Utku

Barbar Türk Kadınlarına (!) Hayran Kalan İngiliz Kadını
Mary Wortley Montagu, (İngiltere tarafından İstanbul'a elçi olarak atanan Edward Wortley Montagu'nun eşi) ziyarete gittiği bir evde gördüğü hanımı şöyle anlatıyor: "Bizce barbar tanınan bir memlekette (!) doğduğu hâlde, davranışları o derece asilâne, ve aynı zamanda o kadar tabii ki, onu Avrupa'nın en muhteşem tahtlarından birine oturmuş görenler eminim ki, kraliçe olmak için doğmuş, zannederler. Güzelliği İngiltere'deki güzellerin hepsini gölgede bırakır". (Övgüleri sadece bu kadına değil diğer Türk kadınlarına da sürüyor.)
Sayfa 67 - Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kemalist Türkiye'de Aşiretle Mücadele Üzerine
Kütahya Milletvekili Naşit Hakkı Bey, daha sonra yasayla aşiret ayrıcalıklarının kaldırılması konusuna geliyor ve yasayı "devrim önlemlerini alıyor" diye tanımladıktan sonra şöyle savunuyor: "Bu vatan üzerinde sınıf ve çelişki yaratmak için bizim ilkelerimizi tanımayanlarla savaş çok sert oldu. Çeşitli silahlı başkaldırmalar, irtica hareketleri, dağ başlarında soygunculuk ve saldırılar genellikle aşiret ruhunda beslendi. Devrim yönetimi, halk ile devlet arasında nüfus ticareti yapan, halkın kanını emen, ırzına, malına ve hayatına hükmedenlerle korkusuzca çarpıştı ve bu devletin iştirak kabul etmez varlığını hepsine tanıttı."
Sayfa 96 - Tekin Yayınevi, 7. Basım, 1994.·Kitabı okudu
Darbe ve İhtilal
Devletin süregiden düzen ve varlığını sıkıntıya sokup doğal akışı bozup tehdit eden, haklı veya haksız, darbeler ve ihtilallerdir. Şayet bir devletin hükümetine bağlı yasayla silahlandırılmış ordusu veya emniyet kuvvetleri kendi devletlerinin hükümetine ve rejimine karşı silahlı bir harekete kalkışırlarsa bunun adı "darbe"dir, ihtilal değil. İhtilali halk yapar. Toprağın da, kaynakların da, özgürlüğünün de gerçek ve tek sahibi olan halk, artık mevcut yönetim yapısından sıtkı sıyrıldığında, hiçbir zorlama olmadan evinden, dükkânından; baltayı, kazmayı, demir çubuğu ve sopayı kapıp sokağa dökülürse, başarılı olur veya olmaz; işte bunun adı ihtilaldir. Voltaire'in dediği gibi, "İhtilal yapılmaz, gelir."
Sayfa 58·Kitabı okudu