hazır olduğu her şeyi zorla ele geçirmek isterler.
Nasıl olur da tam olarak aynı hayatı yaşayan ve birbirini seven iki varlık birbirlerine karşı böylesine gizemli ve aralarına duvar örülmüş gibi kalabilir (ya da bu hâle gelebilir) diye düşünüyordum. Bu durumda, ister diğerine hitaben sarf ettiğimiz, ister diğerinin bize hitaben sarf ettiği sözler, bizi bu ayrıştırıcı ve uyanık olmazsak kalınlaşabilecek duvarın direnci konusunda uyarmak için hüzünle çınlayan darbelerin yoklaması gibi geliyordu...