İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür,. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız... Yalnız...
O yüzden değil mi, içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız...anlatsam mı, anlatmasam mı kararsızlığımız, bu sevgi beni acıtır mı kuşkularımız.
Platon'un vardığı sonuç özetle şudur: Ad nesnenin sesle taklididir. Başka bir deyişle yaratıcı için, 'mükemmel ressam' için ad koymak onu vücuda getirmek, 'resmetmektir.' Ad, nesnesinin doğal özelliğidir; onun doğasını sesle taklit eder; tıpkı nesnenin de idealar evrenindeki ideasının bir taklidi oluşu gibi dernek ister Platon. Bu durumda adların şeylere doğalarını açıklamak için verildiği kabul edilmektedir. Adı bilmek, nesneyi de bilmek anlamına geliyordu; çünkü adın doğası ile nesnenin doğası birbirini yansıtıyordu.